Alevilerin Kanayan Yarası Hakka Yürüme Erkanı: Alevi Doğup Sünni Ölüyoruz

PİRHA – Narlıdere Cemevi’nde dedelik yapan Baba Mansur Ocağı Piri Ali Tekin, Aleviliğin asimilasyonunun 60’lı yıllarda göç ile başladığını belirterek şehir Aleviliğine dönüşüldüğünün altını çizdi. Tekin, en büyük asimilasyonun hakka yürüme erkanında yaşandığına dikkat çekerek, “Biz Alevi doğup Alevi yaşıyoruz ama Sünni ölüyoruz” dedi.

Alevilerin Kanayan Yarası Hakka Yürüme Erkanı: Alevi Doğup Sünni Ölüyoruz

PİRHA – Narlıdere Cemevi’nde dedelik yapan Baba Mansur Ocağı Piri Ali Tekin, Aleviliğin asimilasyonunun 60’lı yıllarda göç ile başladığını belirterek şehir Aleviliğine dönüşüldüğünün altını çizdi. Tekin, en büyük asimilasyonun hakka yürüme erkanında yaşandığına dikkat çekerek, “Biz Alevi doğup Alevi yaşıyoruz ama Sünni ölüyoruz” dedi.

M.GÜLTEKİN
M.GÜLTEKİN
23 Ağustos 2019 Cuma 01:22
Alevilerin Kanayan Yarası Hakka Yürüme Erkanı: Alevi Doğup Sünni Ölüyoruz



Alevililik ve Alevi inancının asimilasyon sürecini değerlendiren Baba Mansur Ocağına bağlı Narlıdere Cemevi dedesi Ali Tekin, hakka yürüme erkanındaki asimilasyon süreci ve dede talip ilişkisine de değindi. Tekin, dedelik makamının önemine vurgu yaparak birçok dedenin emekli olduktan sonra dedelik yapmaya başladığını, daha çok da kitap dedeliğinin başladığını kaydetti.

“ALEVİLİK SÜREĞİNDEN UZAKLAŞILIYOR, ŞEHİR ALEVİLİĞİNE DÖNÜŞTÜK”

Ocakta yetişen eğitimli dedenin olmadığından dolayı yüzeysel bir Aleviliğin olduğundan yakınan Tekin, çağın farklılaştığını belirterek en büyük sorumluluğun dedelere düştüğünü ifade etti. Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada en büyük yük dedeye düşüyor. Dede kendini yetiştiremediği için talibini de yetiştiremiyor, eksik kalıyor. Yola erkana olan bağlılığın süreğinde hızlı bir zayıflama başlıyor. Temelden gelen Alevilik süreğinden biz uzaklaşıyoruz. Şehir Aleviliğine dönüştük. Sadece adımız Alevi. İçlerimizde Alevilik yok. Alevilik deyince bugünkü insanlarımızın aklına deyiş söylemek, semah dönmek, güzel bağlama çalmak geliyor. Oysa Alevilik bu değil bunları bizim ritüllerimiz. Alevilik doğruya, dürüste, hoşgörüye, sevgiye bağlanmak ve teslim olmaktır. Bunları yaşayamazsanız buna Alevilik denmez. Alevilik her şeyden önce ikrar kapısıdır. Neye ikrar verecektir, sevgiye, doğruya, dürüstlüğe, birlik ve beraberliğe toplumsal yaşamaya ikrar verecektir. Biz bunu Alevilik içerisinde musahiplik kapısıyla, kirvelikle bağlamışız, nikahla ikrarı bağlamışız. Bunlar bizim erkanlarımız. Erkanlarımızda da bir bağlılık söz konusu. Doğumdan ölüme kadar bu erkanlar içerisinde geleneğimizi sürdürdüysek bugün de öyle olmamız gerekiyor. Fakat hepsi artık biraz yapmacık olmaya başladı, inandırıcılığını yitirdi, Alevilik yapmıyoruz, Alevicilik yapıyoruz. Bunun için de Alevilik olabildiğince kendi özünden uzaklaşıyor.”

“CEMLER TİYATRODAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL”

60’lı yıllardan sonra başlayan hızlı göç ile birlikte Alevilere yönelik asimilasyon da artarak devam etti. Dede talip ilişkisini de zayıflatan göç, taliplerini gezen dedeyi yalnız bırakarak dedelerinde şehre göç etmesini sağladı. Taliplerini gezen dedelerin şehirlere göç etmesiyle birlikte talibinin yolunu kaybettiğini üzülerek söyleyen Tekin, dedelerin kendi özünden uzaklaştığını ve dedeliğin bayağılaşmaya başladığını sözlerine ekledi. Tekin, çevre baskısının da talibi geleneklerinden uzaklaştırdığını belirtti.

Alevi gençlerinin de dedelerinden pirlerinden ve geleneklerinden uzaklaşarak her şeyi sosyal düzen üzerine sosyalizm üzerine kurmaya çalıştıklarını belirten Tekin, gençlerin Alevilik içinde var olan sosyal yapıyı tespit edemediklerini kaydetti.

