Metin Lokumcu davası : Sorumlular 10 yıl sonra hakim karşısında

Artvin’in Hopa ilçesinde 31 Mayıs 2011’de dönemin Başbakanı Erdoğan’ın ilçeye geldiği sırada düzenlenen protestolarda polisin müdahalesinde kullanılan gaz bombası nedeniyle öğretmen Metin Lokumcu’nun öldürülmesine ilişkin dava başladı. Dosyada yargılanan 13 polisin ‘taksirle ölüme neden olma’ suçlamasıyla 6 yıla kadar hapsi isteniyor. Sanık polisler talimatla ifade verdiği için duruşmaya gelmedi. Dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi talebi mahkemece reddedildi

21 Nisan 2021 Çarşamba 14:40
Metin Lokumcu davası : Sorumlular 10 yıl sonra hakim karşısında

Hopa’da Tayyip Erdoğan’ı protesto ederken yaşanan polis saldırısı sonucu yaşamını yitiren Metin Lokumcu’nun ölümünden sorumlu olan polisler ve mülki amirler 10 yıl sonra ilk defa hakim karşısına çıkıtı.

Polisin biber gazlı saldırısının ölüme sebebiyet verdiğinin kabulü anlamına gelen dava pek çok yaşam hakkı ihlali bakımından emsal niteliğinde sayılıyor.

Duruşma öncesi adliye önünce açıklama yapan Ulaş Lokumcu, “Duruşmada ne duyacağımızı biliyoruz ama girelim. Duruşma bitene kadar bizi beklerseniz ailem adına çok mutlu olurum. Hepinize geldiğiniz için teşekkür ederim” dedi.

Hopalı öğretmen Metin Lokumcu’nun polis müdahalesi sonucunda hayatını kaybetmesine ilişkin açılan davanın ilk duruşması başladı. Mahkeme heyeti baroların ve derneklerin katılma taleplerini “suçtan doğrudan zarar görmedikleri” gerekçesi ile kabul etmedi. “Görevsizlik” kararı verilmesi talebini de değerlendiren mahkeme heyeti bu dosyanın Ağır ceza mahkemesine gönderilmesi talebini de reddetti.

“YASAKLI LİSTEDEKİ GAZLAR KULLANILDI”

2007’den 2011’e kadar kimyasal gaz sonucu yaşanan ölümlerle alakalı belgeleri dosyaladıklarını belirten Lokumcu ailesinin Avukatı Meriç Eyüpoğlu, “9 yıl, 11 ay, 10 gün sonra nihayet bir duruşma salonundayız. Kimyasal gaz kullanılması sonucu Metin hocanın ölmesi taksir olarak değerlendirilebilir mi? Sanıklar bu sonucu ön görmüşler midir, öngörmemişler midir? ifadelerini kullandı.

Meriç Eyüpoğlu’nun mahkemede yaptığı konuşma şöyle:

Hopa’da OC ve CS kimyasal gazları kullanılmıştır. Bu gazlar yasaklı listesinde geçmektedir.

Çayan Birben’in ölümü sonrası, dönemin içişleri bakanı: gazımı kaliteli ve doğal açıklamasını yaptı. Burada bahsettiği Hopa’da da kullanılan gazlardır.

Kimyasal gazların öldürücü olduğu TTB ve Adli Tıp Genel Kurulu tarafından da ispatlanmıştır.

Metin Lokumcu’nun Hopa’da doğrudan gaza maruz kaldığını gösteren görüntüleri getirdik, mahkemeye sunacağız

Hopa’da o kadar çok gaz atılıyor ki 7 ilin gaz stoğu bitiyor.

Gaz kullanmak için sadece polis olmak yetmiyor. Belli bir eğitimi almış olmak gerekiyor talimatlara göre

Gaz kullanımının eğitimini alanlar ve düzenlemeler, bunun sonucunu ön görmemesi mümkün değil.

Dosyanın Ağır Ceza’ya taşınması gerekmektedir”

Müştekiler Vekili Av. Sercan Aran “Olayın hukuki mahiyeti değerlendirilirken 10 yıl öncesine gidip Hopa’da neler olduğunu hatırlamamız gerekir. Deresine, suyuna, toprağına, doğasına sahip çıkan Hopa halkının ifade özgürlüğünü polisin engellemesiyle olaylar başlamıştır” dedi.

