NARLIDERE'DE DERSİM TERTELESİ

Narlıdere Dersimliler Dernek Başkanı Hıdır Timurlenk yaptığı açıklamada: Bundan yetmiş dokuz yıl önce bakanlar kurulu kararı halkımıza karşı işlenen insanlı suçınun belgesidir. Şöyle başlıyor Bakanlar Kurulu Kararı;

NARLIDERE'DE DERSİM TERTELESİ

Narlıdere Dersimliler Dernek Başkanı Hıdır Timurlenk yaptığı açıklamada: Bundan yetmiş dokuz yıl önce bakanlar kurulu kararı halkımıza karşı işlenen insanlı suçınun belgesidir. Şöyle başlıyor Bakanlar Kurulu Kararı;

Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
06 Mayıs 2016 Cuma 16:44
NARLIDERE'DE DERSİM TERTELESİ

                      


TUNCELİ TEBKİL HAREKATINA  DAİR BAKANLAR KURULU KARARI

 

Son  günlerde Tunceli’de vukua  gelen hadiselere dair raporlar 04.05.1937 tarihinde Atatürk ve Mareşal’in huzurları ile tetkik ve mütalaa edilerek aşağıdaki sonuca varılmıştır.

…Ve sıralanıyor kararlar. Bu kararla bir halk kesin olarak yok edilmek ve tarihin karanlık sayfalarına gömülmek isteniyor.

1937-38 sürecinde mazlum dersim halkı isyan var yalanı üzerinden sınırsız bir katliama tabi tutulmuştur.


Peki gerçek bu mudur?

Avrupa merkezli gelişen insanlık düşmanı kapitalist sistem ve ideolojisi, kadim zamanlardan beri pek çok uygarlığın ve onlarca halkın ortak yaşam alanı bu coğrafyada ittihat ve terakki cemiyeti olarak yansımasını bulmuştur.

1908’de 2. Meşrutiyet ile Osmanlı devlet yönetimini ele geçiren bu cemiyet, 1. Paylaşım savaşında Osmanlıyı alman faşizminin yanında savaşa sokmuş, bu savaş ortamından yararlanarak tek tip iktidar alanı yaratmak ve etnik ve dinsel temizliğe girmiş ve öncelikle Hristiyan hakları yok edilmiştir. 1. Paylaşım savaşından yenilgiyle çıkılmış, Osmanlı parçalanmış ve bu cemiyet siyasal varlığını , aynı adla varlığını sürdürmesi de ideoloji  ve kadrolarını Cumhuriyetle iktidarlaştırmayı  başarmış, tek tip iktidar olan projesini sürdürmüş, sıra ortak vatan söylemiyle yanlarına almayı başardıkları Müslüman kürt kardeşe gelmiştir.

İnanç kimliği nedeniyle yüz yıldır kuşatma altında olan ve sayısız seferlere maruz kalan Dersim ise bir kez daha hedefe konulmuştur. Sadece 1907 ile 1938 yılları arasında otuz yıllık bir zaman diliminde, biri Koçgiri’ye olmak üzere Dersim’e on üç sefer gerçekleştirilmiştir. Bu seferlerin tamamında insanlarımız katledilmiş, köylerimiz yakılmış, halkımızın varını yoğuna ganimet olarak el konulmuş, insanlarımız sürgün yollarında can vermiştir.

Bir imparatorluk dağılıyordu ve onlarca halk bağımsızlığını ilan ederken özelde Dersim, genelde ise Kürtler eşitlikçi ve özgürlükçü bir zeminde ortak yaşama razı olmuştu. Zor günlerde kardeşlik söyleminde bulunan ittihatçı zihniyet, düze çıkar çıkmaz gerçek niyetini açığa çıkarmış; Şark Islahat Planı , Zorunlu İskan Kanunu, Tunceli kanunu ve Umumi Müfettişlikler gibi hazırlıklarla bir kez daha tek tip insan projesini hayata geçirmiştir. Hak talepleri ve gerçekleşen direnişler ezilmiş, bu katliamlar zincirin son halkası olarak makro düzeyde planlanan ve adına Tunceli denen bir soykırım projesi hazırlanmış, 4 Mayıs 1937’de anılan  Bakanlar kurulu kararıyla start verilmiştir.

