İzmir 22°
kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur

Tahir Çalgüner yazdı: Kemalizm mi? Atatürkçülük mü?

Bu makale, aslında itiraf etmek gerekir ki, biraz zamansız yazıldı. Ne "sağ"cıların, nede solcuların hatta anadan babadan kalma yöntemlerle "solculuk" yapan "sahte sosyalistlerin" üzerine alınması ve de "anlaması" beklentisi içinde değiliz. Gelecekte, "Mülkiyeden (!) birileri çıkar da "Gerçek Kemalist'lerin akılları neredeydi denildiğinde, vereceğimiz bir cevabın olması açısından bu makalenin sadece kayıtlara girmesi temel amacım. İşte o zamana kadar, önce 'Atatürk' yerine "Mustafa Kemal", sonra da "Atatürkçülük" yerine "Kemalizm" kavramını kullanmaya devam edeceğim. (Hem biçim, hem de içerik olarak! ).

Tahir Çalgüner yazdı: Kemalizm mi? Atatürkçülük mü?

Bu makale, aslında itiraf etmek gerekir ki, biraz zamansız yazıldı. Ne "sağ"cıların, nede solcuların hatta anadan babadan kalma yöntemlerle "solculuk" yapan "sahte sosyalistlerin" üzerine alınması ve de "anlaması" beklentisi içinde değiliz. Gelecekte, "Mülkiyeden (!) birileri çıkar da "Gerçek Kemalist'lerin akılları neredeydi denildiğinde, vereceğimiz bir cevabın olması açısından bu makalenin sadece kayıtlara girmesi temel amacım. İşte o zamana kadar, önce 'Atatürk' yerine "Mustafa Kemal", sonra da "Atatürkçülük" yerine "Kemalizm" kavramını kullanmaya devam edeceğim. (Hem biçim, hem de içerik olarak! ).

Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
07 Mayıs 2017 Pazar 10:10
Tahir Çalgüner yazdı: Kemalizm mi? Atatürkçülük mü?

Önce 1923 Kemalizm Tanımlaması: 

Kemalizm ;, Aydınlanma döneminin ürünü olan sağ ve sol evrensel değerleri aynı 

anda kapsayan ve her iki değerler kümesini tek bir ulusal devlet potasında 

içselleştiren, anti emperyalîst (bağımsız) yeni bir paradigmanın adıdır. 

Kemalizm "Demokrasi" yerine rahatlıkla kullanılabilir. Kemalizm, Türk devriminin 

bir ürünü olup, döneminin çok ötesinde "akılcı"(pozitivist) paradigmayı da 

içeren bir "üst bilinç" devrimidir. Kesinlikle, Kemalizm bir üçüncü yol olması 

nedeniyle Sosyalizme ( salt sosyalizm ) eşlenemez ve de indirgenemez. Kemalizm, 

bir ideoloji olmasının yanında,yurttaşlık bilincini de içeren, düşünsel bir 

paradigmanın 'bütüncül' (holistik) adıdır da aynı zamanda... Bilimsel Kemalizm, 

özgün bir ekonomik doktirin ile de temellendirilmiştir ve iktidarı hedefler. 

Nadir Nadi'nin Varsayımı; 

"Solcu!! bir gazetenin kurucularından olan Nadir Nadi, "Ben Atatürkçü değilim" 

adlı kitabında yıllardır vurguladığı bir cümlesi çok ilginçtir. Aynen 

aktarıyorum; "Devrim ilkelerini, ( Kemalizm'i kastediyor 1920-1938 kasım) dimdik 

ayakta tutmaya karar vermediğimiz surece çok partili demokratik rejimin 

yurdumuzda yaşamasına olanak yoktur. 

İlk bakışta şirin gözüken bu varsayımın, orijinal Kemalizm tanımlaması ile 

karşılaştırdığında; hem teorik olarak hem de pratikte gerçekleştirilmesi 

konusunda bazı mantıksal zorlukları vardır. 

Şöyle ki; 

1- Kemalist bir parti veya örgütlenme Sağ ve Sol düşünsel motifleri zaten 

içeriyor ve içselleştiriyorsa, bunun yanında çok partili bir demokratik rejimde 

yer alan 

"Sağ ve Sol" partilerin kurulmasına gerek kalmayabilir. Kısacası; "Solculuk ve 

"Sağ"cılık oyunu Kemalizm ve ilkelerinin hayata geçirilmesinde başlı başına bir 

engel 

haline gelebilir. Bu iki indirgenmiş ve parcacı yapılanma, Kemalizm kavramına 

sahip çıkmada ve 

benimsemede istekli olamayabilir. Her ne kadar yürekten! savunsalar da ! bazı 

okları işlerine gelmeyebilir. 

2- Zaten yaşanan olaylar ve Türkiye'nin geldiği nokta, Mustafa Kemal'in 

"Kemalizm" çizgisinden çok uzaktır. Acaba varılan bu noktada, aksaklığın nedeni 

sadece gericiler (dinciler) veya ikinci Cumhuriyetçiler midir ? 