“İMAMIN ORDUSU DEFOL SLOGANI HAKLILIĞINI KANTILADI”

Metin Lokumcu’nun oğlu Ulaş Lokumcu söz alarak şu ifadeleri kullandı:

“31 Mayıs 2011 yılında öldürülen babam için bizler, Lokumcu ailesi olarak, bugün eksiksiz buradayız.

Sanıklar bugün burada değil. Onlarla bir göz göze gelmek isterdim

Ben o gün 22 yaşında üniversite öğrencisiydim; şimdi bir çocuk babasıyım. Babam torunu için mücadele etti. Torununu onun savunduğu derelerde yüzdüreceğim

Babamın öldürüldüğü gün, üniversite öğrencisi olmam nedeniyle İzmir’deydim.

Babam beni 10.30 sularında aradı. Vergi işleri için Hopa’ya geldiğini, dönemin başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın mitingi olduğunu söyledi.

“Bizim çocuklar da HES’lerle ilgili basın açıklaması yapıp, taleplerini dile getirecekler. Ben de oraya gideceğim” dedi.

Bir süre sonra tekrar aradı. “Evlat, sen hiç mi haber bakmıyorsun? Ortalık savaş yerine döndü. Acayip biber gazı sıkıyorlar. Horon oynayanların üzerine gaz sıktılar. Dağılmayı bile beklemeden gaz attılar.” dedi Ben de babama nerede olduğunu sordum.

Babam büfenin önünde olduğunu söyledi. Bunun üzerine “Baba sana bir şey olur dikkat et” dedim. O da “Biz burada olmazsak, gençler zayi olacak. (Polisleri kastederek) Ortalık çok karışık. Değişik tipler var burada. Ortalık çok karışık, ne yapmaya çalışıyorlar bunlar ben anlamadım

Oğlum dur polisler gene saldırıyor, ben seni yine sonra arayacağım” dedi. Bu, onunla son konuşmamız oldu.

31 Mayıs günü saat 13.00 civarında ev arkadaşım babamın haberini almış. Ama bana söylemedi. Televizyondan öğrenmeyeyim diye, beni evden çıkardı. Tam o sıralarda Recep Demirci arayıp babamın fenalaştığını söyleyerek, “Sana bilet alıyoruz, TC kimlik numaranı gönder” dedi

Aslında o saatlerde babam ölmüş. Ama Recep Demirci de bana telefonda söylemek istemediği için böyle söylemiş. Biz, evden çıktıktan bir süre sonra havalimanına gittik. Havalimanına giriş yaparken yürüyen merdivenlerde bir süredir aynı kişinin etrafımızda olduğunu gördük

O sırada halen babamın öldürüldüğünü ve Hopa’daki olayların böyle olduğunu bilmiyordum. Havalimanında beklerken, babamın öldüğünü haberlerde gördüm.

Haberlerde ve görüntülerde izlediğim kadarıyla o gün Hopa’da, babam öldürüldükten hemen sonra, “İmamın ordusu Hopa’dan defol” sloganı atılıyordu. O dönem suç olan bu slogan yıllar sonra haklılığını bir kez daha kanıtladı”

Metin Lokumcu’nun kız kardeşi Neşe Gürhan: Metin Lokumcu anlatılamaz. Ancak onunla yaşanır. Onu tanıyanlar bilir.

31 Mayıs 2011 günü bir Metin Lokumcu gitti. Ama bugün bin Metin Lokumcu bitmeyecek. Arkamızda olan avukatlar, meslektaşları, arkadaşları… ailemiz adına geldikleri dayanıştıkları için çok teşekkür ederim.

Metin Lokumcu, 25 sene Rize’de öğretmenlik yaptı. Hopa’dan Rize’ye herkes tanırdı ve çok da saygı duyardı. Tayyip Erdoğan’ın memleketi Rize’de abime bu kadar saygı duyulurken Tayyip Erdoğan abime adıyla hitap etmedi.

