VELİ KARAKURT YAZDI: CHP 36.KURULTAYINDA YARATILAN KAOS KİME HİZMET ETTİ

CHP Türkiye’nin kurucu partisidir. Cumhuriyet tarihi içinde yüzden fazla siyasi parti kurulmuştur. Bir kısmı seçimlere bile giremeden kaybolmuş, bir kısmı parlamentoya girmiş olsa da hatta anlı şanlı iktidarların sahibi olsa da belli bir dönem saman alevi gibi yükselip sonrada Türkiye Halkından gerekli cevabı alarak tarihin çöplüğüne gitmiştir. Tüm siyasal partiler için kaçınılmaz son budur. Ancak, CHP Cumhuriyetle birlikte kurulmasına, hatta temelleri Cumhuriyet öncesi atılmasına rağmen 95 yıldır dimdik ayakta durmaktadır.

VELİ KARAKURT YAZDI: CHP 36.KURULTAYINDA YARATILAN KAOS KİME HİZMET ETTİ

CHP Türkiye’nin kurucu partisidir. Cumhuriyet tarihi içinde yüzden fazla siyasi parti kurulmuştur. Bir kısmı seçimlere bile giremeden kaybolmuş, bir kısmı parlamentoya girmiş olsa da hatta anlı şanlı iktidarların sahibi olsa da belli bir dönem saman alevi gibi yükselip sonrada Türkiye Halkından gerekli cevabı alarak tarihin çöplüğüne gitmiştir. Tüm siyasal partiler için kaçınılmaz son budur. Ancak, CHP Cumhuriyetle birlikte kurulmasına, hatta temelleri Cumhuriyet öncesi atılmasına rağmen 95 yıldır dimdik ayakta durmaktadır.

Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
08 Şubat 2018 Perşembe 19:38
VELİ KARAKURT YAZDI: CHP 36.KURULTAYINDA YARATILAN KAOS KİME HİZMET ETTİ

