Demirtaş’ın avukatlarından Adalet Bakanlığı ve HSK’ye soruşturma çağrısı

Demirtaş’ın avukatlarından Adalet Bakanlığı ve HSK’ye soruşturma çağrısı

23 Eylül 2019 Pazartesi 15:21
Demirtaş’ın avukatlarından Adalet Bakanlığı ve HSK’ye soruşturma çağrısı

HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın şüpheli olmadığı soruşturma kapsamında tutuklandığını açıklayan avukatları, Adalet Bakanlığı ve HSK’nin, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, soruşturma savcısı ve tutuklama kararı veren hakim hakkında soruşturma başlatmasını istedi

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında, “örgüt kurma ve yönetme”, “örgüt propagandası” ve “suç ve suçluyu övme” iddialarıyla 142 yıla kadar hapis cezası istemiyle Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada, 3 yılın ardından tahliye kararı verilse de, şüphelisi dahi olmadığı bir soruşturma kapsamında tekrar tutuklandı.  Konuya ilişkin Demirtaş’ın avukatları Mahsuni Karaman, Mehmet Emin Aktar, Mesut Beştaş ve Aygül Demirtaş, Diyarbakır Barosu Adli Yardım Merkezi’nde açıklama yaptı.

“Hiç bir kuralla kendini bağdaştırmayan bir yargı”

Yapılan açıklama öncesi konuşan Demirtaş’ın avukatı Mehmet Emin Aktar, yargı denilen bir mekanizmanın uyguladığı bir zorbalıkla karşı karşıya olduklarını belirterek, “Ankara Cumhuriyet Başsavcısı daha önce Diyarbakır’a gönderdiği, Diyarbakır Savcılığının, Sayın Demirtaş’ın dosyası ile birleştirdiği, Sayın Yüksekdağ hakkında da kapanmış bir soruşturma dosyasından ayrı olarak, Sayın Demirtaş’ın hiç şüpheli olmadığı bir başka dosya üzerinden tutuklanması, bunun bir tarifi yok. Eski cumhurbaşkanlarından Demirel derdi ki ‘Biz çadır devleti değiliz, biz hukuk devletiyiz’. Bugün keşke çadır devleti olsaydık diyorum. Çünkü çadır devletinin töresi vardır, töreyi uygularlar. Bugün hiçbir kurala bağlı olmayan bir iktidar, hiçbir kurala kendini bağdaştırmayan bir yargı mekanizması ile karşı karşıyayız” diye konuştu.

“Siyasi rehine demek dışında başka bir seçenek yok”

Demirtaş’ın avukatları adına açıklamayı okuyan Mahsuni Karaman, Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere HDP’li vekilleri tutuklamaya götüren sürecin, tutuklanma şekil ve gerekçeleri, yargılama süreçlerinde ortaya konulan siyasi ve yargısal pratik, mevcut tutulma halini “siyasi rehine” olarak niteleme dışında bir seçeneklerinin olmadığını söyledi.

AİHM Büyük Daire’de 18 Eylül’de yapılan duruşma öncesi, çıkacak kararı etkilemeye yönelik olarak Demirtaş’ın 2 Eylül’de tutuklu olarak yargılandığı Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi dosyasından tahliye edildiğini hatırlatan Karaman, tutuklu kaldığı sürenin mahsup edildiği gün tekrar tutuklandığını anımsattı.

Savcının nöbeti ve telefon trafiği

Karaman, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın telefon trafiğini ve o gün yaşananlara ilişkin şunları paylaştı:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 20 Eylül 2019 tarihinde telefon ile Edirne Cezaevi Müdürlüğünü arayarak Sayın Demirtaş’ı SEGBİS odasında hazır etmelerini istemiştir. Hangi amaçla şifaen çağrıldığını öğrenmek üzere SEGBİS odasına çıkan müvekkil, savcının 6-8 Ekim olayları ve suç isnatları nedeniyle şüpheli olarak ifadesini almak istediğini öğrenmiştir. Sayın Demirtaş, suçlamaların kapsamı, cezaevinde oluşu, telefon ile çağrılmış olması ve avukatlarının hazır olmaması gerekçesi ile daha sonra ve bizzat Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında beyanda bulunacağını belirtmiştir. Bunun üzerine ifade alma işlemine son verilmiştir. Aynı gün öğleden sonra ve yine telefonla Sayın Demirtaş’ın tutuklamaya sevk edildiği, Edirne Cezaevine ve biz avukatlarına bildirilmiştir.