Metin Lokumcu’nun kız kardeşi Ayşe Bekar: Abimin karakterini ve birbirimize olan bağlılığımızı burada iki cümleye sığdırmam mümkün değil. Ben sadece sağlığı ile ilgili yalan yanlış şeyler söylendiği için doğru olanı söylemek istiyorum.

Abim yaz kış ava giderdi. Köyün gençleri ona yetişemezdi. Kalbi ve astımı olan insan dağa tırmanabilir mi? Ağrı kesici bile kullanmazdı.

Hayat dolu bir insanı hayattan kopardılar. Acımız büyük, yaramız kapanmıyor. Mağdur olduk. Üstelik akrabaları olarak bir de devlet adeta bizi cezalandırdı, bizi fişledi, hakkımız olanı bile vermedi. Yetmedi, 2 karikatür paylaştım diye bana hakaret davası açıp 11 ay ceza verdi.

Metin Lokumcu’nun kardeşi Yeter Babalık: Abime kastedenler en ağır cezayla cezalandırılsın.

Metin Lokumcu’yu dereleri, doğayı, hayvanları severken, korurken katlettiler. Elinde limon varken taş dediler. Yüreğinde sevgi doluyken “Eşkıya” dediler. Kendini doğayı korumaya adamıştı. Elinde, tüfek, silah, sopa yoktu; şiddet uyguladılar, öldürdüler. Elinize ne geçti?

Biz bir abi kaybettik. Binlerce abinin, ablanın, tüm Türkiye’nin elleri omuzumuzda.

Silahın gücüyle gezenler şimdi neredeler? Gelsinler karşımıza bize hesap versinler! Korkaklar! Silahın efendileri!

Suçluları susturmaktansa suçsuzları susturmak işlerine geliyor. Bize bir can borcunuz değil, bin can borcunuz var. Bunu bilin!

Metin Lokumcu’nun kardeşi Mete Lokumcu: Muhtar olmam vasfıyla olaylardan haberim oldu. Dereler abluka altındaydı o dönem.

Gençler taleplerini dile getiriyordu meydanda onu biliyordum. Hopa’ya geldiğimde abimi ambulansa alıyorlardı. Meydan gazdan boğuluyordu

Hastaneye alınırken abimi tanıyamadım. Gözleri şişmişti, yüzü kıpkırmızıydı. Hastanenin çevresinde bile gaz vardı.

Hastanede abimin doktorlara son sözü bizi mahvettiler oldu. Ben abimle iletişim bile kuramadım.

Dışarda hastane çevresinde 2 okul var, dışardan mermi sesleri geliyor. Merdivene çıkmış takım elbiseli biri “izin verin burayı tarayayım” diyordu.

Abimi herkes çok severdi, hastane önü de bu yüzden çok kalabalıktı

Ben denize veya dağa giderken ben şimdi eksik gidiyorum. Biz denize giderken, burası denizdir geriye dönüşümüz yok derdik. Öyle düşünürdük, o gazı kullananlar işlerinin başını sonunu düşünmediler

Katillerin en ağır cezayı almasını istiyorum.

“ŞİMDİ SİZE BİR GÖREV DÜŞÜYOR”

İzmir Baro Başkanı Özkan Yücel savcılık mütalaasından ardından söz alarak şu konuşmayı yaptı:

“Biz baro başkanlarının da görevsizlik ile ilgili sözleri ve katılma taleplerimiz olacak onları sıralamak ve bunun akabinde ara karar verilmesini talep ediyoruz.” dedi. Baro başkanları beyanlarda bulunacak.

“Avukatlık Kanunu 76.maddesi “insan haklarını korumak” kanunla tanımlanmış bir görevimizdir. Ölen yurttaşımız bir hak gaspına uğramıştır. Sorumluları devlet yetkilileridir.”

“Şimdi size bir görev düşüyor. 10 yıl sonra bir hakimin karşısına gelmiş bu insanların, gerçekten yargılamayı yapacak merciye dosyayı gönderme göreviniz vardır.”

