CHP lideri: FETÖ'cü arıyorsanız AKP'ye bakacaksınız

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, 'kontrollü darbe girişiminin ipliğini yakında pazara çıkaracaklarını' söyledi.

CHP lideri: FETÖ'cü arıyorsanız AKP'ye bakacaksınız

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, 'kontrollü darbe girişiminin ipliğini yakında pazara çıkaracaklarını' söyledi.

Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
Mehmet Gültekin DuruşGazetesi
23 Mayıs 2017 Salı 18:37
CHP lideri: FETÖ'cü arıyorsanız AKP'ye bakacaksınız

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin olarak, "Kontrollü bir darbe girişimiydi" iddiasını sürdürerek "Kontrollü darbe girişiminin ipliğini yakında pazara çıkaracağız, bunu da herkes görecek" diye konuştu. Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet ve Sözcü gazetelerinee yönelik 'FETÖ'cü' suçlamasını da sert bir dille eleştirerek savcılara 'FETÖ'cü arıyorsan AK Parti grubuna bakacaksın' dedi.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Terörün haklı hiçbir gerekçesi olamaz. İnsanlığa karşı bir suç işlenmiştir. Biz hep birlikte teröre karşı durmak gibi bir görevi üstlenmek zorundayız. İngiltere ve İngiltere halkına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

Fenerbahçe'nin Avrupa Ligi kupasını kazanması hepimizin gururu oldu. Hangi takımdan olursak olalım başarıyı paylaşmak tasada ve kıvançta olmak bizim arzumuz. Aziz Yıldırım'ı ve takımın hocası ve oyuncularını yürekten kutluyoruz. Hepimiz bir araya geldik ve Fenerbahçe'nin başarısını kutluyoruz. 

TAŞERON İŞÇİSİ 21. YÜZYIL'IN KÖLESİDİR

Taşeron işçilerin sayısı 2002'de 387 bindi. Bugün 17 milyonun üzerinde. Hiçbir güvenceleri yok. 

CHP sizin iş güvencenizin güvencesi olacaktır. Taşeron işçinin sendika üyesi olma hakkı yok. Eğer bir işçi sendikalı olamıyorsa zaten hakkını arayamaz. 21. yüzyılın Türkiyesi'ne yakışmıyor.

Taşeron işçisinin dramı derindir. Haksızlığa uğrasa avukat tutacak parası yoktur. Harç parasını ödeyemez.

Onun için taşeron işçisi 21. yüzyılın kölesidir. Buna karşı çıkacağız.

Kadro verilinceye kadar taşeron işçilerin haklarını her ortamda dile getireceğiz. Geçen gün Amasra'dan 28 işçi geldi. İşlerine son verilmiş. Hepsi işlerinde usta. İşçi sayısı fazla denildikten sonra 50 Çinli işçi işe alınıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'na sormak isterim, hangi gerekçeyle Çinli işçiler işe alınmış. Şimdi Ramazan geliyor, o işçilerin bütün günahları sizin boynunuza. Bu saygı değer işadamından bu işçilerin işe alınmasını bekliyoruz. 

İSTANBUL VALİSİ'NE TEPKİ: SEN KİM OLUYORSUN

Geçen hafta 19 Mayıs'ı kutladık. 19 Mayıs bizim için çok önemli. Her kesim 19 Mayıs'ı kutlamak ister. Ne kadar görkemli kutlanırsa birlikteliğimiz o kadar güçlenir. 19 Mayıs neden önemli? Çünkü 19 Mayıs kurtuluşumuzun başlangıcıydı.

İstanbul Valiliği Beşiktaş Belediyesi'nin kutlamalarına izin vermedi. Belediye Başkanımız bütün gazetelere ilan verdi. Bunun üzerine 'vay efendim sen toplumu tahrik edici ilan verdiğin için' Belediye Başkanımız hakkında soruşturma açıldı. 

