İzmir 17°
kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur

CHP'li Özel: Seçimi referanduma dönüştüreceğiz

CHP'li Özgür Özel, CHP Ostwestfalen-Lippe Bielefeld Temsilciliği'nin etkinliğinde konuştu.

CHP'li Özel: Seçimi referanduma dönüştüreceğiz

CHP'li Özgür Özel, CHP Ostwestfalen-Lippe Bielefeld Temsilciliği'nin etkinliğinde konuştu.

Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
09 Eylül 2017 Cumartesi 23:55
CHP'li Özel: Seçimi referanduma dönüştüreceğiz

Almanya'da dün akşam bir panele katılan CHP TBMM Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, Türkiye- Almanya ilişkileri ile ilgili olarak "Recep Tayyip Erdoğan'da, Angela Merkel'de, SPD Genel Başkanı Martin Schulz da yanlış yapmıştır. Biz, ne Erdoğan'ın yanlışını bütün dünyada savunuruz, nede sol parti diye SPD genel başkanı Schulz'un yanlışını savunuruz“ dedi.

Almanya'nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti'nde bulunan Bielefeld şehrinde yeni kurulan CHP Ostwestfalen-Lippe (OWL) Bielefeld Temsilciliği tarafından dün akşam bir açılış programı düzenlendi.

Bielefeld Belediye binasının toplantı salonunda gerçekleştirilen açılış paneline CHP TBMM Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, CHP Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan, CHP eski İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, konuşmacı olarak katıldı.

Panelde ayrıca CHP Ostwestfalen-Lippe (OWL) Bielefeld Temsilciliği Başkanı Nebahat Pohlreich, 2. başkan İbrahim Çelik, genel sekreter Cemalettin Özer, yönetim kurulu üyeleri, SPD Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Milletvekili Volkan Baran ve Kenan Kolat katılırken, yaklaşık üç yüz vatandaş da izleyici koltuklarında yerlerini aldı.

CHP Ostwestfalen-Lippe (OWL)Bielefeld Temsilciliği'nin ilk programı istiklal marşının okunması ve 2. Başkan İbrahim Çelik'in, konuşmasıyla başladı. Konuşma yapacağı kürsüye üzerinde adalet yazan şapka takarak çıkan İbrahim Çelik, gömleğinin üzerine giydiği atlet ile Kılıçdaroğlu'na yapılan eleştirileri protesto etti.

CHP Ostwestfalen-Lippe (OWL)Bielefeld Temsilciliği tarafından düzenlenen panelin moderatörlüğünü, CHP eski İstanbul Milletvekili Süleyman Celebi yaptı.

İlk konuşmacı olarak kürsüye gelen CHP Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan, iktidarın eğitim politikasını eleştirerek, "İktidarın eğitime getirdiği düzenlemeler karşısında çok üzülmüş, hatta ağlamıştım. Ama Anadolu'ya dolaştığımda cumhuriyetçi, Atatürkçü öğretmenlerin olması gerektiği gibi görevlerini yaptığını gördüğümde sevindim“ dedi.

Daha sonra kürsüye gelen CHP TBMM Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, iktidarı ve cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı farklı konularda eleştiren bir sunum yaptı.

Konuşmasında 15 Temmuz fetö darbe girişimi ile ilgili "Bir kere bu darbe, bal gibi bir darbe girişimidir. Öngörülen, ama önlenmeyen ve sonuçlarında faydalanılan bir süreç yaşandı“ dedi ve neden kontrollü darbe dediklerini anlattı.

Referandum sürecinde izleyicilere anlatan Özgür Özel, şöyle konuştu "İktidar, 49-50 biz, 15-16 MHP, toplam 65 yapar, her birleşmede güç doğar, yüzde 70 ile bu rejimi değiştiririz diye düşünüyordu. Biz onlara o zaman, bu rejimi değiştirtmeyiz. Çünkü siz çağırdığınızda, birileri kot pantolon üstüne kefen giyip hava alanlarına toplanıp, numaradan senin için ölmeye geldik Reis diye bağıranlar var, ama bu sefer kot üstüne kefen giyenler değil, sahaya Çanakkale'de Anavartalar da toprak altında kefensiz yatanların torunları çıkar arkadaş dedik. Çıktımı?çıktı, 49 artı 16, 65 olmadı. Sandıklara sahip çıkıldı, trafoya kedi girmesin diye tedbirler alındı, ama ana trafoya kaplan soktu namussuzlar. Ama bir gerçek var, o anayasa metni, şu an yürürlükte, ama meşru değil.