Diyarbakır Baro Başkanı Av. Nahit Eren: Cumhuriyet tarihi boyuncu bu ülkede değişmeyen bir politika var: Cezasızlık. Faillerinin kamu görevlisi olduğu olaylarda bunları hep yaşıyoruz. Mağdur değişiyor. Cizreli, Hopalı, Somalı oluyor mağdur ama cezasızlık değişmiyor. Diyarbakır Barosu bu davanın takipçisi olacaktır. Avukatlık Kanunu bize net bir sorumluluk yüklemektedir. İnsan haklarını koruma yükümlülüğümüz vardır. Bu kanundan aldığımız sorumlulukla katılma talebimiz vardır.

Van Barosu Yönetim Kurulu üyesi Av. Mehmet Karataş: Bu gaz bombalarına maalesef bölgemizde de yıllardır maruz kalıyor ve sonuçlarını yaşıyoruz. Burada gaz bombalarının kullanımının da sorgulanması ve yargılanması gerekmektedir.

Artvin Baro Başkanı Av.Ayla Varan: Kimsayal gazların öldürücülüğü ve orantısız bir biçimde kullanıldığı ortada. Bu sonuçtan belli.Silahsız insanlara karşı kimyasal gaz kullanılması gerekli miydi?Görevsizlik konusunda bunca hukukçu hemfikiriz.Bu dosyanın yeri mahkemeniz değildir.

Trabzon Baro Başkanı Av. Sibel Suiçmez: Bu dosya bize adalete erişimin ne kadar zor olduğunu bize göstermektedir. Bu dosya bize bağımsız savunmanın önemini göstermektedir. Metin Lokumcu’nun öldürüldüğü gün hepimiz bir parça öldürüldük. Vereceğiniz kararlar bu ülkede insanların devlete olan güvenini arttıracaktır ya da eksiltecektir. O yüzden basit yargılama değildir. Basit bir olay olarak da algılamamız mümkün değildir. Görevsizlik kararı ve davaya katılmamıza karar verilmesini talep ederiz

Çağdaş Hukukçular Derneği adına Av. Ayşegül Karpuz: Metin Lokumcu öldürüldüğünde hukuk fakültesinde öğrenciydim. Arkadaşlarımız bu ölümü, karadenizdeki iktidarın doğa talanına dair talan projelerini protesto ettiler. 6 ay tutuklu kaldılar. TCK’da silahın tanımına da bakmak gerekir. Yanıcı, yakıcı maddeler silahtır. Metin Lokumcu’da silahla öldürülmüştür. Bu davaya bakmak sizin göreviniz değildir. Adil yargılanma hakkını mağdur tarafın hissedebilmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir.

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği adına Av. İlknur Alcan: Polisler bu silahları nasıl kullanmaları gerektiğine dair eğitim alıyorlar. Kişinin yüzüne biber gazı sıkarsanız öleceğini bilmektedirler. Mahkemenizin görevsizlik kararı vermesi gerektiğini düşünüyoruz.

Halkevleri Derneği adına Av. Seçil Ege Değerli: Ceza yargılaması özü itibariyle geçmişin canlandırılmasıdır. Metin Lokucmu evinin kenarında olan deresini savunduğu için öldürülmüştür. Bir derenin, oradaki kurdun, kuşun hakkını kim savunacak?

“METİN LOKUMCU EKOLOJİ DİRENİŞİNİN SİMGESİ OLDU”

Dava öncesi konuşan HDP Milletvekili Murat Çepni, “10 yıl sonra ölüme sebep olanların yargılanması için buradayız. 10 yıl boyunca kimse cezalandırılmadı tam tersine 10 yıl boyunca direnişe katılanlar yargılandı oysa Hopa’da deresine suyuna sahip çıkan insnlar alanlara çıkmışlardı. Fakat AKP bugün olduğu gibi o gün de saldırmıştı. Metin Lokumcu Hopa direnişinin simgesi oldu Karadeniz’deki ekoloji direnişini simgesi oldu” dedi.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş: Bugün burada iktidarın halka yönelik baskısını bütün Türkiye’nin duyması için bir dava başlıyor. Umarım Failler ve bu suçun işlenmesinde emri verenlerin yargılanacağı günlere ulaşırız