Bu noktada, temel hata şudur; "Kemalizm" yanlış yorumlanmakta yada işlerine 

geldikleri gibi yorumlanılmaktadır. Hem "Atatürkçülük"! adı altında Kemalizm'i 

dışlayan hem de aynı zamanda "Mustafa Kemale sahip çıkan (Sağ) ve (Sol) daki bu 

anlamsız kutuplaşmanın aslında demokrasimiz açısından "patolojik" ve samimi 

olmayan yan bir durum olarak yorumlanmaması için hiçbir neden yoktur. Zaten, bu 

konuları çok iyi bilen Nadir Nadi'de "Ben Atatürkçü Değilim" derken şakayla 

karışık acaba doğru mu söylüyordu diye düşünmekten kendimi alamıyorum. 

Bir yol ayırımı: 

"Salt" Sol'un, Kemalizm'i nasıl yorumlayarak "eklektik" bir yama gibi programına 

yapıştırdığı Murat ÖNER 'in kitabında vurgulanıyor. 

CHP'nin "post" kavgası yaşadığı birinci kurultayında şu tanımlama yapılmaktadır. 

"Kurtuluş Savaşı, Batı kapitalizmine (?) emperyalizme karşı yapılmıştı. Bu 

niteliğiyle, CHP sol bir parti idi" denilmektedir. Böylelikle "Ortanın 

Solu"ndan, "Sol'a doğru kayış (yayılmacılık) başlamıştır. 

Kemalist Devrimin sürdüğü 1938 Kasımına kadar geçen süre incelendiğinde 

görülecektir kî; Zaten toplumsal yapıda bir işçi sınıfı yoktur. Dolayısıyla, 

olmayan bir kesimin haklarını savunmayı "Sol"culuk olarak yorumlayan Kemalizm 

kendisi değil, bizzat dönemin (CHP) yönetimidir. Solculuk kırk yıllık bir 

politika olarak Kemalizm ile özdeşleştirilmiştir. (Tarih 1965) Kısacası pusula 

şaşmıştır. 


Çözüm: Yeniden Kemalizm 


Kuvâyi Milliye ruhuna temelli "Kemalizm"in bir şubesi olarak çalışan CHP 

yönetimi şunu iyi bilmelidir ki ; Ana bayii "Kemalizm"dir. Şubenin faaliyetine 

istediği ve istendiği zaman son verilebilir. Görüleceği üzere, ben salt 

"Sol'cuyum veya Sağcıyım diyen bir zihniyetin Kemalistliğinden şüphe etmek 

gerekir. Kaldı ki, zaten bu kesimler nedense Atatürkçülük yapmayı "Kemalizm'e" 

tercih etmektedirler. Günümüzde, bazı ileri derece zekalı Solcuların!, Atatürkçü 

parti enflasyonu yaşanan bir ülkede yeni bir 'Atatürkçü parti kurulmalıdır!' 

savlarını ise gülünç buluyorum. 

Mustafa Kemal'in Leninden daha akıllı ve vizyonu geniş bir lider olduğu zaten 

bilinen bir olgudur. Çağdaşının dün heykeli yıkılırken, Mustafa Kemal'in bugün 

dimdik ayakta kalmasının temel nedeni budur. 

Mustafâ Kemal "salt" sosyalizmi bir model olarak benimsememiştir. Üretim 

açısından getirdiği modeli yeterli görmediği gibi birey hak ve özgürlüklerini, 

demokrasiyi içermemesini de ülke amaçlarına uygun bulmuyordu. Devletçilik ve 

Halkçılık ilkeleri Mustafa Kemal'in "ılımlı toplumculuk" fikrini yansıtmaktadır. 

(Kışlalı, 1994). Avrupa Birliğinin Kemalizm raporuna göre Yeni Atatürkçülüğün 

Sol - Kemalist geleneğin izlerini taşıyan yoğun bir anti emperyalist vurguda 

olduğu belirtilmektedir. Belirtmeliyiz ki; sivil toplum kuruluşları arasında 

yapılan bu anket çalışmasının "gerçek Kemalistleri" örneklem kümesine almaması 

istatistik bilimi terimiyle söylersek büyük bir standart sapma verir. 

(Araştırmanın hata payı büyüktür.) 

Günümüzde işçi (emek) kesimi içinde geçerli olabilecek bir görüşü; Mustafa 

Kemal, çiftçiler için zamanında şöyle dile getirmektedir; Milletimizin %80'i 

çiftçidir. Öyleyse Halk Fırkası dendiğinde bu asıl kitle kastedilmektedir. 

