Aleviler Ve Sosyalistler, Sosyalistler Ve Aleviler Sempozyumu başladı

Narlıdere Alevi Bektaşi Derneği Başkanı Mustafa Aslan ve Munzur Akademi Kültür Sanat ve Turizm Derneği adınaq yapılan açılış konuşmasından sonra İlk oturumla Sempozyum Başladı . Oturum Başkanlığını yapan Seçil Aslan dan sonra; Konuşmacılardan Prof. Dr. Şükrü Arslan , Dr. Cemal Aslan ve Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Ertan sunumlarını yaptı.

Aleviler Ve Sosyalistler, Sosyalistler Ve Aleviler Sempozyumu başladı

Narlıdere Alevi Bektaşi Derneği Başkanı Mustafa Aslan ve Munzur Akademi Kültür Sanat ve Turizm Derneği adınaq yapılan açılış konuşmasından sonra İlk oturumla Sempozyum Başladı . Oturum Başkanlığını yapan Seçil Aslan dan sonra; Konuşmacılardan Prof. Dr. Şükrü Arslan , Dr. Cemal Aslan ve Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Ertan sunumlarını yaptı.

M.GÜLTEKİN
M.GÜLTEKİN
05 Ekim 2019 Cumartesi 11:52
Aleviler Ve Sosyalistler, Sosyalistler Ve Aleviler Sempozyumu başladı

PİRHA- Narlıdere Cemevi ile Munzur Akademi Kültür Sanat ve Turizm Derneği’nin İzmir’de düzenlediği, ‘Aleviler ve Sosyalistler’ sempozyumunda ilk oturum gerçekleşti. Yapılan değerlendirmelerde Alevi toplumu ve sosyalistlerin nasıl karşılaştığına değinilerek, “Bu kesişme inanç grubunun politikleşmesi ile oluyor” denildi. 
 

Narlıdere Cemevi ile Munzur Akademi Kültür Sanat ve Turizm Derneği’nin ‘Aleviler ve Sosyalistler’ teması kapsamında Narlıdere Cemevi’nde düzenlediği sempozyuma Akademisyenler, Alevi kurum başkanları, HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, ve çok sayıda yurttaş katıldı.

Oturum başkanlığını Seçil Aslan’ın yaptığı sempozyumda Prof. Dr. Şükrü Aslan “Geleneksel ve Devrimci Kültürlerin Karşılaşma Sürecinde Alevilik ve Devrimciliğin Kimliksel Gerilimi, Dr. Cemal Salman “Yolun Solu, Sol’un Yolu: Kente Göçün İlk Yıllarında Aleviler ve Sol” konularında sunumlarını gerçekleştirdi.

Munzur Akademi adına kısa bir konuşma yapan Ayhan Yalçınkaya, ilk defa bir cemevi çatısı altında bir araya geldiklerini vurgulayarak, Alevilerin ve sosyalizmin ortak tarihinin ortaya çıkması gerektiği ifade etti. Yalçınkaya ayrıca “Bir araya gelmeyi önemsiyoruz. Bu çatı akademisyenler ile Alevileri bir araya getirdi. Tanış olma zamanı çoktan geldi. ‘Cemevi ibadet yeri değil, kültür yeridir’ diyenler şunu görmeli; evet burası ibadethane ama bir kültür yeri de… Ne sosyalistler Alevilere ne de Aleviler sosyalistlere yabancı değil. Birbirimizin içindeyiz. Ortak tarihimizin ortaya çıkması gerekiyor. Bu sempozyum Aleviler ve Sosyalistler açısından bir uyarıdır” dedi.

“ALEVİLİĞE ‘NASIL OLSA SİLİNİP GİDECEK’ BAKIŞI HAKİMDİ”

Prof. Dr. Şükrü Aslan, konuşmasında Alevilerin sosyalistlere genel bakış açısını değerlendirerek iki topluluk arasında olumlu yönde bir ilişki söz konusu olduğunu söyledi. Prof. Aslan, sosyalist hareketlerin Aleviliğe mesafeli kaldığını da dile getirerek şöyle devam etti:

“Biri dünyanın değiştirilmesi için radikal mücadele yürüten, idealleri olan bir grup. Diğeri dünyayı değiştirebileceğine inanan diğer grup. İki sosyoloji grubunun dinamikleri de çok farklı. Sosyalistleri bir araya getiren birçok ideoloji var. Bu iki sosyolojik grup, tarihin bir yerinde karşılaşmak zorunda. Bu kesişme inanç grubunun politikleşmesi ile oluyor. Sosyalistler geçmişte Alevileri ‘kazanılması gereken bir grup’ olarak görmüş. Alevilerin dinamikleri ise varlığını sürdürebilme, kendini ve kültürünü yaşatabilme üzerinedir. Sosyalistler yeni bir kültür inşa etmeyi amaçlayan sosyolojik bir gruptur. Politik projeleri var. Aleviler tam tersi geleneksel kültürlerini yaşatmaya çalışan sosyolojik grup. Bu karşılaşma ise biraz gerilimlidir. Alevilerin, sosyalistlere dönük algıları ise olumlu olmuştur. Pratiklerinden şikayetçi olsalar dahi her zaman bir sahiplenme hali olmuştur. Sosyalist hareketlerin Alevilere yönelik algısı bu kadar sade değildir, gerilimlidir. Genellikle Alevilere yönelik bakışta Aleviliği bir inanç kimliği olarak kodladığı için mesafeli olmuştur. “Sosyalist algı Aleviliğe ‘nasıl olsa silinip gidecek’ bakışıyla çok ilgi göstermemiştir. ‘Halkın inancına saygılıyız’ sözü ise geçici bir şeydir.”

