Sivas Katliamı’nın 27. yılı: Madımak insanlık tarihinde kara bir leke

2 Temmuz, bir katliam tarihi olarak hafızalara kazınmış durumda. Yazar ve sanatçılardan oluşan 33 kişinin Sivas’ta kaldığı otelde yakılarak öldürülmesinin üzerinden 27 yıl geçti. Olaylar sonucunda iki otel görevlisi ile iki gösterici de ölmüş ve toplamda 37 kişi yaşamını yitirmişti.

Sivas Katliamı’nın 27. yılı: Madımak insanlık tarihinde kara bir leke

2 Temmuz, bir katliam tarihi olarak hafızalara kazınmış durumda. Yazar ve sanatçılardan oluşan 33 kişinin Sivas’ta kaldığı otelde yakılarak öldürülmesinin üzerinden 27 yıl geçti. Olaylar sonucunda iki otel görevlisi ile iki gösterici de ölmüş ve toplamda 37 kişi yaşamını yitirmişti.

Hüseyin Şimşek
Hüseyin Şimşek
02 Temmuz 2020 Perşembe 10:46
58 Okunma
Sivas Katliamı’nın 27. yılı: Madımak insanlık tarihinde kara bir leke

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Oteli'nde çoğunluğu Alevi 33 yazar ve ozan ile iki otel çalışanı yakılarak öldürülmüştü. Sivas’ta yaşamını yitirenler her yıl olduğu gibi bugün de Türkiye’nin farklı yerlerinde düzenlenen eylem ve etkinliklerle anılacak…
 

MADIMAK OLAYI

Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında, aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu pek çok sanatçı ve fikir insanı dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak bu kente geldi.

Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.

Binlerce kişiden oluşan karşıt grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti.


 

MADIMAK OTELİ’NİN YAKILMASI

Madımak Olayı’nda grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı. Madımak Oteli tutuşturulan perdeler ve alt katta bulunan eşyalarla birlikte yakıldı.

Otele sığınmış olan kişilerden, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi.

Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin, merdivendeki görevli tarafından darp edilip, merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan karşıt görüşlü kalabalığa doğru itildi.

Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç girişiminden araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.

Madımak Olayı sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi ve 2 gösterici yaşamını yitirdi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.

İKTİDARDAKİLERİN TEPKİSİ NE OLMUŞTU?

Turgut Özal’ın ölümünden sonra Cumhurbaşkanı seçilen Süleyman Demirel’in yerine DYP Genel Başkanı seçilen ve Başbakan olan Tansu Çiller görevi devralalı henüz bir hafta olmuştu.

Çiller’in Madımak Oteli’nde yaşananların ardından söylediği sözler tartışma yaratacaktı: “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir”

Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise olayın münferit olduğunu ve “Alevi-Sünni çatışmasına dönüşmemiş olmasını” vurguluyordu:

“Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmiş… Güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapmışlardır… Karşılıklı gruplar arasında çatışma yoktur. Bir otelin yakılmasından dolayı can kaybı vardır.”

İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu ise Aziz Nesin’i hedef gösterdi: “Aziz Nesin’in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleriyle halk galeyana gelerek tepki göstermiştir

Aziz Nesin, ilerleyen günlerde Gazioğlu’nun “yalancılıkla” suçladı.

Koalisyon ortağı SHP’nin eski genel başkanı, dönemin başbakan yardımcısı Erdal İnönü, olaylar sırasında Aziz Nesin’le telefonla görüşerek “en kısa zamanda takviye güç gönderileceğini, kimsenin kılına dahi zarar gelmeden kurtarılacağını” söyledi.

İnönü, katliam ardından SHP’ye ve kendisine yönelik eleştirilere, “Ne yapayım, yetkim yoktu” cevabını verdi.
 

DAVA SÜRECİNDE NELER YAŞANDI?

Madımak Olayı'ndan sonra yargılama süreci

Madımak Olayı‘ndan bir gün sonra 35 kişi gözaltına alındı. Daha sonra gözaltına alınanların sayısı 190'a çıktı. Gözaltına alınan 190 kişiden 124'ü hakkında “laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma” suçlamasıyla dava açıldı, geri kalanlar serbest bırakıldı.

Kamuoyunda Sivas Davası olarak bilinen davanın ilk duruşması, Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 21 Ekim 1993 günü yapıldı. 26 Aralık 1994'te karara bağlanan dava sonucunda, 22 sanık hakkında 15'er yıl, 3 sanık hakkında 10'ar yıl, 54 sanık hakkında 3'er yıl, 6 sanık hakkında 2'şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi.
 