Yalnız çiftçilerim ve köylülerin haklarını sağlamak için öbür sınıflara karşı 

parti mi kuracağız.? HAYIR. Köylünün düşmanı olabilecek olanlar kimlerdir.? Çok 

çiftlikleri ve geniş toprakları olan insanlardır. Oysa, arkadaşlar bizim 

ülkemizde böyle geniş toprakları olan kaç kişidir.? Ve acaba mevcut olan geniş 

toprak ve çiftlik sahipleri düzeyinde her köylüye toprak vermek için ülkemizin 

toprakları yetmez mi? bu cümle aslında, Kemalizm'in, ideolojiler yelpazesinde 

nerede olduğunun açık bir göstergesidir. (Tabii ki anlayana!).Bir problemi , onu 

yaratan bilinç düzeyi ile çözemezsiniz.Kemalist bir bılınç düzlemini, 

iliklerimize kadar inen şekilde algılamamızı sağlayacak noktada 

içselleştirmeliyiz. 

İşte Kemalist devletciliği en iyi anlatan özlü açıklaması:Devlet,  kamu  yararnn söz  konusu olduğu  alanlarda  devlet 

tekeli  kurabilir  veya  "basiretli bir  tüccar"  gibi faaliyet 

göstermeleri  koşuluyla  iktisadi  devlet  teebbüslerini  faaliyete geçirebilir  ancak  özel  sektörün 

gerekli  yetkinliğe,  sermayeye, güce  ve teknolojiye  ulaşması   halinde 

piyasaya  yaptğ ı müdahalelerden vazgeçecek  ve kamusal  müdahaleler 

geçici  bir  niteliğe  sahip olacaktr. diyor.


Atatürkçüleştirilen bir Kemalizm, Kemalizm değildir. Aklın ve yüreğin, TEK ve 

bütünsel ideolojisi, sivil toplum ve toplumsal örgütlerin çoğulculuğu ve 

iktidarı denetlemesi, ihtiyacımız olan budur. Böylelikle, adeta bir "kooperatif 

demokrasisi" içinde yönetilen idealist olmayan sivil toplum (dışı) örgütlerde 

partilerin müştemilatı olmaktan kurtulur. 

Böylelikle, sivil toplum örgütleri de Parti yandaşlığından, demokrasi 

yandaşlığına doğru Kemalist iktidarı ve toplumu denetleyen ve çağcıl alternatif 

çözüm üreten, gerçek "demokratik toplumsal mevziler" olarak gelişebilirler. 

Çoğulculuk ve çok sesli siyasi yaşam, sivil toplum örgütleri ve iktidar 

arasındaki karşılıklı etkileşime dayalı olarak gerçekleştirilmelidir. 

Ahmet Taner Kışlalı' nın ifadeleriyle; "ölümünün 67. yıl dönümünde (Sağ) dan ve 

(Sol) dan (!) en aşağılık saldırıların üzerinde yoğunlaştığı bir "diktatörü" (!) 

en içten saygı ve sevgilerimle anıyorum. (Hatırlıyorum) 

GENÇLİK, hitabendeki üzerini son kertede karaladığın son cümlenin anlamını ve 

mesajını çok iyi biliyor! 

Bilimsel Sosyalizme ve / veya Neo - liberalizme giden yolda Kemalizmi, İstanbula 

giden varan otobüslerinin Bolu dağındaki konaklama tesisi olarak algılayan 

kişilere de, Kemalizmin, iktidarı hedefleyen bir varış (destination) noktası 

olduğunu da bu vesile ile hatırlatmak gerekebilir.. 

Kemalizm, güncel düşünsel bir ideoloji olmanın yanında bilimsel, hedefsel ve 

aynı zamanda bütünsel bir bilme biçimidir. 

A.B nin oynak ve Türkiyeyi dışlayan dış politikası ile Kemalizmin maalesef iç 

kamuoyumuzda yaşadığı bu zorlu engelleme (uyum) süreci ve varoluş mücadelesi 

aslında benzer kaderi paylasan iki sevgili gibi. 

Bu açıdan; Tam Kemalist bir iktidar, hem Türkiyenin hem de A.B nin yolunu açması 

açısından da varılması gereken samimi bir iktidar hedefi olarak görülmesi 

gerekir. Aksi takdirde; Kemalizmi,ve Türkiyeyi 

dışlamanın dayanılmaz kompleksi içinde, AB ve Türkiye daima birbirinin varlık 

alanı dışında kalmaya mahkumdur. 

Ağaçlara bakmaktan, ormanın güzelliğini göremeyen, Türkiye'deki dogmatik "Sol" 

ve "Sağ" kemikleşmiş maskeli kafalara ve Kurultay arifesindeki CHP Genel başkqn adaylarının bilgisine.



Kaynakça: 1) Kışlalı, A., "Kemalizm, Laiklik ve Demokrasi" İmge yayınevi 3. 

baskı 1994 

2) Nadir. N., "Ben Atatürkçü değilim" Çağdaş yayıncılık 1996. 13. baskı 

3) Öner, M., "Bir yol Ayırımı" 1976 Orkide basımevi.

Son Güncelleme: 07.05.2017 10:13
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
oguzhan 3 hafta önce

Kayda değer bir yorum.