Eftal Yıldız
Eftal Yıldız
Yazarın Makaleleri
HANIN KAŞI…
Kar beyaz bulutların arasındaki; kartopu yığınlarına katılan yıldızlar, sizi seyrediyorum… Güneş'in, Ay'ın olmadığı ortamların sultanları yıldızlar, sizi seyrediyorum. Huzur veriyorsunuz bana. Kayan yıldızlar, yüreğimdeki...
İKARUS VE KESİTLER…
İnsanları gördüğümüz yer; düşüncemizin şekillendiği yerdir. Hastanede gördüğümüz kişiler bizlere göre rahatsızlığı olan, dertleri olan kişiler. Aynı kişileri sahilde görsek; sağlıklı, eğlenmeye gelmiş bir kişi olarak niteleriz...
KAFANI DALDIR, ZOİLUS, KAFANI…
Elias Conetti'nin güzel bir sözü ile başlayalım yazımıza. Diyor ki; 'İnsan hayatının ölçüt olmaktan çıktığı yerde, artık hiçbir şeyin ölçütü kalmamış demektir.” Çok sevdiklerimizin, çocuğumuzun, kan bağımızdaki...
Ben, Ben, Ben…
Ben; Bir yığın ben. Samimiyete göre duygularını sergileyen ben. Kendimle bambaşka ben. İş yerinde daha farklı, arkadaşlarla farklı ben. Özel görüşmelerde çok farklı ben, kibar ve sınırlı ben. Ben, ben, ben… En samimisi kendimle olan...
TEŞUVA…
Kapılmışız dünyanın renklerine; kimimizde hırs, kin, nefret, zalimlik, kimimizde sevgi, saygı, iyi niyet. Hiç bitmeyecek gibi bu renkli âlem. O bir mekân; biz daimi sahibiyiz sanki… Ömür… İçerisinde bir yığın virajların, tercihlerin,...
TUARES GİBİ…
Bir yargıç var içimde; acımasız, adil, tarafsız, kanmayan, aldatılamayan, hiçbir şeyin etkisinde kalmayan yargıç. Vicdan… Felsefe de vicdanın tarifi; 'Vicdan insanın görgü ve bilgileriyle kendini yargılama yetisidir.” Evet; Kişinin...
Tanrı Zar Atmaz…
Tanrı Zar Atmaz… Bak gökyüzüne; gökyüzü masmavi, gökyüzü parlak. Ne riya var nede keder. Gökyüzü huzur, gökyüzü özgürlük… Janus gibi bakma; bir yüzün kente gidenlere, bir yüzün kentten çıkanlara bakmasın. Janus; Roma kültüründe...
Bu Akşam İçeceğim…
Bu Akşam İçeceğim… Bugün sarhoş olma hakkımı kullanacağım. Yalnız içerek kendimle sohbet edeceğim. Düşünmek, öz eleştiri, övgü, duygulanmak, mazide gezinmek, hayaller kurmak… Bir zamanlar Boza da alkollü içki sayılmış. Bu dönemlerde...
Yürek Yorgun Olunca…..
Akşamın hafiften hüzün yüklediği saatlerde arkadaşımı aradım. Neşeli, özgüvenli, gür bir ses duymayı hayal ederken, aksi bir ses tonuyla karşılaşmak; insandaki hüznü katlayarak bakış açınızdaki güneşin yerini bulutlara bırakıyor....
BİR DOSTUM DİYORKİ…
Yaşama sevincini kaybetmek, yorgun ve bitkin bir halde, umutsuzca gezinmek, insanın iki yaşından biri olan; gönül yaşının yaşlanması, heyecanının kaybolması, âşık olma kudretini bulamamak… Ne kötü, bu yok oluşun belirtisi. Yaşamımızda...
Süreyya, Pervin, Ülker…
Yaşam bir sürü keşkelerle dolu, hüzün kol geziyor günlerimiz içinde. Yürekler suskun, yürekler gizemli ve buruk… Mutluluk, çoşku, sevgi, duygunun yükselişi; yaşam içinde özel günlerde saklı. Neden yaşamın içinde büyük paya sahip...
Zümrüdü anka olamadım...
'Kim senin yaşamını çiğnemedi ki söyle? Günahsız bir ömrün tadı ne ki söyle? Yaptığım kötülüğü kötülükle ödetirsen sen. Sen ile ben arasında ne fark kalır ki söyle? Ömer Hayyam böyle diyor. Tepede olmak zor. Tepede durmak...
HEPİMİZ BİR SANATKARIZ…
Hayatıma; bir kelebeğin hayatı gibi bak… Kızma, kırma, yıkma dünyasını insanın. Kelebeğin ömrü ne ki, onu bir kafese koymaya değer mi? Hayvanların dünyasına baktığımızda; yaşama mücadelesini ne kadar zor şartlarda verdiklerini görürüz....
DEDE HAYDİ OYNAYALIM…
Uzandım kanepeye dinleniyorum. Elimde kitabım, gözümde okuma gözlüğüm, yanı başımdaki sehpada bir bardak şarap ve çerezim. Franz Kafka'yı okuyorum. Güzel ve beni başka yerlere taşıyan dinlendirici bir kitap. Arada Dionysos'u anarak...
HAYAT CETVELİ
Mümin SEKMAN'ın güzel bir sözü ile yazımıza başlayalım. ' Doğduğunuz sınıf ne kadar şanslı olduğunuzu, öldüğünüz sınıf ne kadar başarılı olduğunuzu gösterir.” Benim yaklaşımım, önce yaşamımıza cetvelin neresinde...