DURSUN ÇİCEK : ADALET KURULTAYI KUMPAS DAVALARI ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU

1- GENEL TESPİTLER: 01.01- Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, Poyrazköy, ODATV, Fenerbahçe Davası gibi farklı isimlerle kurgulanan kumpas davalarında işlenen hukuk cinayetleri ve masum cumhuriyet aydınlarına yapılan maddi ve özellikle manevi işkenceler Türk Adalet sisteminde kara bir leke olarak yerini almıştır. Bahse konu kumpas davalarını planlayan ve acımasız bir şekilde icra eden açıkca insanlık suçu işleyen üç fail vardır.

DURSUN ÇİCEK : ADALET KURULTAYI KUMPAS DAVALARI ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU

1- GENEL TESPİTLER: 01.01- Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, Poyrazköy, ODATV, Fenerbahçe Davası gibi farklı isimlerle kurgulanan kumpas davalarında işlenen hukuk cinayetleri ve masum cumhuriyet aydınlarına yapılan maddi ve özellikle manevi işkenceler Türk Adalet sisteminde kara bir leke olarak yerini almıştır. Bahse konu kumpas davalarını planlayan ve acımasız bir şekilde icra eden açıkca insanlık suçu işleyen üç fail vardır.

Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
01 Eylül 2017 Cuma 00:32
DURSUN ÇİCEK :  ADALET KURULTAYI  KUMPAS DAVALARI ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU

01.01.01- Birincisi; bu hukuk cinayetlerinin tetikçiliğini yapan, polis, savcı, hakim, gazeteci gibi kimliklerin arkasına saklanan Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü-FETÖ militanları ve arkalarındaki adı geçen terör örgütü. 


01.01.02- İkincisi; Kumpas davalarında hukuk cinayetlerinin işlenmesi için hukuki ve yasal zeminleri hazırlayan, FETÖ militanı canilere her istediğini veren, bu kumpas davalarında savcı rolü ile FETÖ militanlarını sonuna kadar azmettiren, milli ordusuna ve cumhuriyet aydınlarına kumpas kurulmasına yıllarca destek veren siyasi iktidar.


01.01.03- Üçüncüsü ise; ilk iki suç ortağını bir araya getiren, Büyük Ortadoğu Projesi-BOP ile bölgede ılımlı islam projesi adı altında iç savaçları, hukusuzluk ve adaletsizlikleri planlayan, Irak ve Suriye'yi parçalayarak iç savaşa sürükleyen ve FETÖ militanları ile siyasi iktidarı kumpas davaları için eğiten ve azmettiren emperyalizmin bayraktarı ABD'dir.


01.02- Başta ABD olmak üzere emperyalist güçlerin Irak Harekatı sürecinde 01 Mart Teskeresi ile Türkiye topraklarının bu harekatta daha yoğun olarak kullanılmasını engelleyen TBMM kararından sonra ülkemizde başta TSK olmak üzere milli güçleri yıpratma, kumpas davaları ile itibarsızlaştırma ve baskı altına alma amaçlarına hizmet eden FETÖ ve siyasi iktidar ne yazık ki bu emperyalist kumpasın failleri arasında yer almıştır. FETÖ'nün eli kanlı bir terör örgütü olduğu ve sadece emperyalizmin hizmet hareketi haline geldiği 15 Temmuz'daki kanlı ayaklanma ve adrbe girişimi ile inkar edilemeyecek derecede somutlaşmıştır.


01.03- FETÖ liderini ve militanlarını Türkiye'ye iade etmemek için bahaneler uyduran emperyalistler, Irak ve Suriye'den sonra ülkemizde iç savaş çıkarmanın yollarını aramaya başlamıştır. Yıllarca eli kanlı PKK Terör örgütünü kullanarak TÜRK-Kürt çatışması çıkarmayı, Sivas-Kahraman Maraş-Çorum gibi kışkırtmalarla Sunni-Alevi ayrışmasını, 15 Temmuz kanlı dabe girişimi ile TSK içinde darbeye destek veren veya vermeyen askerler şeklinde önce TSK içinde daha sonra ülke genelinde bölünme ve ülkemizde iç savaş çıkarmayı hedefleyen emperyalizm, Mustafa Kemal Atatürk'ün bu ülkede hakim kıldığı milli birlik ruhu ve cumhuryetin yetiştirdiği sağ duyulu aydınlar sayesinde bu tuzakları asgari zararla atlatmasını bilmiştir.