Yargıtay, Devlet Güvenlik Mahkemesi kararını bozdu

Müdahil avukatlar, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını “taraflı, hukuka ve adalete aykırı” olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyize gittiler.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi katliamın “Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu” belirterek Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını esastan bozdu. Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay'ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı.

Madımak Olayı'nda 33 kişiye idam cezası 28 Kasım 1997'de açıklanan kararda, 33 sanık Türk Ceza Yasası'nın 146/1 maddesine göre idama ve 14 sanık 15 yıla kadar değişen hapis cezasına mahkûm edildi.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24 Aralık 1998'de hapis cezalarını onadı, 33 idam cezasını ise usul noksanlıkları nedeniyle bozdu.

Şubat 1999 tarihinde usul eksikliklerinin giderilmesi için başlayan yargılama sonucunda 16 Haziran 2000'de 33 sanık Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce yeniden idam cezasına çarptırıldı.

2002 yılında idam cezasının yürürlükten kaldırılmasıyla idam cezası hükümlülerinin cezaları müebbet ağır hapis cezasına çevrildi.
 

Katliamın yaşandığı Madımak Oteli’ne ne oldu?

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği gibi Alevi örgütleri başta olmak üzere, her yıl olaylarla ilgili anma programı düzenleyen kurumlar, otelin ‘Utanç Müzesi’ olmasını talep ediyor. Ancak bu talep bugüne kadar hükümetler tarafından kabul edilmedi.

Katliamı takip eden yıllarda otelin girişinde bir kebap lokantası açıldı. Bu, mağdur yakınlarının tepkisine neden oldu.

 

Lokanta, tepkiler ardından 2009 yılında taşındı

Otel ise kamulaştırıldı, yenilendi ve 2011’de Bilim ve Kültür Merkezi olarak kullanıma açıldı.

Merkezdeki anı köşesine, olaylarda ölen 33 aydın, iki otel görevlisi yanında iki göstericisininde adı yazıldı. Listede iki göstericinin de adının yer alması, katliam mağduru ailelerin tepkisini çekti.

Sivas anmalarını düzenleyen kurumlar özellikle her yıl 2 Temmuz’da “Utanç Müzesi” taleplerini yineliyor.


ÇIRA ELDEN ELE

İslere düşüp dumanlar soluduk
ahh hayat diye bir yudum ateş içtik
bir solukluk zaman sonsuzluğunda
bir ömürlük düşler kurduk
genzimizden ciğerlerimize akarken ölüm
saçlarımızı tutuştururken alevler
tutuştuk el ele
kardeşin kardeşe 
dostun dostla
sevgilinin sevgiliye
son dokunuşuydu 
kapanırken kirpiklerimiz usulca
sokulduk birbirimize, sarıldık birbirimize
tüm uzaklıklar duydu bunu
şiiri, ezgiyi sardıkça alevler, çırpındı yüreğimiz

kelamımızı küle gömmeyin
küldeki közü harmanlayın 
bir ezgi ne zaman ölürse 
bir söz ne zaman ölürse
o zaman öldü deyin bizim için
o zaman öldü sevdikleriniz

şimdi madımaktan size kalan ateşten öfkedir
toplasın herkes
ateşten umut toplasın
dostluk ve sevgi toplasın
ve dağıtsın yeryüzüne
yeryüzü yansın düşlerimizin ateşi ile

gül elden ele
gül dilden dile
sizin payınıza düşen acıyı tas tas içip anlatmak 
kabuk bağlamış yaramızı yeniden kanatmak
her gün yakacağız kendimizi, gidenlerin özleminin ateşiyle

huzura geldim kelamım var size, söyleyeceğim
dinleyin beni
gidenlerin bize bıraktığı yaşamak aşkına

alevlerden ne kaldı geriye
kırık bir tarağın dişlerine takılmış bir tutam saç
bir anı defteri
yarım kalmış bir şiir bir ezgi
sararmış fotoğraflar
inleyen saz, ağlayan cura
ucu yakılmış mendil
kitaplar, özlemler, düşlerde kalmış gülüşler
satırlarının altı özenle çizilmiş kitaplar
kitapların ortasında uykusuz gecelerin çay lekeleri
sigara külleri, düşe dalmanın kalem izleri

bir damla suya yazdık öykümüzü
bir nefeslik ömre, 
bir ömrü bir nefese
bir eşikteyiz şimdi
külün ve gülün eşiği
ölümün ve yaşamın eşiği
suskunun ve sesin
hiçliğin ve erdemin
yol düşkünlüğünün ya da yol yoldaşının
ne yöne bir adım atarsak
diğeri yıldızlar kadar uzak bize

Bedrettin’in sözü dilimizde
Börklüce’nin öfkesi yüreğimizde
çıra elden ele
gül dilden dile

Mehmet Özer

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.