AYM Karaburunluları haklı buldu: RES projesi için yeniden yargılama yapılacak

Karaburun'da yapılmak istenen Sarpıncık RES projesine verilen "ÇED olumlu" kararına karşı açılan davada Danıştay, şirketin temyiz başvurusunu kabul ederek Karaburunluların lehine olan yerel mahkemenin kararını bozmuştu. AYM ise Karaburunluların mücadelesini haklı buldu ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetti. Avukat Cem Altıparmak, AYM’nin vermiş olduğu adil yargılanma hakkının ihlali kararı çevre ve ekoloji mücadelesi için oldukça önemli bir karar olarak nitelendirdi.

22 Kasım 2020 Pazar 14:19
AYM Karaburunluları haklı buldu: RES projesi için yeniden yargılama yapılacak

İzmir’in sık sık Rüzgâr Enerji Santrali (RES) projeleri ile gündeme gelen Karaburun ilçesinde 2014 yılından bu yana Karaburunlu yurttaşlar ve Karaburun Kent Konseyi’nin öncülüğünde devam eden "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali davalarında bu kez Anayasa Mahkemesi (AYM), kritik bir karara imza attı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, Sarpıncık RES projesi için verilen ÇED Olumlu kararı için, 2015 yılında Karaburunlu yurttaşlar tarafından açılan davada, İzmir 5. İdare Mahkemesi, proje sahası ve civarında yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda, ekolojik olarak kabul edilebilir olmadığı gerekçesiyle iptal etmişti.

AYM: YENİDEN YARGILAMA YAPILMALI

Kararda şöyle denildi:

“Planlanan rüzgâr santrallerinin teknik şartlara uygun tasarlandığı ancak teknik bir projenin hayata geçmesi için ekolojik olarak kabul edilebilir olması gerektiği, yarımadada bulunan mevcut rüzgâr türbinlerinin kümülatif olarak çevre etki değerleri dikkate alındığında zaten yarımadanın büyük bir alanını kaplamış olan rüzgâr santralleri var iken yeni bir projenin daha bu alanda faaliyete geçmesi ile özgün, bakir alanlar içeren ve oldukça zengin bir biyoçeşitliliği barındıran yarımadada yaşayan canlıların sığınacağı başka bir yaşam alanının kalmayacağı...”

Daha sonrasında bakanlık ve yatırımcı firma mahkemenin bu kararını temyiz etmiş ve dosyayı inceleyen Danıştay 14. Dairesi, 2016 yılında verdiği kararda yerel mahkemenin bu kararını bozarak ve Karaburunlu yurttaşların davasını, itiraz yolu kapalı olacak şekilde, kesin olarak reddetmişti.

Bu gelişme üzerine, adil yargılanma haklarının ihlal edildiği gerekçesi ile AYM'ye başvuran Karaburunluların başvurusu kabul edildi ve
29 Eylül 2020 tarih ve 2016/13031 nolu kararla, başvurucuların gerekçeli karar hakkının Danıştay 14. Dairesi tarafından ihlal edildiğine ve bu ihlalin düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasına hükmedildi.

'DANIŞTAY ŞİRKETİN ARGÜMANLARINI KARARINA DAYANAK YAPMIŞTI'

Karaburunlu yurttaşlar adına davayı takip eden ve AYM başvurusunu yapan avukat Cem Altıparmak, AYM’nin vermiş olduğu 'adil yargılanma hakkının ihlali' kararının çevre ve ekoloji mücadelesi için oldukça önemli bir karar olduğunu belirtti. Gazete Duvar'a konuşan Altıparmak, çevre davaları olarak nitelendirilen davaların, bir hayli emek ve uzmanlık gerektiren davalar olduğunun altını çizerek, yaşanan hukuk sürecini anlattı. Altıparmak şunları söyledi;