01.04- Bütün bu kışkırtmalar, hainlikler ve kumpaslara rağmen Türk Milleti daima uyanık olmak zorundadır. Çünkü emperyalistler ve onlarla işbirliği içinde olan yerli hainler tuzaklara ve kumpaslara devam edecektir. Bu saldırılara karşı en tehlikeli senaryo iç savaştır. Irak ve Suriye örneğinden sonra iç savaşın ne kadar yıkıcı ve telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açtığını bu aziz millet ve sadece milli çıkarlara göre hareket eden cumhuriyet aydınları çok iyi görmüştür. Sorumluluğu ve suçu emperyalistlere ve onların işbirlikçisi FETÖ, PKK, İŞİD gibi eli kanlı terör örgütlerine, siyasi çıkar ve istikbal için emperyalizme hizmet eden siyasi iktidarlara atarak bu hazin sonuçtan kurtulamayız. Her zaman sağ duyu içinde olmalı, iç savaşa giden yolları kapatmalı, milli duruş ve cumhuriyet değerlerinden uzak siyasi iktidardan kurtulmanın, ülkemizde cumhuriyetçi ve Atatürkçü milli güçlerin güç birliği içinde ilk seçimlerde yerelde ve genelde tekrar iktidara gelmesinin yollarını bulmalıyız. Bu kapsamda "Anayasa Oylaması, Adalet Yürüyüşü ve Adalet Kurultayı" ile oluşan yeni siyasi ortamı ve dayanışmayı kurumsallaştıran, süreklilik kazandıran ve eyleme dönüştüren, "İKTİDAR PLANI" başlığı altında hazırlanan taslak çalışma EK-1'de bu kapsamdaki çalışmalarda kullanılmak maksadıyla  inceleme ve değerlendirmeye sunulmuştur.


02- ÇALIŞTAYDA YAPILAN AÇIKLAMALAR:


02.01- Adalet Kurultayı'nın ilk günü Çanakkale'de 26 Ağustos günü saat 14.00-17.00 arasında yapılan "Kumpas Davalarında Adalet" adı altında Ergenekon ve Balyoz adı verilen kumpas davaları mağduru İstanbul CHP Milletvekili Dr. Dursun ÇİÇEK'in koordinatörlüğüde icra edilen çalıştayda kumpas davaları mağdurları ile yakınları ve hukukçular söz almıştır. Bahse konu konuşmalar, tespit ve öneriler EK- 2'de takdire sunulmuştur. 


02.02- Söz konusu Çalıştay'da söz alan Balyoz Kumpas Davası mağdurlarından E. Dz. Kurmay Albay BORA Serdar; dava sürecinde yaşanan haksızlıkları, hukuksuzlukları, işlenen hukuk cinayetlerini tek tek örnekler vererek sıralamıştır. Davalarda tarafsız ve bağımsız bir yargı olmadığını, savunma ve iddia makamları arasında silahların eşit olmadığını, lehe delillerin toplanmadığını, adil yargılanma hakklarının ihlal edildiğini, verilen kararların adil olmadığını ve hakaniyete aykırı olduğunu özellikle vurgulamıştır. Trafsız ve bağımsız bir yargının gerekliliği, adil yargılanma hakkı ile silahların eşitliği, dürüstlük ve hakkaniyet ilkelerinin altını çizmiştir. Daha sonra Çalıştay süresince söz alarak sürece katkılar sunan BORA SERDAR; Kanun Hükmünde Kararnameler-KHK ile her geçen gün diktatörleşen bir idare ile karşı karşıya kaldıklarını, Hitlerin yargı felsefesinin Türk Yargısına hakim olmaya başladığını, artık ülkemizde cezaları tek kişinin vermeye başladığını ifade ederek "toplumsal vicdan varmı, devlet otoritesi var mı, temeli adalet olan bir devlet var mı" sorularını gündeme taşımıştır. 