Aleviliğin her yönüyle asimile olduğunu söyleyen Ali Tekin, eleştirilerini şöyle sıraladı;

“Örneğin cemleri düşünelim; tiyatrodan başka bir şey değil. Dedeler sanatçı olmuş, talip de seyirci olmuş. Ruhaniyetten uzak bir cem ritüeli başlıyor. Dede bir sanatçı gibi farklı farklı sazlarla çıkıyor, her şeyi notayla söylemeye çalışıyor, o aşktan uzaklaşıyor. Aşktan da uzaklaştığı için cem bir konser havasında geçiyor. Cem cemlikten çıkıyor. Oysaki benim çocukluğumda ceme girildiğinde insan oraya ruh haliyle girip çıkıyordu. Şimdi böyle bir şey yok. Şimdi o aşkı talibe veremeyen dede sanatçı gibi görülüyor. Haklı olarak talip diyor ki bu dedenin sesi de güzel sazı da güzel. Artık biz o deyişlerin duaz imamların, nefeslerin iç anlamını dinlemiyoruz. Sadece kulağımıza tınısı hoş gelen o söylemi ve sazı dinliyoruz.”

“BİZ ALEVİ DOĞUP, YAŞIYORUZ AMA SÜNNİ ÖLÜYORUZ”

Aleviliğin her yönüyle asimile olduğunu kaydeden Tekin, özellikle hakka yürüme erkanında yaşanan asimilasyonun Aleviliğin kanayan yarası olduğunu söyledi.

İki yıl önce kurulan Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu da hakka yürüme erkanının düzenlemesini yaptı. Her bölgede düzenlenen hakka yürüme erkanı konferanslarıyla asimilasyonun önüne geçmek amaçlandı.

Tekin de ABF İnanç Kurulu içinde Ege Bölge Sorumlusu olarak hizmet yürütüyor. Hakka yürüme erkanının Alevilerin kanayan yarası olduğunu söyleyen Tekin, “Biz Alevi doğup yaşıyoruz ama Sünni ölüyoruz. Özümüze hakka dönüşümüzü Sünnilikle bizden olmayan bir ritüelle gidiyoruz. Burada kamil olan dedelerimiz ve pirlerimiz şunu ortaya çıkardılar; her toplum kendi ibadet şekline göre yapıyorsa Aleviler neden kendi ibadet şeklinin dışında bir ritüel uyguluyorlar. Bir kural getirmişler. Cemdeki duruşumuzu hakka yürüme erkanında da göstermeliyiz. Neden hakka yürüme erkanı diyoruz; ölüm kelimesini kullanmıyoruz. Bin yıllık Anadolu tabi bize ölümü de öğretti. Adını da ezberletti nasıl ki ‘amin’i ezberlettiği gibi. Oysaki gerçekler ölmez don değiştirir her şey özüne döner.” ifadelerini kullandı.

“İZMİR’DE DEDELER BİRLİĞİ KURMAK İSTİYORUM”

Çevre baskısından dolayı cenazeleri başka bir inancın ritüeliyle kaldırdıklarını kaydeden Tekin, bin yıllık alışkanlığı atmanın kolay olmadığını ama ABF İnanç Kurulu’nun buna öncülük ederek başlattığı çalışmanın önemine vurgu yaptı.

Ege bölge sorumluluğunu alan Tekin, İzmir’de bulunan cemevleri ile bu konuda toplantı yapacaklarını belirterek, dedeler birliği kurmayı hedeflediğini söyledi. Pir Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu dedeler kurulunun içerisinde ehli kamil, yol erkan yürüten, hakka yürüme erkanını yürüten, cem erkanı yürüten Aleviliğin tüm inançsal ritüellerini yapan dedeleri de yukarı taşımak. Orada onların hizmet yapmasını sağlamak. Bugün yukarıda yapılan inanç kurulu içerisinde ahbap çavuş ilişkisi doğuyor ister istemez. Çünkü talip yok, bu hizmete talip olacak dede yok. Orada bir liste hazırlanıyor isim yazılıyor ama birbirimizi çok iyi tanımıyoruz. Yazışmaların yapıldığı bir sayfa var orada görüyorum Aleviliğin ağzına yakışmayan sözler kullanılıyor. Bugün yabancı kelimeleri, ritüelleri içimize aldığımız zaman kendi elimizle kendimizi hızlı bir şekilde asimile ediyoruz.  Nereden geliyor; ocak terbiyesi almayan dedelerimiz biraz kendilerini kontrol etmeleri lazım. Bu işi ben yapacağım, benden iyi yapan olmaz anlayışı değil bu işi en güzel yapanların etrafında kümeleşmemiz gerekir. Hizmeti en iyi yapan dedelerimizle bir araya gelmemiz lazım. Alevilerin hakka yürüme erkanları Sünni cemaatinin yaptığı gibi olmamalı.”



PİRHA/İZMİ

 

Son Güncelleme: 23.08.2019 01:32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.