Şebnem Korur Fincancı ve Gençay Gürsoy beraat etti

"Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlıklı barış bildirisine imza attığı için Anayasa Mahkemesi kararına rağmen hâkim karşısına çıkan Barış Akademisyenleri Şebnem Korur Fincancı ve Gençay Gürsoy, AYM kararı dayanak gösterilerek yapılan savunmaların ardından beraat etti.

Şebnem Korur Fincancı ve Gençay Gürsoy beraat etti

"Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlıklı barış bildirisine imza attığı için Anayasa Mahkemesi kararına rağmen hâkim karşısına çıkan Barış Akademisyenleri Şebnem Korur Fincancı ve Gençay Gürsoy, AYM kararı dayanak gösterilerek yapılan savunmaların ardından beraat etti.

Hüseyin Şimşek
Hüseyin Şimşek
07 Temmuz 2020 Salı 15:02
28 Okunma
Şebnem Korur Fincancı ve Gençay Gürsoy beraat etti

"Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlıklı barış bildirisine imza attığı için Anayasa Mahkemesi kararına rağmen hâkim karşısına çıkan Barış Akademisyenleri Şebnem Korur Fincancı ve Gençay Gürsoy, AYM kararı dayanak gösterilerek yapılan savunmaların ardından beraat etti.

Duruşma öncesi adliye önünde yapılan açıklamada, barış bildirisine imza atılan koşulların devam ettiğine vurgu yapılarak, "Zulmün ufkumuzu kararttığı bu ülkede mücadeleye devam edeceğiz" denildi.

2019 Temmuz ayındaki Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı sonucu Barış Akademisyenleri’ne yönelik birçok dava beraatle sonuçlansa da kimi yargılamalar devam ediyor. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, mahkumiyet kararlarını istinafın bozmasından sonra Anayasa Mahkemesi kararına rağmen yeniden duruşma günü verdi.

Evrensel'in haberine göre bu durumda olan akademisyenlerden olan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ile Prof. Dr. Gençay Gürsoy hâkim karşısına çıktı. 37. Ağır Ceza Mahkemesi'ne atanan yeni hakim Gürsoy ve Fincancı'nın istinaf kararını veren hakim olması sebebiyle duruşma gecikmeli başladı.

Gürsoy ve Fincancı beraat etti

Yargılanan Fincancı ve Gürsoy ile avukatların hazır bulunduğu duruşmalara çok sayıda akademisyen de destek için katılmak istedi. Pandemi koşulları nedeniyle 3 izleyici ile gazetecilerin takip ettiği duruşmalarda ilk olarak Gürsoy âakim karşısına çıktı.

Anayasa Mahkemesinin bozma kararını paylaşan mahkeme başkanı Gürsoy'a son sözlerini sordu. Gürsoy, "50 yıllık bir öğretim üyesi olarak ve benim durumumda olan yüzlerce akademsiyen adına üzüntülerimi iletiyorum. Geç kalmış doğru bir karardır, karara katılıyorum ve uyulmasını talep ediyorum" dedi.

Avukat Meriç Eyüboğlu ise, "Aslında bozma kararından sonra dosya üzerinden duruşma yapılıp bu dosya kapatılabilirdi. Sadece 37. Ağır Ceza Mahkemesi duruşa açtı. Bir geçti AYM kararının üzerinden. Dosya sürüncemede bırakılarak adil yargılanma hakkı ihlal edilmektedir" diyerek beraat talep etti. Kararını açıklayan mahkeme başkanı beraat kararı verdi.

Gürsoy'un ardından ise Fincancı'nın duruşmasına geçildi.

Son sözü sorulan Fincancı, " Hiç başlamaması gereken bir yargılama süreci. Dolayısıyla bozma kararı yerindedir. Barış istemenin suç haline dönüştürüldüğü yegane ülkeyiz" diyerek beraat talep etti.

Mahkeme 2 yıl 6 ay hapis cezası ala Şebnem Korur Fincancı ile 2 yıl 3 ay hapis cezaı alan Gençay Gürsoy'un AYM kararı doğrultusunda beraatine hükmetti.

Gürsoy'dan Tevfik Fikret'li yanıt

Duruşma öncesinde İstanbul Adliyesi önünde açıklama yapıldı. Açıklamada ilk sözü alan Avukat Meriç Eyüboğlu şunları söyledi: "Anayasa Mahkemesi karar vereli bir yıl oluyor. Kararlarını eleştirdiğimiz AYM bile bu bildiriye imza atmanın suç olmadığı, tam tersine bir hak kullanımı olduğunu kabul etmiştir. Buna rağmen Şebnem Hocam ve Gençay Hocam duruşmaya çıkacaklar. Bu adil yargılanma hakkına ve aklanma hakkına aykırı bir durum. 18 Haziran'da Lütfiye hocamız (Bozdağ) için gelmiştik. Yaklaşık bir dakika süren duruşma sonrası beraat etmişti. İşte keyfiyetle, gelin sizi bir kez daha görelim dercesine buraya çağrılıyoruz. Şunu da eklemeliyim, AYM kararı olmaksızın bu davaların zaten hiç açılmamış olması gerekirdi."