02.03- Konu hakkında soru sormak için söz isteyen Leyla Mutlu Yılmaz; siyasi iktidarın azmettirdiği, emperyalizmin hizmet hareketi FETÖ militanı hakim ve savcılardan adalet beklemenin anlamsız olduğunu beyan ederek ortada suç yokken, davaların kumpas olduğu sabitken bu davaların savcısı olan ve FETÖ militanlarına her istediğni veren siyasi iktidara milletin niçin oy verdiğini anlamadığını açıklamış ve bune neden olan siyasi ve sosyal gerekçeleri sormuştur.


02.04- Çalıştayın devam eden bölümünde kumpas davaları mağduru, Adalet Şehidi, onur intiharı ile tarihe geçen Deniz Yarbay ALİ TATAR'ın kardeşi Ahmet TATAR söz almıştır. 19 Aralık 2009 tarihinde adaletsizliğe ve hukuksuzluğa karşı bir onurlu tavır sergileyen kardeşi Yarbay Ali TATAR'ın sesi olmak, yaşanan hukuk cinayetlerini millete anlatmak için yıllardır mücadele verdiğini vurgulayan Ahmet TATAR; "Adalet Yürüyüşü ve devamında icrasına başlanan Adalet Kurultayı'nın bu konuda bir çığır açtığını, herkes için adaleti savunduklarını, FETÖ militanlarının önce işledikleri hukuk cinayetlerinin hesabını vermek zorunda olduklarını, FETÖ militanlarının yıllarca işlenen bu hukuk cinayetleri için kim tarafından ve nasıl azmettirildiğini, kime ve niçin hizmet ettiklerini açıklamaları gerektiğini, herkesin adil yargılanmasını talep ettiklerini, bazı FETÖ militanlarının gazeteci kimliği ile kumpas davalarında algı operasyonları ile masum insanları peşinen suçlu ilan ederek kalemlerini silah olarak kullandıklarını, FETÖ'ye yardım ve yataklık yaptıklarını ve bu nedenle işbu suçlarının hesabını Türk yargısına ve Türk Milletine vermek zorunda bulunduklarını, siyasi iktidarın devlete ve yargıya olan güveni temelinden sarstığını ve yok ettiğini vurgulamıştır. Devlete ve yargıya güvenin tekrar kurulması gerektiğini, kumpas davalarının siyasi ayağının da millete hesap vermesi gerektiğini, tarafsız ve bağımsız yargının temeli adalet olan devlet için şart olduğunu, aksi halde toplumda kin ve nefretin yayıldığını beyan ederek siyasi iktidarı adalet çağrılarına cevap vermeye ve adil bir yargıyı  ihya etmeye davet etmiştir.


02.05-  Ergenekon kumpas davası mağduru ve CHP Parti Meclisi Üyesi Mehmet Ali Çelebi (Teğmen ÇELEBİ) söz almış, infazcı basının yeni mezun olmuş yüreği vatan ve Atatürk sevgisi ile çarpan bir teğmeni terörsit ilan ettiğini, en yakınlarının dahi yaratılan medya algısı nedeniyle evlatlarının masumiyetleri hakkında şüphe içine düşürüldüğünü, cezaevinde kalan PKK'lı teröristlerin dahi bu davaları siyasi dava olarak nitelediğini ve sanıkları masum gördüğünü, başta kolluk güçleri olmak üzere yargı süreçlerinde görev alan herkesin asla sahtekarlık yapmayan, hukukun ve adaletin gereğini yapan vicdan sahibi birer insan olması gerektiğini, insanların masumiyet karinesine, adil yargılanma ve savunma haklarına mutlaka saygı gösterilmesi gerektiğini açıklamıştır. Sanıkların sağlık haklarına saygı, adil yargılanma, makul sürede yargılanma, savun ve iddia için silahların eşitliği, haksız karar veren hakim ve savcıların tazminata mahkum edilmesi gerektiği üzerinde duran ÇELEBİ; hakim ve savcıları görev almadan önce eğitim safhasında mutlaka bir ay süre ile cezaevlerinde staj yapmalarını, oradaki yaşam şartlarını görmeleri gerektiğini, böylece daha bilinçli olarak tutuklama kararı ve ceza kararı vereceklerini vurgulamıştır.