Belediye Başkanı'na soruşturma açılınca geri adım atacağımızı düşünüyorlar. Sen kim oluyorsun da vali bey bizim geri adım atacağımızı düşünüyorsun. Toplumun huzurunu bozan sensin. 19 Mayıs'ı kutlamak ne zamandan beri suç olmaya başladı? Diğer belediyelere izin veriyorsun, Beşiktaş Belediyesi'ne izin vermiyorsun. Valiysen valiliğini yapacaksın. Bize sarayın valisi değil, devletin valisi lazım. 

"FETÖ'CÜYÜ AKP GRUBUNDA ARAYACAKSIN"

Savcı iktidarın maşası olmaz, Saray'dan gelen talimata göre iddianame hazırlamaz. Onurludur, cumhuriyetin savcısı. Cumhuriyetin savcısı dik durur. Cumhuriyetin savcısı medya özgürlüğünden yanadır. Cumhuriyet savcısı evrensel hukuktan yanadır. Cumhuriyet savcısı iradesini saraya teslim etmişse o cumhuriyetin değil, sarayın savcısıdır. FETÖ'cü arıyorlar. Cumhuriyet'te bulamadılar, Sözcü'de bulur muyuz diye? Savcı kardeşim, sen FETÖ'cü arıyorsan bakanlar kuruluna bakacaksın, AK Parti Grubu'na bakacaksın, saraya bakacaksın. Bu savcı kardeşime bir küçük ipucu da vereyim, Star gazetesinden. 24 Kasım 2013'te bir yazar, bakın şunları yazıyor:

“Başbakan Tayyip Erdoğan, Rusya’dan dönerken uçakta gündeme ilişkin konularda açıklamalarda bulundu. Erdoğan, ‘Cemaat üyeleri şimdiye kadar bizden ne talep ettiler de yapmadık? Cemaatin en ileri gelenleri, mensupları bugüne kadar acaba ne getirdiler de Tayyip Erdoğan bunu geri gönderdi? Yani üniversitelerin verilmesiyle alâkalı adımlardan tutun da birçok faaliyetlere yönelik yapabileceğimiz ne varsa bunları yaptık. Benden geri dönen hiçbir şey yoktur. Buna rabbim şahittir’ dedi.

"İPLİĞİNİ PAZARA ÇIKARACAĞIZ"

Gerçekten de ne istediler de vermediler? Arkadaşlarım bakın, kontrollü darbe girişiminin ipliğini yakında pazara çıkaracağız, herkes tanık olacak buna göreceksiniz.

Bugün bu kontrollü darbe girişiminin ağır ağır ipuçları ortaya çıkıyor. Kimin ne yaptığını gayet iyi biliyoruz. 15 Temmuz karşı darbe girişimidir arkadaşlar. Bugün Türkiye, karşı darbeyle karşı karşıya arkadaşlar. Binali Bey ne diyor; FETÖ'nün siyasi ayağı yok. Siyasi ayağı var kardeşim. Saraydan başlayarak AKP grubuna kadar ineceksin.

FETÖ'yü beslediler, büyüttüler. "Ne istediler de vermedik" dediler, Türkiye'yi teslim ettin. "Sözcü'de FETÖ'cü var mı" diye soruyorlar. Ya sensin FETÖ'cü, senden iyi FETÖ'cü mü var? Kendi suçlarını gizlemek için garibanların üzerine gidiyorlar.