"Karaburun özelinde konuşursak, her bir davada Karaburunlular, 15 bin TL civarında tutan dava masrafını, keşif bilirkişi ücretlerini her seferinde karşılamak zorunda kaldılar. Bu davacıların çoğunlukla Karaburun köylüsü ya da Karaburun'a yerleşmiş emekli kesimden oluştuğu dikkate alındığında, ekonomik olarak nasıl büyük bir külfetin altına girdikleri anlaşılır. Buna ek olarak birçok avukatın, uzmanın ücretsiz gönüllü emeği ve dayanışmasıyla dava dosyaları hazırlandı. Binlerce sayfalık ÇED raporları didik didik edildi. Yüzlerce sayfalık dilekçeler ve karşı raporlar hazırlandı, mahkemeye sunuldu. Mahkeme bizim iddialarımızla yetinmeyip, uzman akademisyen bilirkişilerden oluşan bir heyetle sahada keşif ve bilirkişi incelemesi yaptı. Verilen rapor ve akabinde mahkemenin iptal kararı, Türkiye'de proje bazlı değil, coğrafya bazlı kümülatif etki değerlendirmesinin önemine işaret eden ilk karardı.

Hepimiz emeklerinizin karşılığını aldık diye sevinirken, ne hikmetse Danıştay 14. Dairesi bu kararı bozdu ve davamızı kesin olarak, itiraz yolu olmaksızın reddetti. Bunu yaparken de hukuken ciddiye alınabilecek makul ve yeterli gerekçe sunmadı. Hatta gerekçe olarak dayandığı yönetmelik dahi yürürlükten kaldırılmış bir yönetmelikti. Yetmedi bir de proje sahibi şirketin argümanlarını kararına dayanak yaptı."

'MÜCADELEMİZ KESİN VE NİHAİ BİR HAK İHLALİ KARARIYLA TESCİLLENDİ'

Bu süreçte yaşananların adalet adına oldukça kötü gelişmeler olduğunu vurgulayan Altıparmak, son olarak AYM'nin yeniden yargılanma kararı ile mücadelelerinin haklılığının tescillendiğini ifade etti. Altıparmak son olarak şunları söyledi;

"Bu yaşananlar hukuk, adalet ve adil yargılanma hakkı adına oldukça kötü gelişmelerdi. Böyle bir kararı verebilen Danıştay 14. Dairesi'nin objektif bağımsızlığından da bahsetmek mümkün değildi. Bu itirazlar neyse ki Anayasa Mahkemesi'nde karşılığını buldu ve aradan 5 yıl geçmiş bile olsa hak arama mücadelemiz kesin ve nihai bir hak ihlali kararı ile tescillendi. Artık Danıştay bizzat müsebbibi olduğu bu hukuksuzluğu ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak zorunda. Danıştay'ın AYM'nin kararına uymaması gibi ihtimali ise aklımıza bile getirmek istemiyoruz."

BÖLGEDE KAÇ RES VAR?

Öte yandan Karaburun yarımadası "temiz enerji" olarak adlandırılan ancak tarım alanlarından kuşların göç yollarına kadar kötü yönde etkisi uzmanlarca defalarca dile getirilmiş RES projelerinin yıllardır odak noktası. İzmir’in 1450 megavat RES kurulu gücü içinde yaklaşık 400 megavatı Karaburun yarımadasında bulunuyor. Bölge halkı tarafından söz konusu projelere karşı defalarca itirazlarda bulunulurken, Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan da bir yıl önce yaptığı açıklamada, ilçenin RES yatırımlarında doyum noktasını fazlasıyla aştığını belirterek, “Sarpıncık, Salman, Bozköy, Hasseki, Küçükbahçe, Yayla gibi köylerimizde adeta elektrik direğinden fazla RES görebilirsiniz.

Bu santrallerin tüm lisans ve izin süreçleri Karaburun Belediyesi dışından ilerliyor. Yetmiyor, acil kamulaştırma kararları ile hemşehrilerimizin dededen babadan kalma arazileri bir gecede değerinin altında satılmak zorunda bırakılıyor. Mülkiyet hakkının hiçe sayan, yerel yönetimlerle ilişki kurma gereği bile duymayan yatırımcılar yurttaşlarımızı isyan noktasına getiriyor.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.