Türkiye Suriye’ye neden girdi?

METİN MÜNİR YAZDI

Türkiye Suriye’ye neden girdi?

METİN MÜNİR YAZDI

25 Ağustos 2016 Perşembe 14:21
Türkiye Suriye’ye neden girdi?

 Kürtler, bu fırsattan yararlanarak hudut bölgesinin tamamını kontrollerine almaya ve özerk bir yönetim kurmaya girişiler. Nihai amaç, Türkiye’nin güneyinde, Irak hududundan Akdeniz’e ulaşan bir Kürt koridoru yaratmak.

Amerika, IŞİD’e karşı bölgede en etkin silahlı güç olduğu için bu konuda Ankara’nın, değil Kürtlerin yanında yer aldı. Rusya da.

Ankara Esad karşıtı güçleri silahlandırıp Kürtlere saldırttı ise de genişlemelerini durduramadı.

Kürtler bölgelerini genişlettikçe genişlettiler.

Sonunda, kontrolleri altında olmayan 80 kilometre uzunluğunda bir bölge kaldı.

Türkiye’nin dün asker yolladığı bölge, Cerablus, bu bölgedir.

Cerablus IŞİD’in kontrolünde idi. Ama IŞİD zayıflamıştır ve geri çekilme halindedir.

Eğer Türkiye girmeseydi, Kürtler oraya da girecekti. Türkiye ile Suriye arasında tek parça halinde, yeni bir otonom Kürt bölgesi kurulması yolunda kritik bir eşik daha atlanmış olacaktı.

Kısa bir zaman önce önemli başka bir şey oldu. Kürtler Irak’a yakın doğu bölgesinde Hasaka adlı kenti ele geçirmek amacıyla Suriye ordusu ile savaşa giriştiler.

Esad burada ilk defa Kürtlere karşı bombardıman uçaklarını kullandı. Ama başarılı olamadı.

Orada küçük bir birlik bulundurmak kaydı ile Kürtlerin silahlı kolu olan PYD ile bir ateşkes anlaşması imzaladı.  Hasaka’yı Kürtlere bıraktı.

Bu olay Ankara’da alarm zillerinin çalmasına ve hükümetin Suriye’ye karşı tutumunun değiştirmesine neden oldu.

Başbakan geri çark ederek Türkiye’nin Esad’lı bir Suriye’yi geçici olarak kabul edebileceğini açıkladı. Suriye de ilk defa PYD’yi PKK’nın uzantısı ilan etti.

Olmakta olan, Suriye konusundaki yanlış politikayı bir başla yanlış politika ile değiştirmektir. Çivi çiviyi söker belki ama hata hatayı sökemez

Tahminim, Rusya aracılığıyla Türkiye’nin Esad ile yeni bir anlayış birliğine vardığıdır.

Suriye Kürtlerinin  otonomi arayışı ve Türkiye ile bir zamanlar arası kötü değil iken düşman olan IŞİD, Türkiye ile Suriye’yi doğal müttefik haline getirdi.

Darbe girişimi, üç milyon Suriyeli göçmenin yükü, Güneydoğu’da terörün azması ve IŞİD’in arkası kesilmeyen eylemlerinden bunalan hükümetin rota değiştirmek dışında başka bir şansı kalmamıştı.

Türk ordusunun Suriye’ye girişi bunun uygulamadaki kanıtıdır: Rusya ve Suriye’nin oluru olmasaydı, Türkiye’nin Suriye’ye girmesi imkansızdı.

Türkiye’nin dış politikasının Sünnileştirmesi ve Ortadoğu’da aktif bir oyuncu olmaya girişmesi cumhuriyet tarihinde işlenmiş en büyük, hatta ölümcül dış politika hatasıdır. Kabahati “dış politika dâhisi” Ahmet Davutoğlu ile onu karar mevkilerine yükseltenlerdedir.

Bu hatayı düzeltmenin tek yolu Ortadoğu’daki tarafsızlık politikasına geri dönmek, İran, Suriye, Irak, Mısır, İsrail, Rusya (ne kadar da çok hasım var!)  dahil bütün ülkelerle Davutoğlu-öncesi iyi ilişkilere geri dönmekti.

Ne yazık ki Türkiye bu hatayı düzelteceğine daha da büyütecek bir yola girmeyi seçti. Suriye’den elini tamamıyla çekeceğine savaşa bilfiil taraf oldu.

Türkiye’nin Suriye topraklarında bir “üs veya güvenli bölge” kurması uzun vadede Suriye Kürtlerinin otonomi emellerini kıramaz. ABD ve Rusya savaş sonrası Suriye’nin bir federasyon olabileceği konusunda çoktan anlaştılar.

Bölgeyi IŞİD’den temizlemenin de kısa vadede Türkiye’ye yönelik terör saldırılarını azdırmaktan başka bir sonucu olmaz.

Olmakta olan, Suriye konusundaki yanlış politikayı bir başla yanlış politika ile değiştirmektir.

Çivi çiviyi söker belki ama hata hatayı sökemez.  

AKP, demokratik, rasyonel tartışma ortamını yok etti.

Her şeyin en iyisini bildiğini sananların sesleri diğer sesleri bastırıyor, farklı bir ses vermek isteyenler tehdit ediliyor, cezaevlerine yollanıyor.

Bu ortamda daha kolay karar almak mümkündür ama daha sağlıklı karar almak mümkün değildir.

Irak’taki, Kürt özerk bölgesi ile kurulan ilişkilerin kazandırdığı çok olumlu şeyler var. Bunların en önemlisi bu bölgenin Irak’ın geriye kalan kısmındaki cehennem ile Türkiye arasında bir tampon bölge oluşturmasıdır.

Suriye’deki Kürt bölgesi de aynı işlevi görebilirdi, ama bu olasılık tartışılmadı ve barışa şans tanınmadı.

Umarım, sonunda bu da bir “Rabbim ve halkım beni affetsin” konusu olmaz.

Son Güncelleme: 25.08.2016 14:24
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.