Sol Parti Eş Genel Başkanı Alper Taş: Metin Lokumcu’nun çığlığını mahkeme salonlarına taşıyacağız. Bu dava 3 açıdan çok önemli demokrasi açısından çok önemli çünkü 2011’de o isyanın Türkiye demokrasisi açısından ne kadar önemli olduğu Türkiye’de yaşanan gelişmelerle ortaya çıktı. Keşke o çığlık büyüseydi de bugün tek adam rejimine mahkum olmasaydık. İkincisi ekolojik mücadele olarak da çok önemli gerek Karadeniz gerekse Türkiye’nin her tarafı yağmalanıyor Metin Lokumcu’nun çığlığı buna karşı bir çığlıktı. Bu Çığlığın da ne kadar anlamlı olduğu yaşanan 10 yıl içinde ortaya çıktı. Üçüncü olarak da yıllar sonra da olsa bu cezanın başlaması burada da en öneli nokta bu katillerin gerekli cezayı alması ve toplumsal muhalefete kimyasal silah olarak kullanılan biber gazının yasaklanması

‘SAHİP ÇIKIYORUZ’

Gazlarla, TOMA’larla, çevik kuvvet polisleri ve özel kuvvetlerle Hopa’nın ablukaya alındığını hatırlatan Atakan Aslıbay, şunları dile getirdi: “Metin Lokumcu’nun, Hopa halkının sessiz kalacağını düşündüler. Ancak bizler mücadeleye devam ederek davayı sahiplendiğimizi ve katillerden hesap soracağımızı dile getirdik. Hopalılar katillerden ve sorumlulardan hesap sorma iradesini göstermiştir. Hopalıların kalbi hâlâ Metin Lokumcu ile atıyor. Bu davayı Hopalıların vicdanı, adaleti ve mücadelesinden kaçıramayacaklar. Katillerden ve emri verenlerden hesap soracağız.”

Öte yandan Metin Lokumcu’nun dostları ve ailesi davaya yoğun katılım çağrısı yaparken Trabzon Valiliği ise kentteki eylem ve etkinlikleri yasakladı. Ana caddeleri, kamu binalarını ve burada yapılacak her türlü etkinlikleri 1 hafta yasaklayan Valiliğin gerekçesi, milli güvenlik ile koronavirüs salgını oldu.

Davaya demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler de çağrı yaptı. Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu açıklamasında valiliğin yasak kararına tepki gösterilerek “Pandemi bahane edilerek Emek ve Demokrasi güçlerinin Metin Lokumcu için adalet talebine verdiği desteği engellemeyi kabul etmiyoruz” denildi. SOL Parti açıklamasında Lokumcu için adalet istenirken davaya destek çağrısı yapıldı. CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca ise “Lokumcu sadece insanca yaşamayı hayal ediyordu. İnsanca yaşamak için de ekosistemdeki tüm canlıların hakkına saygı duymak gerektiğini düşünüyor ve bunun için mücadele ediyordu” ifadelerini kullandı. Ordu Çevre Derneği Yönetim Kurulu üyeleri de davaya çağrı yaptı.

“POLİS METİN ABİMİZİ ARAMIZDAN ALDI”

Duruşmayı, Türkiye’nin farkı illerinden gelen çok sayıda avukat, TİP milletvekilleri Ahmet Şık, Erkan Baş, HDP milletvekili Murat Çepni, CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun yanında çok sayıda kişi de takip ediyor.

Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu duruşma öncesi açıklama yaptı. Açıklamada konuşan Emir Nur, davanın 10 yıl sonra başladığına dikkat çekti ve ailenin adalet istediğini söyledi.

Hopa Halkevleri’nden Kamil Ustabaş şöyle dedi:

“O gün Hopalılar kentine ve doğasına sahip çıkmak için haykırıyordu. Metin Lokumcu da onun için oradaydı. Polisin aşırı saldırısı Metin Lokumcu hocamızı aramızdan aldı. O dönemde emri ben verdim diyenler, gazı az kullandılar diyenler Metin hocamızın katilidir. Bu davayı Trabzon’a getirenler, o emri verenlerin yargılanmaması içindir. Bizim adalet mücadelemiz emri verenlerin de yargılandığı ve cezalandırıldığı zamana kadar devam edecektir.