Bugüne kadar 35 Olağan ve 18 Olağanüstü kurultay gerçekleştiren CHP 36.Kurultayını geçtiğimiz günlerde yapmıştır.
Bu Kurultayın Demokrasi ve Cesaret Kurultayı teması üzerine sürdürülmesi, iki sihirli kelimenin ortaya konulmasından ibaret değildir. AKP iktidarı demokrasiyi, özgürlükleri kısıtlamış, neredeyse en küçük muhalefet sesine bile tahammül edemez hale gelmiştir. Gazeteci, milletvekili demeden gözaltı ve tutuklamaya tabi tutmaktadır. Siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin, Demokratik Kitle Örgütlerinin baskı altında tutulduğu süreçte  ayakta kalan tek kurum olan CHP’ye görev düşmektedir. Bu nedenle Demokrasi Mücadelesi için CHP de cesaretin egemen olması çabası nın ortaya konulmasıdır.
Nitekim kurultay sonrası ortaya konulan sonuç bildirgesinde; Tek Adam Rejimine yönelik mücadele noktasında; Kuvvetler Ayrılığının kalıcı olacağı Demokratik Parlamenter Sistemin yeniden getirileceği, Demokrasi ve tüm özgürlüklere sahip çıkma iradesini sürdüreceği, Ülkede ve Dünyada Barış ve hoşgörünün egemen kılınacağı ifade edilmiştir.
KONGEREDE YAŞANAN VE YAŞATILAN KRİZ
Bu Kurultay ile CHP önce kendi içindeki birlik ve beraberliği pekiştirmek, ayrışmayı ve tartışmayı önleyerek kendisinin dışında 2019 da aynı hedefe yürümesi gereken diğer muhaliflere de güven vermesi gerekirken; Genel Başkanlık seçimi üzerinden yaratılan kriz,hem CHP içinde hem de CHP dışında soru işaretleri oluşturulmasına neden olmuştur.
AKP iktidarı ve Genel Başkanı hem kendi içinde hem de kendi dışında birlik ve beraberlik sağlayarak 2019’a yürürken, CHP içinde kavga görüntüleri üzülerek ifade edelim ki halkı umutsuzluğa sevk etmektedir.
Öncelikle ifade etmek gerekir ki,bu Kurultay; 2019 Hedeflerine kilitlenen, koşulsuz birlik ve beraberliğin pekiştirilip ilan edileceği bir kurultay olmalıydı. Elbette ki, Cumhuriyet Halk Partisinin parti içi demokrasi anlayışına, demokratik yarış eksenine zeval getirilmeden tek yürek ve tek yumruk olarak bu kurultaydan çıkmalıydı. Baskıların ve saldırıların karşısında CHP’yi ayakta tutan, Adalet Yürüyüşü ile CHP’yi Dünyanın gündemine oturtan, CHP’yi hiç olmadığı kadar tek yürek tek yumruk haline getiren Bir Genel Başkana CHP’yi krize sokmadan 2019’a hazırlık şansı verilmeliydi.
Yani parti içi yarış bu dönem ertelenmeliydi. Bu olmadı ama hiç olmasa bu yarış hasar vermeden tamamlanmalıydı. Ama bir kaşık suda fırtına koparılarak yaratılan kriz ve bu krizin Kurultay sonrasında da devam etmesi, hem de seçim sathı mahalline girilmekte olan süreçte bir olağan üstü kongreden söz etmek milyonlarca insanın umuduna tuzak kurmaktır.
Çok önemli bir süreçte yapılan, CHP’ye yakışan ve demokratik kurallar içinde geçen kurultayı bir kaos kurultayına dönüştürmek CHP’ye yapılan en büyük kötülüktür.
Elbette kongrelerin tüzükten kaynaklı kuralları vardır. Aday olacak kişiye delegelerin imza vermesi ve bu imzanın % 10’u geçmesi gerekmektedir. Her aday her delegeden imza isteme hakkına sahiptir, delegede istediğine imza verme hakkına sahiptir. İmza vermek oy vermek zorunda kalmak olmadığı gibi, imza vermemekte o adaya oy vermeme anlamına gelmez. İmza verme gerekçeleri farklıdır, ama oy kabinine girince düşünceleri farklılaşmış olabilir. Hiç kimsenin bunu sorgulama hakkı yoktur. Özgür irade en son oy kabininde sonlanır. Kemal Kılıçdaroğlu’na imza veripte oy vermeyenlerde, Muharrem İnce’ye imza vermeyerek oy verip bu krize neden olanlarda sorgulanamaz. Çünkü bu durum CHP kurultayında birçok defalar yaşanmıştır. Hiçbir spekülasyona neden olmamıştır. İzmir’de Ekrem Bulgun 600 delegenin imzasını alıp, 290 oyla İl Başkanı seçildiğini, 2015 de yapılan İzmir İl Kongresinde Alaattin Yüksel’in Nevzat Kavala karşısında İki kat imza toplamasına rağmen sadece 7 oyla kazandığını, hatta CHP 34ncü Kurultayında da gene böyle bir durumun gerçekleştiğini gördük.
