PsikesoL ekibi ile referandum sonrasını konuştuk: Kitleler yatıştırılmaya çalışıldı

"Şimdi siyasetçiler kitleleri ikna edebilecekleri formül arayışlarına girdiler. Chp’de cumhurbaşkanı adayının kim olması gerektiği tartışmasının başlaması, karşı çıkması beklenilen seçim sonuçlarını, üstü örtük bir biçimde tanıması anlamına geldi. Ve bunu yaparken de “aslında seçimi biz kazandık cumhurbaşkanı da bizim belirlediğimiz kişi olabilir” mesajı verilerek kitleler yatıştırılmaya çalışıldı."

PsikesoL ekibi ile referandum sonrasını konuştuk: Kitleler yatıştırılmaya çalışıldı

"Şimdi siyasetçiler kitleleri ikna edebilecekleri formül arayışlarına girdiler. Chp’de cumhurbaşkanı adayının kim olması gerektiği tartışmasının başlaması, karşı çıkması beklenilen seçim sonuçlarını, üstü örtük bir biçimde tanıması anlamına geldi. Ve bunu yaparken de “aslında seçimi biz kazandık cumhurbaşkanı da bizim belirlediğimiz kişi olabilir” mesajı verilerek kitleler yatıştırılmaya çalışıldı."

Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
07 Mayıs 2017 Pazar 10:00
PsikesoL ekibi ile referandum sonrasını konuştuk: Kitleler yatıştırılmaya çalışıldı

Referandum sonrasını PsikesoL ekibi ile konuştuk.

Referanduma dair neler söyleyebilirsiniz?

Referandum sonrası ilk birkaç günle sonrası arasında farklılıklar var. Referandumun hemen ardından hissedilenlerle sonrasında gelişenler farklı. Yanı sıra üç büyük şehrin birbirinden farklı duyguları olduğunu düşünüyorum. Uzun zaman sonra Ankara ve İstanbul’ da Akp kazanamadı, uzun süre sonra bu şehirlerde ilk defa bir seçimin sonucu Akp karşıtlarının lehine sonuçlandı. Bunun bir coşku yarattığını söyleyebiliriz. İzmir’de sonuç tahmin edildiği gibiydi ancak biz burada kazanıyoruz ama ülkeyi kazanmamıza yetmiyor düşüncesinden kaynaklı çaresizlik duygusu hakimdi. Ülkenin doğusunda ise Akp de karşıtları da kazandığını söylüyor. Aslında ülkenin geneli için böyle bir durumdan söz etmek yanlış olmaz; kazananın kazanmadığı, kaybedenin kaybetmediği bir sonuç çıktı karşımıza. Ve elbette ki sonuçların tartışmalı olması, seçimdeki şaibeli durumlar tabloyu karmaşıklaştırıyor.

Uzun süre sonra bir seçim kazandığını düşünen kitlenin seçim sonuçlarına yeterince itiraz etmemesi nasıl açıklanabilir?

İlk günlerde ya da saatlerde itiraz edildi aslında. Bu itirazların İstanbul ve Ankara’ da sınırlı kalması da uzun süre sonra burada kazanmış olmanın coşkusuna bağlı. Bir iki gün akşam saatlerinde gezi günlerini hatırlatan kitlesel sokak gösterileri yapıldı. Bunun, gösterilerin itici gücü, açıkça yapılmış olan seçim hileleri, oy sayımında yasaya aykırı yapılan kural değişiklikleri gibi haksızlıkların yapıldığına dair oluşan algıydı. Bunun yanında özellikle Avrupa merkezli seçim sonuçlarının kabul edilmeyebileceği yönünde açıklamalar, hayır cephesinin kazanabileceğine yönelik heyecanı arttırdı. Ve elbette Akp-Erdoğan cephesinden gelen seçim sonuçlarını oldu bittiye getirme çabaları, öfkeyi daha da arttırdı. Özetle ilk birkaç gün karmaşık duygularla kendini gösteren bir hareketlilik oldu diyebiliriz.

Gerisi gelmedi.

Gelmesini de beklememek gerekiyordu. Referandum öncesi yaptığımız değerlendirmelerde çıkacak sonuca bağlı köklü değişiklikler olmayacağını çünkü bunun için farklı dinamikler, farklı bir zihinsellik gerektiğini vurgulamıştık. Hayır diyenlerin, gerekçelerinden ve gelecek tasarımlarından bağımsız, iradelerini sandık sonuçlarına sınırlayan beklentilerinin,  gerçekten kopuk olacağını, bir sürekliliğinin olamayacağını konuşmuştuk. Evet cephesinin ise sadece korkutan, baskıcı, tehditkar söylemlerinin uzun süre devam etmesi, kendisini topluma sadece bunun üzerinden anlatması da aynı şekilde beklenemezdi. Her iki tarafta da kim kazandı didişmesinden sonra hızlı bir gevşeme ve referandum öncesi koşullara dönme hali oluşmuş oldu.