Meşuriyeti sadece Türkiye'de tartışılmıyor, bütün dünyada tartışılıyor. Meşruriyet kiriz, öyle bir krizdir ki demokrasilerde, ses hızından hızlı gider. Ankara'dan uçağa binersin, ister Wasinton, ister Pekin de, ister Moskova da, ister Lüksemburg'ta indiğinde, bir bakarsın sen uçakla kaçtın, seni o havalimanın da meşuriyet krizi karşılar. Ak parti, 16 nisan referandumu nasıl kazandı, yada kazanmaya çalıştığını hatırlayalım. Referandumu bir genel seçime dönüştürerek bunu yaptılar. Biz kardeşim 18 maddenin içeriliğini konuşalım diyorduk, o diyor Kılıçdaroğlu zamanın da SSK'da çarşaflar kanlıydı, o yüzden oyu bize verin. Biz kuvvetler ayrılığı diyoruz, o Savaş Ay'ın sorduğu soruyu soruyor, sanki Türkiye'yi Kılıçdaroğlu yönetiyor. Madem Kılıçdaroğlu'ndan onun hesabını soracaksın, bugünkü SKK başkanını da cumhurbaşkanı yapalım o zaman. Ama mesele o değil, mesele işi genel seçime dönüştürerek, referandum havasından kurtarmaktı”.

2019 SEÇİM STRATEJİSİNİ ANLATTI

Özel partisinin 2019 seçimlerine yönelik stratejisini ise “Önümüzde bir genel seçim var. Ama 3 kasım 2019'da, ama daha erken. O seçim bu sefer bir referandum olacak. Biz o seçimi, bir referanduma dönüştüreceğiz. Nasıl? O seçilirse, o yetkilileri kullanacak, o seçilirse artık kuvvetler ayrılığı biter, önünde artık secdeye varan yüksek yargı hakimleri, biz seçilirsek yeniden demokrasi, biz seçilirsek yeniden kuvvetler ayrılığı, biz seçilirsek yeniden parlamentonun güçlenmesi. O yüzden hepimize bir görev düşüyor, önümüzdeki seçimlere, bir referandum havasında gitmek için birlikte durmalıyız.

Bu hayırcılar referandumda bir araya geldiler, ama artık bir arada duramazlar gibi sözler söyleniyordu, ne zamana kadar 15 haziran gününe kadar. hayırcılar bir arada durabilir mi sorusunu biz, 432 km arkada bıraktık. Ne zaman?adalet yürüyüşünü yapıp bitirdiğimizde. Biz adalet yürüyüşünde geride, bir tane pet şişe bırakmadık, kitle çevreye çok duyarlıydı. Arkada iki şey bıraktık. Biri hayırcılar, bir daha bir araya gelebilir mi? Sorusu çok gerilerde kaldı, demek ki gelebiliyormuş.

İki o yürüyüşe, vatan hainleri ile yürümem, aman bu yürüşe katılırsam, bilmem ne olur diyen bir kaç siyasi mevtayı da geride bıraktık. Onlara umut bağlayanlar, gerçek umudun CHP olduğunu gördüler. Parti ismi vermeyeceğim, elbette belli dönemlerde o partilere gönül vermiş, onların tutumlarına hoş bakmış olanlar, gerçekten onları Atatürkçü sananlar, gerçekten onları vatansever sanan insanlar vardır. Ama adalet yürüyüşü, saraya karşı kimin yürüyüp, kimin yürüyemeyeceğini, adalet yürüyüşü, gerçek mücadeleyi kimin verip kimin veremeyeceğini, kendisi ister siyasi parti lideri olsun, ister bilmem nerenin eski başkanı, yada mevcut başkanı olsun bunları gösterdi“ diyerek anlattı.