Elbette tüzükte açıkça yazmasına rağmen her iki adaya imza veren delegenin sorumluluğu vardır. Biz Türkiye’de üye eğitiminden söz ederken Kurultay’a kadar seçilerek gelen bu partinin siyasetine yön verecek kurula seçilen delegenin tüzükten habersiz olması ayrı bir trajedi. Ama 49 kişinin her iki adaya imza vermesi son derece basit çözülecek bir kriz iken, kriz divan tarafından yönetilemediği için 49 üye düştüğünde aday olamayacak konuma gelecek olan Muharrem İnce’ye krizi istismar etme olanağı sağlamıştır.
Muharrem İnce 2012 de yapılan kurultayda da aday olmuş, gene 166 imza toplamış 427 oy almıştı, yine Kılıçdaroğlu topladığı imzanın altında oy almıştı. Ama kriz haline gelmemiş, seçim sonrası Kurultay salonundan Muharrem İnce bir saat önce Kılıçdaroğlu benim rakibimdi şimdi benim Genel Başkanım diyerek birlik ve beraberlik mesajı vermişken, Demokratik bir biçimde sonuçlanan seçime ve aradaki yaklaşık 350 oy farkına rağmen krizi sürdürme çabası hatta 2019 gibi CHP’nin önünde duran önemli bir sorun varken olağanüstü kongreden söz etmek CHP’nin mücadelesine engel olan bir anlayıştır. Bu süreç Muharrem İnce’ye bir şey kazandırmaz, üstelik var olan güveni de kaybettirir.
Herkes bir kez daha düşünüp önümüzdeki sürecin hayati önem arzettiğini idrak ederek birlik ve beraberlik çizgisinde birleşmeli, seçilmiş merkez yöneticilerinin öncülüğünde 2019 zaferine kilitlenmelidir. Bu sürece köstek olacak her CHP’li tarih önünde suçlu olacak ve bu hesabı önce kendi çocuklarına sonra da Türkiye Halkına veremeyeceklerdir.
İzmir İl örgütü kurultayda iyi bir sınav verememiştir. İzmir’den parti meclisine yaklaşık 20 kişi aday olmuştur. İl Örgütü beş kişi önermiş, İki kişi Genel Başkanın anahtar listesine girmiş, bunlardan Parti Meclisi üyesi Sevda Erden Kılıç Parti Meclisine yeniden seçilmeyi başarmış, eski Gaziemir İlçe Başkanı Umut Tekin girmeyi başaramamıştır. Milletvekili Ali Yiğit, Eski İl Başkanı Asuman Ali Güven ve Eski İl Başkanı Ali Engin Genel Başkanın anahtar listesine girememiştir. Buna karşılık İl Örgütünün önermediği Tuncay Özkan ve Erdal Aksünger listeyi delerek Parti Meclisine girmiştir.
Anlaşılmaktadır ki İzmir İl Örgütünün Kurultay politikasında tutarsızlık, hatta anahtar listeler açıklandıktan sonra Genel Başkanın Listesini tırpanlama girişimi ortaya çıkmıştır. Genel Başkanın Listesinden 4 kişi çizilerek listeye giremeyen adayların yazılması mesaj olarak delegelere gönderilmiştir.
İzmir İl Örgütü 52 delegenin imzasını Genel Başkana götürmüş ancak, İzmir Delegelerinin oy kullandığı 17 Nolu sandıkta Muharrem İnce’ye 13 oy çıkmıştır.
İzmir İl örgütü kendi ekibini parti meclisine önermesi, CHP siyasetinde öne çıkan Erdal Aksünger, Tuncay Özkan hatta İzmir’de ön seçimden çıkan ve gösterdiği performansla bunu hak eden Tacettin Bayır’dan birisini listesine eklese belki de daha başarılı olacaktı. Asuman Ali Güven iyi bir partilidir. Ama sizin İl başkanlığına uygun görmediğiniz birisini Parti Meclisine önerirseniz sonucun kaçınılmaz olduğu aşikardır. Ayrıca İzmirli adayların hiç birisine İzmir Tam Destek vermemiştir. Hatta önerilen ve mesajlarla desteklenen Ali Yiğit İzmir sandığından sadece 17 oy alabilmiştir. Başkalarını keselim derken kendi kendilerini kesmişlerdir. İzmir PM adayları İzmirKurultay delegelerinden en çok 30 oy alabilmiştir.
Böylece İzmir örgütünün yeterli başarıyı sağlayamadığı, Parti Meclisinde önerdiği değil önermediği üyelerle çalışacağı yeni bir süreç başlamıştır. Hayırlı olmasını dilerim.
 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.