Gevşemeyi kitlelerdeki tepkisizlik olarak kabul edersek kısmen anlayabiliriz. Fakat her iki cephenin siyasal kanatlarında ciddi yarılmalara varabilecek tartışmalar başladı.

Evet cephesinde, Akp içerisinde aktif olan siyasetçi ve yandaş yazarlar arasında ve hatta tarikatlar arasında fiziksel şiddete varan tartışmalar gözlendi. Hatta Erdoğan tarafından “tekkeye mürit aramıyoruz” şeklinde dinci gericiliği ile çelişen devletli bir açıklama dahi geldi. Diğer taraftan Chp içinde seçim sonuçlarını kabul edenler ve reddedenler arasında geçmiş hesaplaşmalara varacak tartışmalar başladı. Hatta Kılıçdaroğlu sosyal demokrat bir liderden beklenmeyecek bir şekilde “parti içinde tartışanları kapı önüne koyarım” açıklaması yaptı. Bunun, bundan sonrasının nasıl sürdürüleceğine dair bir belirsizliğe bağlı olduğunu düşünüyorum. Seçimden, anayasa değişikliklerine evet sonucu çıktı. Ancak yapılan değişikliklerle ülkenin yönetilemeyeceği, çok büyük bir kesimin ikna edilemeyeceği, bu büyük kesimlerin yoğunluklu olarak ülkenin kalbinin attığı büyük şehirlerde yaşadığı sonucu da ortada. Bunun yanında referandumda hayır oyu kullananlarda, seçim sonuçlarını hızlıca kabul eden siyasal temsilcilerine yönelik bir güvensizlik oluştu. İşin nabzını tutan politik çevreler içerisinde bu nedenle bir gerginlik, huzursuzluk olduğunu söylemek mümkün. Fakat bunun geniş kitleleri en azından şimdilik heyecanlandırıp harekete geçirecek bir enerji yarattığını söylemek mümkün görünmüyor.

Kitlelerdeki bu gevşeme hali sonuçları kabulleniş olarak değerlendirilebilir mi?

Her iki cephede de bir zafer kazanıldığı algısı olmadığı kesin. Referandum öncesinde referandum sonuçlarına dair öylesi fantezilere teslim oldu ki toplum; karşı taraf kazanırsa her şey bitecek, sokaklara yansıyan karışıklıklar olacak, Erdoğan’ın askerleri meydanlara çıkacak, toplumun bir kısmı denize dökülecek vb… Tamamen bir felaket tablosu! Referandum sonucunda beklenenler olmayınca, fanteziler boşa düşünce bir gevşeme, rahatlama hali oldu. Festivallere ve tatil yerlerine büyük kalabalıklar akın ederek, bağışlanmış hayatlarının keyfine düştüler. Toplumun son beş yıldır sansasyonel olaylar sonucunda yıprandığını da unutmamak lazım. Gezi, 17 Aralık, tartışmalı seçimler, 15 Temmuz derken, evet’ in öyle ya da böyle “ezmeden kazanması” rahatlattı insanları. Evet cephesi de “1-0 da kazansak, üç puanı biz aldık” diyerek süreci kendi kitlesi için kabul edilebilir kıldı. Belki de kitlelerde geçici bir iyilik hali yarattı bu sonuç.

Her iki tarafta da gözlenen, hızlıca rövanşa hazırlanma hali, bu rahatlamanın bir sonucu diyebilir miyiz? Ya da rahatlama sonucu mu süreç 2019’ a ertelendi, 2019’ un hatırlanması mı rahatlama oluşturdu?

Galiba her ikisi de doğru. Evet cephesi istediği üstünlüğü sağlayamadı, hatta seçim sonuçlarını kabul ettirmekte güçlük çekti. Diğer yandan hayır cephesi de onaylamadığı başkanlık sistemini engelleyemedi. Referandum için oluşmuş yan yana gelişler her iki cephede de sorgulanır oldu. Akp ve Mhp’ nin yan yana gelişinden istenilen başarı sağlanamazken, hayır cephesindeki toplamı kimin temsil edeceği tartışmaları başladı. Sonuç her iki kesim içinde kabul edilebilirdi ama bir sonraki adımı atmak için yeterli olmadı. Şimdi siyasetçiler kitleleri ikna edebilecekleri formül arayışlarına girdiler. Chp’de cumhurbaşkanı adayının kim olması gerektiği tartışmasının başlaması, karşı çıkması beklenilen seçim sonuçlarını, üstü örtük bir biçimde tanıması anlamına geldi. Ve bunu yaparken de “aslında seçimi biz kazandık cumhurbaşkanı da bizim belirlediğimiz kişi olabilir” mesajı verilerek kitleler yatıştırılmaya çalışıldı. Akp içinde Erdoğan’ ın partisine üye olmasının ardından yapacağı müdahaleler, Mhp tabanında ise Akşener’ in bir sonraki hamlesi beklenmekte. Bir yönüyle kitleler için söylediğimiz mevcut rahatlama halinin yerini, tedirgin, müdahil olamadıkları bir bekleyişe bırakacağını öngörebiliriz.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.