Ve 4 Mayıs halkımızca “Roza Şaye”  yani “Kara Güné olarak ilan edilmiştir.

2011’de Dersim tartışmaları gündemleştiğinde dönemin başbakanı ve günümüzün cumhurbaşkanı Erdoğan 23 Kasım 211’de AKP Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında şöyle diyor; “İşte bu kanunun ardından , hazırlıklar yapılıyor, 1937ş1938 ve 1939 yıllarında  Dersim’de maalesef büyük bir dram yaşanıyor. Havadan, karadan, toplarla, hatta gaz bombalarıyla, Dersim’de hareket eden her şey , çocuklar, kadınlar katlediliyor”.

Dönemin Başbakanı Erdoğan Dersim’de katledilen insan sayısını “Elli bin” olarak telaffuz etmişse de, bu rakamın çok daha yüksek olduğunu bilmekteyiz. Öyle ki insanlarımıza bir toplu mezar dahi nasip edilmemiş, cenazelerimiz kurda kuşa yem edilmiştir.

Pirimiz Seyit Rıza ve arkadaşları 15 Kasım 1937’de Elazığ Buğday Meydanında idam edilmiş, cenazelerinin akıbeti ne dair ise bu güne kadar hiçbir bilgi alınamamıştır.

Ve Dersim kıyımı tarihte kalan bir vaka olmayıp hala kesintisiz olarak devam eden bir süreçtir. Her ne kadar bir başbakanın ağzından katliamlar ve sürgünler itiraf edilmiş, söylem boyutunda bir özür dile getirilmiş de yaşamda somut bir karşılığı olmamış, bir halkın acısının politik çekişmelere kurban edildiği görülmüş, Tunceli Soykırım Projesinde öngörülen göçertme ve asimilasyon politikaları daha da derinleştirilerek sürdürülmüştür, sürdürülmektedir. Dillerimizden ZAZACA UNESCO tarafından ölmekte olan diller listesine eklenmiş, tarihsel yaşam alanımız olan Dersim’de nüfusumuz yüz yı öncesinin dahi çok altına düşmüş, inanç kimliğimizde yaratılan tahribat ve asimilasyon ileri boyutlara varmıştır. Öyle ki bir bütün olarak iç ve dış Dersim neredeyse insansızlaştırılmış bir bölge konumuna  düşürülmüştür.

Halkımızın kendi tarihsel yaşam alanlarındaydı ve bütün talebi tarihsel-toplumsal kimliği ile kabul görmekti. Bu talebimiz bu gün için de geçerlidir. Çok kültürlü ve dilli bir yaşam bu kadim coğrafyanın gerçeği olup tek tip insan projesine kurban edilmiştir. Toplumsal rıza, yani eşitlikçi ve özgürlükçü yaşam biat ile değil ikrar ile mümkündür. Tek tipçi zihniyet bu toprakları cehenneme çevirmiş ve ülkenin dört bir yanından ağıtlar yükselmektedir.

Artık yeter diyoruz.

Kürt kentlerinde yeni Dersimler, yeni kerbelalar istemiyoruz.

Şiddet sarmalından bir an önce çıkılmalı barış yoluna girmelidir.

4 Mayıs vesilesiyle Pirimiz Seyit Rıza’nın , kıyılan cümle mazlum ve masumu paklarımızın huzurunda bir kez daha dardayız. Fiilin sahipleri ise halkımızın ve tüm insanlığın vicdanında ebediyen mahkum kalacaklardır.

Adalet için bir kez daha tarihle yüzleşmeye davet ediyoruz.

 

İZMİR DERSİM DERNEKLERİ , İZMİR DEMOKRATİK ALEVİ DERNEĞİ



 

 

 

Son Güncelleme: 06.05.2016 16:48
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.