“SOSYALİST KUŞAĞIN AVRUPA HAREKETİNDE ÖNEMLİ YERİ VAR”

1980’li yıllarda Alevilerin görünür olmaya başladığı dönemde sosyalistlerin tavrının değiştiğini kaydeden Aslan, “Sosyalistlerin Alevilerin önüne politik bir tutum koyduğu dönem, 90’lı yıllarda kazanılması gereken güçten beraber mücadele edilmesi gereken bir hal aldı. Sosyalistler, Alevi hareketinin yöneticileri oldular. Sosyalist kuşağın Avrupa Alevi hareketinde çok önemli bir yeri var” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de sosyalist ve Alevilerin arasındaki gerilimin az da olsa devam ettiğine değinen Aslan, Aleviler ve sosyalistler arasındaki ilk gerilimin sebebinin Aleviliği tanımlama olduğunun altını çizdi. Aslan, “Alevi kimliği sorgulanan bir hal aldı. Bu gerilim devam ediyor. Baba ve oğul farklı derneğin önünde ve birbirinin derneğine gitmiyorlar. Sistemde bunu iyi görüyor. Bu iki grup hala dinamik olarak duruyor” diye konuştu.

“GÖÇ İLE BİRLİKTE SOSYALİSTLER VE ALEVİLER TANIŞIYOR”

Dr. Cemal Salman, “Yolun Solu, Sol’un Yolu: Kente Göçün İlk Yıllarında Aleviler ve Sol” konusunu işledi. Salman, Alevilerin kent ile tanışmasının 1950’lerin başında olduğunu vurguladı. Salman ayrıca “İlk amaç kentte tutunma çabası, kendini var etmedir. Siyasal gerilimin ortasında Aleviler hazır düşman olarak görülüyor. İster istemez politik olarak uzaklaşıyor. Aleviler siyasal olarak yollarını çizmeye başlıyor. Sosyalist hareket bir muhalif damar bulmuş iken, Aleviler ise bunu mücadele ile başarıya götürecek damar buluyor” dedi.

“KATLİAMLAR ALEVİLERİ VE SOSYALİSTLERİ BİR ARAYA GETİRİYOR”

“1960-1980: Aleviler ve Sosyalistler” konusunu Öğretim ÜyesiMehmet Ertan anlattı. Ertan, Alevilerin ve sol arasındaki özgünlüklerin onları birleşmeye götürdüğünü belirtti. Sol hareketlerin kadro hareketi olmaktan çıkıp halklaşmaya gitmek istediğini ve bu halklaşma kapsamında Aleviler ile ilişki geliştirdiğini kaydetti.

“Alevilik, uygun tarihsel koşullar ortaya çıktığı anda siyasete aktarılacak bir konumda” diyenErtan şunlara dikkat çekti:

“Kentleşme süreci Alevileri dışa açıyor, kente çekiyor. Kentleşme zor bir süreçtir. Aleviler sosyal dünyada ve merkezi hükümet ile ilişkilenmeye başlayacaktır. Kitleselleşmeye başlayan bir sol var. 1970’li yıllarda Alevilerin CHP’ye oy vermeye başladığını görüyoruz. Dünyanın her yerinde farklı etnik gruplar iktidarı değiştirmeye yakın olan hareketlerle ilişkilenir. Alevilik, uygun tarihsel koşullar ortaya çıktığı anda siyasete aktarılacak bir konumda. Sol kitleselleşme ile büyümeye çalışıyor. Alevilik, sola gökte aradığını yerde bulduruyor. Alevi deyişleri, sol marş haline geliyor. Alevi ozanların sosyalist hareketlerdeki yeri görünür olur. Solun mayası bu mahallelerde tutuyor. Alevi göçmeler tarafından kurulan ve hala sosyalizmin kalesi olarak adlandırılan mahalleler var.”

“SOSYALİST HAREKETLER OLMADAN ALEVİLER POLİTİKLEŞMEZDİ”

1980’li yıllarının siyasi atmosferi ile birlikte Alevi olmanın Alevileri sosyalizme yakınlaştırdığına dikkat çeken Ertan, bu ilişkilenmenin özgün ihtiyaçlardan kaynaklı ortaya çıktığını ifade etti. Ertan, “Katliamlar bir çoğu farklı neden ile başlıyor. Bu katliamlarda Aleviler ve sosyalistleri bir araya getiriyor. 80’den sonra Alevi olmak Alevileri sosyalizme yakınlaştırıyor. Alevi olmak Alevileri sosyalist yapıyor. Bu kimlik bu ilişkilenmeden sonra biraz geride kalıyor. Bu ilişki özgün ihtiyaçlardan başlıyor. Aleviler sol harekete bir kitle sunuyor. Sosyalist hareket olmadan Aleviler bu alanda politikleşmezdi. Sosyalist hareketlerden aldığı örgütlenme deneyimleri onu Alevi kurumalarında bir öngörüye götürmüştür” diye konuştu.

Sempozyumun ilk oturumu soru cevap kısmı ile son buldu.

PİRHA /İZMİR 


























































































 
Son Güncelleme: 05.10.2019 23:58
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.