02.06- İzleyicilerden Mustafa ÜNAL söz istemiş ve "üç ihtilal gördüm, ülkemizde kumpas davaları yıllardır devam etmiyor mu, bu ülkede ne zaman adalet oldu? " diyerek temeli adalet olan bir devlet için Türk Adalet Sisteminin nasıl tarafsız ve bağımsız hale getirilebileceğini sormuştur.


02.07- Kumpas davalarında her zaman hukuk ve adaleti savunan ve onurlu bir mücadele veren Avukatlar ve kutsal savunma hakkı adına söz alan Avukat Celal ÜLGEN söz almıştır. "Kumpas davalarını FETÖ, siyasi iktidar ve ABD birlikte planladı ve insafsız bir şekilde icra etti, bu davaların kurgusu sahte deliller üzerine oturtuldu, bir dava diğer bir davanın gerekçesi haline getirildi, dönemin Genelkurmay Başkanlığı Karargahı Ergenekon Terör Örgütü Karagahı haline getirildi, bu ihanete siyasi iktidar göz yumarak veya fiilen destek vererek yardım ve yataklık yaptı" diyerek açıklamalarına devam eden ÜLGEN;  kumpas davalarının en küçük failinin FETÖ, ikinci failinin siyasi iktidar ve en büyük failinin ise ABD'nin liderliğini yaptığı emperyalizm olduğunu özellikle vurgulamıştır.


02.08- Çalıştayda söz alan, Ergenekon Kumpas Davası Mağduru, İzmir CHP Milletvekili Mustafa BALBAY uzun ve ayrıntılı tespit ve değerlendirmelerde bulunmuştur. Halen tutuklu olan CHP Milletvekili Enis BERBEROĞLU ile cezaevinde yaptığı görüşmede hangi davalardaki kumpasın daha derin ve insanlık dışı olduğunu konuştuklarını, yargıda kumpasların devam ettiğini, yargının siyasi amaçlar için baskı ve şantaj aracı olarak kullanıldığını vurgulayan BALBAY; dönemin Adalet Bakanlığının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi-AİHM'ne verdiği cevaplarda, kanlı Danıştay Cinayeti  dahil bazı cinayetleri Ergenekon adı verilen hayali örgütün üzerine atmaya ve suç yaratmaya çalıştığını, aynı davalarda yargılanan gerçek suçluların ve suç örgütü liderlerinin "sizin gibi siyasi suçlular olmasa kolayca cezaevinden çıkabileceklerini" ifade ettiklerini, 23 farklı iddianamenin bilerek bir arada toplandığını ve davanın içinden çıkılamaz hale getirildiğini, maksadın adil yargılama, hukuk ve adalet olmadığını, algı operasyonları ile bir terör örgütü yaratmak olduğunu, böylece siyasi iktidarın ve emperyalizmin maşası olan FETÖ'nün devlette daha da güçlendiğini ifade etmiştir. Davayı kurgulayanların geçmiş cinayet dosyalarını, Uğur Mumcu suikasti, Çorum ve Kahraman Maraş Katliamlarının dosyalarını yargılandıkları kumpas davası ile birleştirmeye ve algı yaratmaya çalıştıklarını, gizli tanık rezaletlerinin yaşandığını, savunma hakkının ihlal edildiğini, santral kayıtlarının HTS kaydı olarak sanığa yüklenmeye çalışıldığını, sindirme ve korkutma amaçlı olarak 24 sanığa hakim ve savcılara hakaret iddiası ile ceza verildiğini, sanıkların ortaçağda olduğu gibi suçlu olmadıklarını ispata zorlandığını vurgulayan BALBAY; hukuk ve adaletin ülkemizin en temel sorunu olduğunu, bu nedenle Adalet Yürüyüşü ve Adalet Kurultayının bu temel sorunu ülke gündemine taşıdığını açıklamıştır.


