Tahir Çalgüner yazdı: Aristo bile (yaşasaydı), “Ekoloji” ye “çevre” demezdi. !

Geçen gün, Kanal B TV’ sinde canlı yayında “çevre” konulu bir program vardı. Spiker katılımcılardan birine, bir izleyicinin sorusunu aktardı.

Tahir Çalgüner yazdı: Aristo bile (yaşasaydı), “Ekoloji” ye “çevre” demezdi. !

Geçen gün, Kanal B TV’ sinde canlı yayında “çevre” konulu bir program vardı. Spiker katılımcılardan birine, bir izleyicinin sorusunu aktardı.

Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
02 Haziran 2017 Cuma 11:18
Tahir Çalgüner yazdı:  Aristo bile (yaşasaydı), “Ekoloji” ye “çevre” demezdi. !

Soru: “Ekoloji” ve “Çevre” arasındaki farklar nedir.?


Cevap: “Benim kişisel fikrime ve beğenime göre; dedi.(O da ne demekse). Ekoloji (oikos+logos) uyduruk bir kelimedir. Türkçesinin de “ev bilimi” olduğunu söyledi. Dolayısıyla buna “çevrebilim” demek gerekirmiş.” Yani, Ekoloji yazar,.. yanına parantez içinde “çevre” yazarsanız; O , “o” demek oluyormuş….


Hazret, Aristo’yu bile mezarında ters döndürecek, türden; “öküz hayvandır..o zaman her hayvan öküzdür” demek gibi bir şey..belki de tam tersi galiba! Ekrandaki bu akademisyen aynen buna benzer bir düşünce ile konuşmasına devam ediyor.  “Oikos”, ev demektir. Evimizde bir çevredir. Her “ev” bir “çevre”dir… diyor. Bu aslan parçası akademisyenin, galiba aklı “imar hukuku” olaylarına takılı… oradaki “ev”; “bina”, (çatılı) hane anlamında değildir. Anlamı;  kavranılabilir bir bütün demektir. Buradan kasıt ortamın kendisidir. Nasıl bir olayın çevresinde kalmak ile o ortamda bulunmak arasında farklılık olduğu gibi. Birisinde bütüncülük var,  diğeri kısmi ve indirgenen bir olgu.


Neyse…bu akademisyen sonrasında konuşmasına devam ediyor..ve diyor ki; Ekoloji ile çevre kavramları  arasında fark vardır  diyor…Hayda..atilla mayda..! 10 saniye gibi kısa bir sürse içinde bu kadar çelişkiyi, günün 24 saatine yayarsak  bir düşünün bakalım..! Ne yekün  tutar !  Onun için az konuşan ve boş konuşan kişiler saygındır. TV yöneticileri de bu kişiyi bu özelliğinden dolayı, TV kanallarına çıkartmış da olabilirler. Basın özgürlüğüdür diyelim geçelim.


Aslında bir “bilim savcılığı” diye bir makam olsaydı; bu gibi kişiler hakkında kamuoyunu yanılttıkları için haklarında işlem yapılır ve TV’ lere çıkmaları önlenirdi.”


İki kavram arasındaki farklar ve bu konuda yazılmış o kadar çok şey var kiii….bunların okunması gerekir.Sokaktaki insandan bile fazla bir bilgiye sahip olmayanlardan fırsat kalırsa…bunlar gelecekte, yavaş yavaş daha net anlaşılacaktır. Kaldı ki;

TDK kararı ile; (bilimsel ve dilsel açıdan) Ekoloji’nin  “çevrebilim” demek olmadığı bilinirken ve sözlüklere de geçmişken.



TV- Magazin kayıtlarını istettireceğim ve bu konuşmacının adını öğreneceğim. Kendisini tanımam. Eşgalini tanıyorum. Tekrar görsem tanırım. Ama ismini bilmiyorum. İnşallah.. intihal hükümlüsü, hukuka da guguk diyen akademisyenlerden biri çıkmaz.


Bu konuda yazılmış iki anonim fıkra bile, halkımızın genel fikrini ve yüksek algısını yansıtmaya yeter.


1. Bu olay gerçek ve yaşanmış bir hadisedir. 


Ünlü "çevrebilim!" Prof’una derste bir öğrenci soru sorar.

Soru: Hocam ekosistemlerden tırtıl çıkarılsa ne olur?

Cevap: "Tırtılsız bir ekosistem olur" evladım der.. 

Öğrenci bunun üzerine cevabı yapıştırır."FARKLI BİR EKOLOJİ" olur der.

(Sınıfta bir gülüşme olur.)Sonrasında alkışlar..



2. Çevreci, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. 

Kimyacı: 

-Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış. 

Çevreci: 

-Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş. 

Jeolog: 

-Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış. 

Matematikçi: 

-Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış. 

Antropolog: 

- Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş. 

Bu sırada ekolojist ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar.Ekolojist  cevap verir: 

- Boru yetmedi!!!!!!


Ekoloji’ye inanın


“Çevre”!! sizde kalmayın.


Her ekolojist bir çevrecidir. Ancak her çevreci, ekolojist değildir.


Hele hele…artık her çevre sorununun, ekolojik bir soruna dönüştüğü şu içinde yaşadığımız çağda…! Yazık çok yazık..!

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Doruk 3 ay önce

İftira atmak en iyi bildikleri iştir ahlaksiz cemaatin.

Avatar
Aslan 3 ay önce

http://m.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/594938.aspx