10 YILDA NELER YAŞANDI?

31 Mayıs 2011

Dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan seçim gezileri kapsamında Hopa’da miting yapma kararı almıştı. Miting öncesinde Hopalı vatandaşlar HES’lere karşı basın açıklaması yapmak için meydanda toplandıkları sırada polisin biber gazlı ve coplu saldırısına maruz kalmış, dakikalarca süren polis saldırısında kent gaz bulutlarının arasındayken yüzlerce insan polisler tarafından darp edilmişti. Metin Lokumcu da basın açıklamasına katılmak için orada bulunduğu sırada özellikle gençlere yönelik sert saldırıya sessiz kalmamış, polislerin önüne geçerek “yeter be, yeter bunalttınız beni” diyerek hem tepkisini göstermiş hem de kendini siper etmişti. Polis saldırısı karşısında “Hayde alın, beni alın da kurtarın memleketi” diye haykırdıktan bir süre sonra yoğun biber gazı sebebiyle fenalaşarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmişti.

Erdoğan, olayın ardından yaptığı açıklamada “Eli taşlı eşkıyalar Hopa’ya inmiş” dedi.

1 Haziran 2011

Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Lokumcu’nun ölümünün ardından İstanbul’daki Haliç Kongre Merkezi’nde ‘Türkiye Hazır Hedef 2023’ proje tanıtım toplantısında tepki çeken ”Tabii bu arada bir tanesi de kalp krizi geçirerek, kimliğini bilmiyorum, üzerinde durmaya da gereğini duymuyorum kalp krizi sonucu ölmüş” ifadelerini kullandı.

16 Aralık 2011

Trabzon Adli Tıp Kurumu (ATK), hazırladığı raporda Lokumcu’nun ölümünü ‘biber gazı ve heyecanın tetiklemesi sonucu gerçekleşen kalp krizine bağlı ölüm’ olarak tanımladı.

10 Şubat 2012

Türk Tabipleri Birliği (TTB) de Şubat 2012’de olayın ardından bir rapor hazırladı. Raporda, Lokumcu’nun gerçek ölüm nedeninin biber gazına maruz kalma olduğu açıklandı.

26 Eylül 2012

Hopa olaylarıyla ilgili 26 Eylül 2012’de hazırlanan müfettiş raporunda Hopa’da 22 kişinin hastaneye başvurduğu ve yalnızca ikisinin yatılı tedavi gördüğü, 17 polisin yaralandığı belirtildi. Biber gazı kullanan 20 polisin ifadesi ancak 3 yıl sonra alındı. Hopa Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadelerde bazı polisler Lokumcu’nun güvenlik görevlilerine taş ve sandalye attığını öne sürdü.

27 Temmuz 2020

ATK ve TBB’nin 2012’deki raporlarına rağmen Lokumcu’nun ölümüne ilişkin iddianame 2020’de hazırlandı. 9 yıl 5 ayın sonunda, Artvin İl Emniyet Müdürü Muhsin Armağan, Hopa İlçe Emniyet Müdürü Fatih Ünlü ve 13 polis hakkında “Taksirle ölüme neden olma” gerekçesiyle dava açıldı. Bu 13 kişi Hopa ve Erzincan’dan görevli olan polisler arasından belirlendi. Yani dosyada diğer illerden görev yapan ve o gün yaşananlardan sorumlu olan hiçbir görevli yargılananlar arasında yok.

23 Aralık 2020

Dava, 24 Aralık’ta Hopa Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlamadan bir gün önce ‘güvenlik’ gerekçesiyle Trabzon’a nakledildi. Üstelik nakil kararı, adliyelerin mesai saatinin bitimine 10 dakika kala UYAP’a yüklendi.

ERDOĞAN’IN AÇIKLAMALARI TEKRAR GÜNDEM

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı bir televizyon programında, “Bazı resimleri görseniz, ses kasetlerini dinleseniz emekli bir öğretmene bunlar yakışır mı?” diye düşünürsüz ifadeleri tekrar gündeme geldi. (Tele1)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.