İzmir 17°
kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur

'51 kişiden kim ABD'ye giderse, bilesiniz ki tutuklanır'

Sözcü Gazetesi yazarı Saygı Öztürk'ten Rıza Sarraf davası yazısı.

'51 kişiden kim ABD'ye giderse, bilesiniz ki tutuklanır'

Sözcü Gazetesi yazarı Saygı Öztürk'ten Rıza Sarraf davası yazısı.

Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
24 Kasım 2017 Cuma 09:45
'51 kişiden kim ABD'ye giderse, bilesiniz ki tutuklanır'

Sözcü Gazetesi yazarı Saygı Öztürk, 17 - 25 Aralık Büyük Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu'nun merkezinde yer alan Rıza Sarraf'ın ABD'de devam eden yargılanmasını yazdı.

Saygı Öztürk'ün "Zarrab olayın son gelişme" başlıklı yazısı şöyle:

"Kamuoyunun “17 Aralık” olarak bildiği rüşvet, yolsuzluk, karapara suçlamalarının yer aldığı, üç bakanın, çocuklarının içinde bulunduğu soruşturma dosyasının numarası 2012/120663'tür. Bu dosyada 53 sanık bulunuyordu. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Celal Kara'dan dosya alındıktan sonra 16 Ekim 2014 tarihinde 2014/69582 sayıyla, şüpheliler hakkında “kovuşturmaya yer olmadığı”na ilişkin karar verildi. Böylece dosya, Türkiye'de kapanmış oldu. Dosyanın bir numaralı şüphelisi Reza Zarrab, 25. şüphelisi de Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'ydı. İkisi de ABD'de tutuklandı. O dosyada ismi bulunan diğer 51 kişiden kim ABD'ye giderse, bilesiniz ki tutuklanır.

Hatırlatalım, 17 Aralık soruşturmasını yaklaşık 2 yıl yürüten dönemin İstanbul Mali Şube Müdürlüğü'nün yetkilileri “usulsüz işlem” yaptıkları ve FETÖ bağlantıları gerekçesiyle meslekten çıkarıldı, hemen hepsi cezaevinde… Soruşturmayı başlatan savcı meslekten çıkarıldı, hakkında yurtdışına çıkış yasağı bulunmazken sınır kapısından pasaportla geçti. Bir daha da kendisinden haber alınamadı.

RIZA'NIN İTİRAFÇILIĞI

Bakanlara, çocuklarına, banka genel müdürüne rüşvet suçlamasından hakkında takipsizlik kararı verilen, İran'da adı Reza Zarrab, Türk vatandaşlığından sonra Rıza Sarraf olan kişi gerçekten “itirafçı” oldu mu? Açıkçası, bu konu net değil. Çünkü Sarraf'ın, avukatıyla görüşmesine izin verilmediği için onlar da gerçek durumu bilmiyor. Şu ana kadar Sarraf'ın “itirafçılığı” tahminden öte değil ama beklenen bir durum.

Yasaya göre, kişinin “itirafçı” olabilmesi için savcının suçlamaları için “Evet, ben bu suçları işledim” demesi ve tutanağı imzalaması gerekiyor. Bu yapılınca ancak kişi sanıklıktan tanıklığa geçebiliyor.

Rıza'nın itirafçı olması için neden çok. Önce şunu hatırlatalım: ABD' de, Rıza Sarraf hakkında istenen hapis cezasının alt sınırı 125 yıl. Böyle bir cezaya çarptırılacağını bilen Sarraf'ın artık ne yapabileceğini siz tahmin edin.

CEZALANDIRILACAĞINI BİLİYOR

ABD'de de genelde 100 davadan 3'ü jürili, 97'si ise savcıyla anlaşmalı olarak başlıyor. Sistem bunun üzerine kurulu… Jürili bir davada, Sarraf'a ceza verileceğine garanti gözüyle bakılıyor. ABD'li, İran vatandaşını “terörist” olarak görüyor. Bu nedenle, Sarraf, kendisine çok ağır ceza verileceğinin farkında…

Hukuki durumunu değerlendirdiği avukatlarıyla birden görüşmesi kesildi. Nerede olduğu bile bilinmiyor. ABD cezaevinde, tutuklunun avukatıyla telefonla konuşmasına izin veriliyordu. Artık telefonla da konuşulamıyor. Açıkçası cezaevi koşulları da çok ağır. Hiç kapatılmayan klimalar var. İçerisi buz gibi. Böyle bir durumda kalın ve uzun kollu giyecekler giymenize izin verilmiyor. Yani kısa kollu giysi zorunlu. Tutukluya yastık da verilmiyor. Bu da ilginç bir durum. Rıza Sarraf'ın kaldığı oda iki kişilik. Yanındaki, Rıza'yı itirafçı olmaya yönlendirmekle görevli muhtemelen bir ABD ajanıdır.

Rıza Sarraf'ın yanı sıra tutuklu olan ve yargı önüne çıkarılacak isimlerden biri de Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'dır. Sarraf ve Atilla'yla ilgili “Muhbir-1 ve Muhbir-2” kod adlı kişiler de var. Bunların kimliği gizli… Özellikle birinin olayları yakından bilen üst düzey bir isim olması sürpriz sayılmaz.

KURTARILACAĞINI BEKLEDİ

Rıza Sarraf, 19 Mayıs 2016'da ABD'de tutuklandığında, yakında serbest kalacağını bekliyordu. Türkiye'nin kendisini kurtaracağından, ABD makamlarını da yaptığının suç olmadığına inandıracağına emindi. Belki de, ABD yoluna çıkmadan önce “Git, kendini anlat ve kurtul” önerisi yapılmıştı. Çünkü, “Çok şey bilen” Rıza'nın Türkiye'de can güvenliği de tehlikedeydi. Onun milyonlarca lira dağıttığı ortaya çıkınca, “biraz da bize” diyenler çoğalmıştı.

ABD'de tutuklandığında, ticaret yaptığını, bunun suç olmadığını, “ambargoyu delmenin de suç oluşturmadığını” öne sürdü. Türkiye'de suçsuzluğu ortaya çıkmış, hakkında dava açılmasına bile gerek duyulmamıştı. ABD'de de böyle olacağını değerlendirdi. Ancak zaman geçtikçe durum değişmeye başladı. İstenen hapis cezasının alt sınırı 125 yıldı. Böyle bir cezayı duyan kişinin ruh halini artık siz düşünün.

ÜÇ HAFTA SÜRECEK

Rıza Sarraf olayını avukatları başından beri “siyasi dava” olarak niteliyor. Bu nedenle konunun siyaseten çözümü gerektiğine inanan siyasetçiler de çok… Türkiye tarafından ABD makamlarına hep olayın “hukuki” değil “siyasi” olduğu anlatıldı.

Sarraf, bu girişimlerle ilgili olarak yüz yüze ve telefonla yaptığı görüşmelerle bilgilendi. Ancak durumun iyi olmadığını gördü. Şimdi yargı öne çıkacağı günü bekliyor. Davanın 3 hafta içinde sonuçlandırılması hedeflendi. 17 Aralık'a kadar dava sonuçlanabilir ama nasıl bir karar çıkacağı Rıza Sarraf gibi Mehmet Hakan Atilla için de bilinmeyenlerle dolu."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.