Toplantının soru cevap bölümünde Türkiye Almanya ilişkileri ile ilgili gelen bir soruya Özgür Özer, „partinin grup başkanvekili ve sözcülerinden birisi olarak ciddi bir şey söyleyeceğim diyerek, "Son dönemde Türkiye, Almanya ve Avrupa Birliği ilişkileri konusunda Angela Merkel'de, Martin Schulz da, Recep Tayyip Erdoğan'da yanlış yapıyor. Biz, ülkenin cumhurbaşkanıdır diye, yaptığı yanlışı bütün dünyada savunmak zorunda değiliz, çünkü yanlış yapıyor. Referandum'a iç politikaya malzeme yapmak için Türkiye Hollanda ilişkilerini zorla gerdi, şimdi bir benzerini Angela Merkel yapıyor. SPD, Almanya'da bizim siyasi akrabamızdır. Ben Almanya'da olsam elbetteki Sosyal Demokrat Parti olan SPD'ye oy veririm, çokta normaldir bu. Ama Schulz, kendi partisinin hiç bir evrakında, programında olmayan bir söylemi yapmamalı, bizimkiler gibi, kendiliğinden bir doktrin vaaz edemez, böyle bir tutum belirleyemez. Asla ve asla bir sağ parlamenter gibi davranamaz, artık Avrupa siyasetinde sağcılarda öyle yapmıyor. Partisin programı Türkiye'nin Avrupa birliğini destekliyorsa, çıkıp başbakan olursam, Türkiye ile görüşmeleri sona erdiririm diyemez. Popülist yaklaşımdır, yanlış yapmıştır. Merkel ile bu konularda yarışa girmesi, hatalıdır. Hatalı olduğu konusunda ki en net tavrını, Almanya'da Kenan Kolat açıklamıştı, bizde aynı şekilde yanlış buluyoruz. Türkiye'nin de Almanya'nın da Avrupa'nın da geleceği de, güvenliği de, tam üyeliğin tüm gerekliklerini yerine getirmiş, hukuk ile eğitimiyle her şeyi yerine getirmiş bir Türkiye'den geçer. Biz bu yolda yürümeye devam edeceğiz. Almanya'da ki yoldaşımız, siyasi akrabamız olan SPD' nin genel başkanı Martin Schulz'un da, kendi partisinin kurumsal programı ve yangınlaşmış söylemlerine aykırı olan o söylemini yanlış buluyoruz. Merkel'in tutumu zaten baştan sona Türkiye ile son derece hatalıdır. Biz Türkiye'nin ana muhalefet partisi olarak, ne Recep Tayyip Erdoğan'ın, nede solcu diye SPD Genel başkanı Schulz'un, nede Erdoğan ile çatışıyor diye Merkel'in yanlışını savunmak durumunda değiliz. Hepsi yanlış söylüyor. Doğru olan, Türk ve Alman hakların dostluğu, kardeşliği ve Türkiye AB hedefine yürümesi, Almanya'da herkesinde bunu destelemesidir, doğrusu da budur. Ne Erdoğan söylüyor diye SPD Türk düşmanıdır, olmadığını biliyoruz, ne SPD ile biz olumlu bir cümle koruruz diye vatan haini oluruz. Bir gerçeklik var ki, en çok Türk'ün yaşadığı Almanya, Türkiye'ye en fazla turistin geldiği ülke Almanya, bu kadar etkin ve önemli ilişkilerin olduğu bir yerde, bir kaç politikacın popülizmi, bu kadar köklü bağı ve geleneği yok etmeye yetmez. Eninde sonunda O politikacılar, seçimlerinde alacağını alır almaz, onlar fabrika ayarlarına dönerler, Türkiye Almanya ilişkileri de yürümesi gerektiği şekilde yürümek zorundadır. Bu konuda gelecekte CHP'nin çok net tavrını da hep birlikte göreceğiz“.

Toplantı son sözü alan CHP eski İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, Erdoğan'ın aksine SPD'den seçime katılan Türk kökenli adayların desteklenmesi gerektiğini savundu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.