02.09- Çanakkale Atatürkçü Düşünce Deneği-ADD Başkanı Necmi AKYALÇIN söz almış, Kumpas Davalarının Emperyalizm tarafından planlandığını ve FETÖ tarafından icra edildiğini açıklamıştır.Bu ülkede milli ve Atatürkçü aydınlara kumpas kurulduğunu vurgulayan ADD Başkanı, bu hukuk cinayetini ve ihaneti millete anlatmak için yıllardır mücadele verdiklerini ve aynı mücadeleyi Cumhuriyetçi ve Atatütkçü bir iktidar yönetime gelinceye kadar sürdüreceklerini ifade etmiştir.


02.10- Çalıştayın devam eden bölümünde; İktisat Doktoru Mehmet Hakkı AÇIKALIN, Kerim GERME, Gazeteci Serkan DALOĞLU, Şehriban ÇELİK, Deniz YILMAZ, Hüseyin ADIGÜZEL, Ahmet KARAN ve Orhan AKKAYA gibi farklı katılımcılar söz almış, sorular sormuş ve konu hakkında düşüncelerini ifade etmiştir. Söz konusu beyanlar EK-2'de tam metni ile birlikte sunulmuştur.


03-  SONUÇ ve ÖNERİLER:


03.01- Temeli hukuk ve adalet olan bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti2nin onurlu bir vatandaşı olmak herkesin ortak amacıdır. Türkiye, milli mücadeleye karşı emperyalizmin yanında yer alan cumhuriyet karşıtı güçler tarafından anayasal olarak demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan temel niteliklerinden uzaklaştırılmaktadır. Her geçen gün yoğunlaşan ve dikta ve saltanat girişimlerine karşı demokratik cumhuriyeti yaşatmak maksadıyla hareket eden güçlerin bu cumhuriyet karşıtı darbe girişimlerini ilk seçimlerde etkisiz kılmak gibi tarihi bir sorumluluğu vardır. Çağ dışı zihniyetin cumhuriyet karşıtı dikta ve saltanat girişimi son aşamaya gelmiştir. Ülkemizde yapılması planlı ilk seçimlerde, her türlü kişisel düşünce ve beklentiden uzak bir şekilde onurlu ve bilinçli davranarak, cumhuriyet güçlerinin bu karanlık gidişe dur demesi gerekir.


03.02- İlk seçimlerde yerelde ve genelde çağdaş parlamenter demokrasiden yana taraf olan cumhuriyet güçlerinin iktidar olması hayati bir önem taşımaktadır. Gelinen bu noktada Kurultay süreci ve Cumhurbaşkanlığı seçim süreçleriyle ilgili olarak demokratik ilkeler çerçevesinde toplumsal dayanışma ve demokratik güçler arasında güç birliğine esas olabilecek ilkeleri ve örgütlenmeyi içeren “İktidar Planı-TASLAK”  EK-1’da bilginize sunulmuştur. Anayasa oylamasında her türlü baskıya ve tehdide rağmen dikta ve saltanata karşı çıkan ve parlamenter demokrasi lehinde irade gösteren bütün vatandaşlarımızın sürece dâhil edilmesi HAYATİ ÖNEM TAŞIMAKTADIR.


03.03- Temeli hukuk ve adalet olan Türkiye Cumhuriyeti'nin onurlu ve aydın mensupları olarak  günün zor şartlarında yedi düvele karşı milli mücadeleyi zafere ulaştıran Mustafa Kemal ATATÜRK ve dava arkadaşlarının temellerini attığı bu çağdaş cumhuriyeti; kurucu irade ve ilkelere uygun olarak yaşatmak maksadıyla küçük ve şahsi hesaplar yerine cumhuriyet değerlerinin iktidar olması adına güç birliği ve dayanışma andına sadık olan cumhuriyet aydınlarını sevgi ve saygı ile selamlıyoruz, sağlık va başarılar diliyoruz. 


Dr. Dursun ÇİÇEK, E.Dz.P. Kurmay Albay, İstanbul Milletvekili, TBMM Milli Savunma Komisyonu ve CHP OHAL  İzleme Komisyonu Üyesi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.