"ERDOĞAN'IN KONUŞMASINI YAYINLAMADILAR"

Bunlar sadece terör örgütlerine sıcak davranmadılar, bazen beslediler de. Bunların biri de IŞİD terör örgütü. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜSİAD'ın YİK toplantısına katılır ve orada bir konuşma yapar. Ama bir bölüm var ki, yayınlanmaz. Merkez medyasında yazı yazan bütün yazarlara sesleniyorum, bunu görmedik diyemezsiniz. Gazetecilik refleksi ile bu sizin önünüze gelir zaten. "İşte Suriye, biz Gaziantep'teki DEAŞ saldırısı olana kadar hep sabrettik. Ama kadın, çocuk öldürüldükten sonra 'Daha duramayız' dedik". Ya bunun terör örgütü olduğunu biliyorsun, sabrediyorsun. Bir terör örgütüne sabır gösterilir mi? Gaziantep saldırısına kadar ne oldu? Tarih tarih vereceğim arkadaşlar. Niğde'de 2 polisimiz şehit edildi. IŞİD şehit etti. 11 Haziran 2014, Musul Başkonsolosluğumuz basıldı, yine terör örgütü demediler. 6 Aralık 2015, Sultanahmet'te bir polisimiz şehit oldu, yine terör örgütü demediler. 20 Temmuz 2015 Suruç'ta 34 kişi hayatını kaybetti, yine terör örgütü demediler. Sabrettiler. Bunlar toplu gösteriler yaptılar, yayın organları çıkardılar.

1 Eylül 2015 Kilis'te bir askerimizi şehit ettiler. 10 Ekim 2015, Ankara'da katliam yaptılar, terör demediler, kokteyl dediler. Sultanahmet'te 13 kişi hayatını kaybetti, yine sabrettiler. 29 Ocak 2016, İstiklal Caddesi, 5 kişi hayatını kaybetti. 28 Haziran 2016, Atatürk Havalimanı İstanbul'da, 45 kişi hayatını kaybetti yine seslerini çıkarmadılar. Gaziantep saldırısına kadar 209 vatandaşımız IŞİD terör örgütü tarafından şehit edildi. Israrla terör örgütü demediler. 

Şimdi kalkıyor bu suçunu itiraf ediyor. Gaziantep saldırısına kadar sabrettik diyor. Bu 209 kişinin günahı kimin boynuna? Seyrettik diyor, 209 kişi hayatını kaybederken. Değerli arkadaşlarım, bu yüzlerce vatandaşın ölümünü niye beklediler? Çünkü ideolojik akrabalıkları var bunların. Çünkü bunlar Suriye'ye silah gönderiyorlardı IŞİD'e, El Nusra'ya, TIR'larla silah gönderiyorlardı. 

"NAMUSU VE ŞEREFİ NEREDE BIRAKTINIZ?"

Şimdi soruyorum sevgili savcı, saraydan talimat almadan bu cümleyle ilgili olarak bir şey yapıyor musun? Neden sen sabrettin kardeşim 209 kişi hayatını kaybedecek? Bunların bir belediye üyesi var, "IŞİD iyi ki varsın, Allah kurşununu azaltmasın" diyor. Bu cumhuriyet savcısına sormak istiyorum, senin ne işin var Sözcü ile, Cumhuriyet ile... Bu ülkenin bekasını düşünüyorsan asıl bunların üzerine gideceksin. 

Değerli arkadaşlarım. 15 Temmuz darbe girişimini hepimiz biliyoruz. Kontrollü bir darbe girişimi olduğu konusunda kanaatimiz iyice güçleniyor zaten. OHAL'le bütün istediklerini gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Çıkardıkları kararnamelerle demokrasiyi askıya aldılar. Ve bu süre içinde anayasayı değiştirdiler. Bu anayasa, hukuksuz bir anayasadır. Bu anayasa, mühürsüz bir seçimin ortaya çıkardığı anayasadır. Bu anayasanın, cumhurbaşkanının yemini bölümünü bir daha okuyorum;

"Üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma, büyük Türk milleti ve tarih huzurunda namusum ve şerefim üzerinde and içerim". Şimdi ben merak ediyorum, tarafsızlık gidip bir partiye üye olduğunuz anda biter. Genel Başkan olduğunuz anda biter. O zaman bu namus ve şerefi nerede bıraktınız siz? 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.