Demirtaş’tan Kılıçdaroğlu’na, Buldan’dan İmamoğlu’na yürekli kadınlar yan yana durursa..

Bir fotoğraf karesi… Kadınlar yan yana…

12 Ocak 2020 Pazar 10:37
Demirtaş’tan Kılıçdaroğlu’na, Buldan’dan İmamoğlu’na yürekli kadınlar yan yana durursa..

Murat Sabuncu

Murat Sabuncu

mmurat.sabuncu@hotmail.com

Güçlü, umutlu ama aynı zamanda Türkiye’nin ‘acı’ tarihine kişisel olarak da şahitlik etmiş, mücadele vermiş kadınlar yan yana…

Başak Demirtaş…

HDP’nin eski eş başkanı Selahattin Demirtaş 3 yılı aşkın süredir ‘türlü hukuki gerekçelerle ’ Edirne’de cezaevinde tutuluyor. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi Demirtaş hakkındaki dosyanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde karara bağlanmasına az bir zaman kala oybirliği ile tahliye kararı vermişti. Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Demirtaş’a tahliyesine karar verilen dosyadaki bir konudan ayrı bir dava açılarak tutuklu kalması sağlanmıştı. Demirtaş yargılandığı davalarda ya da içeriden verdiği söyleşilerde sözünü esirgemiyor. Demirtaş içeride mücadele ederken eşi Başak Demirtaş dışarıda onun en önemli dayanaklarından biri. 3 yılı aşkın bir zamandır her hafta Diyarbakır’dan Edirne’ye eşine ziyarete gidiyor. Yüzündeki gülümsemeyi hiç eksiltmeden sadece kendi eşi değil haksız yere cezaevinde olan başkalarının da hakkını savunarak konuşuyor, mücadele ediyor.

Pervin Buldan..

HDP Eş Başkanı. Eşi Savaş Buldan 3 Haziran 1994’te kaçırılarak öldürüldü. Adının ‘öldürülecek Kürt işadamları listesinde’ olduğu mahkeme kayıtlarında yer aldı. Pervin Buldan kendi acısını içinde yaşayıp  başkalarının acılarını dindirmek için siyasete girdi. Babasının öldürüldüğü gün doğan kızı Zelal Buldan’ın şu paylaşımını not düşmek gerekir:

 “Hayallerimde yaşamakla kalmak istedim hep, birlikte hayal kuralım istedim. Bir hayal. İmkansız ama birlikte uzanıp düşlediğimiz masmavi bir hayal. Kokunu bilmek istedim hep, bir babanın kokusunu. Babamın. Bir kez olsun sarılmak istedim sana hep. Sımsıkı, içten bir sarılış. Tıpkı rüyamdaki o an gibi. Sahi, nasıl bir histir acaba seninle sarılmak? Bir fotoğrafımız olsun istedim hep. Ben, sen, annem ve abim. Bir aile fotoğrafı, basit ve sıradan. Bir küçük fotoğraf ve yanımda duran kanlı canlı sen. Anı ölümsüzleştiren bir fotoğraf ölümü de hissizleştirebilir mi?”

Hüda Kaya

HDP milletvekili…28 Şubat sürecinde, başörtülü olduğu, bunun mücadelesini verdiği için üç kızıyla cezaevinde yattı. Cezaevinde hakkında istenen ‘idam cezasını’ bir gazetenin sürmanşetinde gördüğü ‘başörtüsüne idam’ haberiyle öğrendi. İnsanların inançları yüzünden tercih ettikleri giyimleri yüzünden ayrıma uğradığı o günler geride kaldı ama şimdi başka tercih ve görüşlerin zulme uğrama dönemi. O da kimseyi ayırmadan herkes için hak mücadelesi veriyor. Durumu şöyle anlatıyor:

"Bugünkü iktidarın politikaları ile sadece 28 Şubat'ta olduğu gibi halkın belli bir kesimine ait bir zulüm yok, şu anda genelleşmiş ve toplumun her kesimine sirayet etmiş büyük bir zulüm yaşanıyor. "(BBC)

Selvi Kılıçdaroğlu

Eşi Kemal Kılıçdaroğlu gibi Dersimli…

Sözünü esirgemeyen, ‘Adalet Yürüyüşü’ dahil memleketin sorunları söz konusu olduğu zaman harekete geçen bir isim.  Dile, kimliğe sahip çıkan bir duruşu var:  

"Bulunduğum coğrafya nedeniyle siyasete ilgimin olmaması gibi bir şey söz konusu değil, Dersim’den beş yaşında çıktık Ankara’ya geldik. Farklı bir dil konuşuyoruz, anadilimiz Zazaca sonuçta. Dil farklı, şehir farklı, çok büyük olmasa da zorluklar yaşadık. Annem Türkçe’yi benimle öğrendi. Ama en çok düşündüren ve şaşırtan aynı memlekette yaşamamıza rağmen birbirimizi tanımadığımızı gördüm. Bu yaşımda hala Türkiye’nin şehirlerini dolaştıkça gördüğüm farklılıklar, etnik kimlikler şaşırtır, ki ben Dersim bölgesinden geliyorum.’’ (Artı Gerçek)

Gülten Kaya

Her görüşten milyonları aynı anda etkileyen kaç ses vardır ki? Ahmet Kaya o seslerin başında gelir. Ama kendi dilinde, Kürtçe söylemek istediğinde karşısına dikilirler. Memleketten uzakta memleketi özleyerek erken gider…Ama şarkıları yüreklerde, sesi kulaklarda olmaya devam eder. Gülten Kaya eşi gibi nerede acı ve haksızlık varsa orada olan bir kadın. Eşini anlattığı bir söyleşisinde ‘acılar’ üzerine konuşmuştu:

"Acıtanın değil, acıtılanın yanında, merkezde değil çevrede, erkin yanında değil, sokağın içinde, yok sayılanın, hırpalananın yanında durarak. Keşke siyaset de sokak da böyle baksa hayata. İyileşiriz o zaman"

Canan Kaftancıoğlu

CHP’nin davalara, cezalara konu olan ama geri adım atmayan İstanbul İl Başkanı. Eşinin babası gazeteci, halk kültürü uzmanı Ümit Kaftancıoğlu 1980 yılında hedef gösterilmiş ve öldürülmüştü. Toplumsal Bellek Platformu’nda faili meçhul, aslında bilinen pek çok ismin gerçeği aydınlatılsın diye çabaladı. Şimdi de siyasette bu çabayı sürdürüyor.

Cumartesi akşamı…Kenter Tiyatrosu’nda Selahattin Demirtaş’ın ‘Devran’ kitabının okuma tiyatrosunda bu yürekli kadınlar yan yana durdu. Kısa sürede siyasetin önemli isimlerinden biri haline gelen Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu da oradaydı. Sahnede Jülide Kural, Ömer Şahin ile başarılı, duygusal bir performans sergiledi. Saz, gitar ve sesleri yüreğe işleyen Talat Yeşil ve Cemal Özkan herkesi duygulandırdı.

‘Venceremos’ ile başladı gece ve onunla sona erdi. Sırrı Süreyya Önder, Mithat Sancar, Garo Paylan, Kadir İnanır da gecenin katılımcılarındandı. Ama benim en çok dikkatimi çeken gençler ve kadınlar oldu. Umutlu, dimdik, korkusuz gençler ve kadınlar…

Son Güncelleme: 12.01.2020 10:40
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.