Ardından Prof. Dr. Gençay Gürsoy söz aldı. "2016'dan beri devam eden davanın en yaşlı sanıklarından biri olarak duygularımı bir şiirle anlatmak istiyorum" diyen Gürsoy, Tevfik Fikret'in "Sarmış yine âfakını bir dûd-i muannid, Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid' dizelerini paylaştı.

Gürsoy ardından şunları söyledi: "Bunun ne anlama geldiğini arifler anlar. Zulmün ufkumuzu kararttığı bir ülkede yaşıyoruz. Dolayısıyla bizim 'Bu suça ortak olmayacağız' metnine attığımız imzalar hala geçerlidir. Ve ben bu manzarayı görmeyen ya da gördüğü halde olup bitenlere sessiz kalanlara sitemimi bildiriyor."

"Nasıl bir çağda olduğumu biliyoruz ve mücadeleye devam edeceğiz"

Barış istemeye devam ettiklerini söyleyen Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, "Yani bugün bu ülke koşullarında ve onların oluşturmaya çalıştığı normlara göre suç işlemeye devam ediyoruz. Bu topraklarda ve bu topraklardan dışarıya yönelen tüm saldırılarda biz barış isteyeceğiz. Bizi yargılamaları önemsizdir. Ben de Murathan Mungan'ı anarak sözümü bitirmek istiyorum. 'Çağ Geçitlerinde Sitem' isimli şiirinde 'Ben sana böyle mi gelmiştim' diyerek çağa sitem ediyor. Biz nasıl bir çağda olduğumuzu biliyoruz. Ve bu çağda mücadeleye devam edeceğiz" diye konuştu.

Yargılama süreci nasıl başladı?

'Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi' Çözüm Süreci' olarak adlandırılan sürecin sona ermesi ve çatışmaların yeniden başlaması sonrası yaşanan hak ihllallerine ve sivil ölümlerine tepki göstermek üzere 'Bu Suça Ortak Olmayacağız' bildirisini açıkladı. 11 Ocak 2016'da 1128 akademisyenin imzası ile yayınladı. Bildirinin açıklanmasının hemen ardından Cumhurbaşkanının doğrudan hedef alması ile karşılaşan akademisyenlere binden fazla akademisyen de destek oldu. Desteklerle  2 bin 212 olan imzacı akademisyen çok çeşitli baskılara maruz kaldı. Bu baskıları üniversitelerde açılan idari soruşturmalar ve görevden uzaklaştırmalar izledi. 2016 martında 4 akademisyen bu hak ihlallerini açıkladıkları bir basın toplantısı sonrası gözaltına alındı ve tutuklandı.

15 Temmuz Darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL sonrası çıkarılan KHK'lerle işinden edilen 'Barış akademisyenleri' bütünnkamu görevlerinden de yasaklandı. Bu süreçte akademisyenler hakkında bir de 'terör örgütü propogandası” suçlamasıyla dava açıldı. Davalar kapsamında Türkiye çapında 806 akademisyen yargılandı ve  204 akademisyene 1 yıl 3 ay ile 3 yıl arasında değişen hapis cezaları aldı.

204 kişi içerisinden 29 kişinin hapis cezası 2 yılın üstünde kaldığı için, 7 kişi ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediği için toplamda 36 kişinin mahkumiyet kararı ertelenmedi. İtiraz yoluyla İstinaf Mahkemesi’ne giden mahkumiyet kararlarından cezası onanan Prof. Dr. Füsun Üstel iki buçuk ay cezaevinde kaldıktan sonra tahliye oldu.

Anayasa Mahkemesi'nden hâk ihlali kararı

Davası hapis cezasıyla sonuçlanan akademisyenlerden bazıları yerel mahkemelerin kararlarını AYM'ye taşıdı. AYM Genel Kurul, 26 Temmuz 2019'da 10 akademisyenin bireysel başvurularını birleştirerek görüştüğü dosya üzerinden “hak ihlali” kararı verdi.

AYM, başvuruculara 9 bin lira tazminat ödenmesine, ihlalin ortadan kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılması için karar örneğinin yerel mahkemelere gönderilmesine de hükmetti.

Neredeyse bütün mahkemeler dosya üzerinden beraat kararı verirken 37. Ağır Ceza Mahkemesi ise bu kapsamda yargılanan Lütfiye Bozdağ, Şebnem Korur Fincancı ve Gençay Gürsoy için duruşma günü verdi. 

Son Güncelleme: 07.07.2020 15:06
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.