Tutuklamaya sevk edilen ve Edirne Cezaevinde SEGBİS odasında tek başına hazır edilen müvekkil, burada beklediği sırada, Ankara Adliyesi koridorlarında Sayın Demirtaş’ı sorgulayacak ve tutuklayacak hakim arayışına girilmiştir. Öyle ki, günün Nöbetçi Hakimliği, 6’ncı Sulh Ceza Hakimliği olmasına rağmen, ne hikmetse 1’nci Sulh Ceza Hakimliğine sorgu yaptırılarak müvekkil tutuklattırılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’nın ve başsavcı vekillerinin de, adeta hükümet komiseri gibi, müvekkilin tutuklanmasına karar verildiği ana kadar Adliyede nöbet tuttuğunu da not etmek isteriz.

“Aynı suç yargılandığı dava dosyasında var”

Demirtaş’ın 2014/5717 sayılı soruşturma dosyası kapsamında Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan ana davadan tahliye edilmesinin ardından yargılanmasının sürdüğü dava kapsamında yer alan bir suçtan dolayı yeniden tutuklandığını belirten Karaman, buna rağmen tutuklama kararının, süren mevcut dava dosyası üzerinden değil, şüphelisi olduğu iddia edilen başka bir soruşturma dosyası üzerinden verildiğini söyledi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Demirtaş ve Yüksekdağ tutuklamalarına ilişkin yaptığı açıklamayı gerçek dışı olarak nitelendiren Karaman, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı açıklamanın “bilerek ve isteyerek yapılan yalan bir beyan olduğunu; görevi kötüye kullanma, suç uydurma, evrakta sahtecilik, adil yargılanmayı etkilemeye teşebbüs ve hürriyeti tahdit” suçlarını oluşturduğunu belirti.

“Şüpheli dahi olmadığı soruşturma HDP MYK’ları için”

Demirtaş ve Yüksekdağ’ın haklarında halen devam eden davalardaki aynı suçlamalarla tutuklandıklarını aktaran Karaman, haklarında tutuklama kararı verilen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2014/146757 soruşturma sayılı dosyanın şüphelisi dahi olmadığını kaydetti.

Demirtaş ve Yüksekdağ’ın haklarında olmayan bir soruşturma üzerine tutuklandığını vurgulayan Karaman, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Demirtaş ve Yüksekdağ’ın şüphelileri olduğunu iddia ettiği 2014/146757 soruşturma dosyasına ilişkin şunları paylaştı:

2014 yılı Ekim ayında meydana gelen ve kamuoyunda 6-8 Ekim olayları olarak bilinen hadisenin hemen akabinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “HDP Genel Merkezi Twitter hesabından atılan bir twit üzerine” HDP MYK üyeleri hakkında 2 adet soruşturma başlatılmıştır. Birinci soruşturma, aralarında Demirtaş ve Yüksekdağ’ın da olduğu, o tarihte milletvekili olan MYK üyelerine açılmış olup Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu’nda kayıtlı olan 2014/5717 Soruşturma sayılı dosyadır. İkinci soruşturma ise milletvekili olmayan MYK üyeleri hakkında açılmış olup Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu’nda kayıtlı olan 2014/146757 soruşturma sayılı dosyadır. Her iki soruşturmanın konusu ve suç nitelemesi aynı olmasına rağmen, farklı birimlerce takip edilmesinin nedeni, bir kısım MYK üyelerinin o tarihte milletvekili olması, diğerlerinin ise milletvekili olmamasıdır.

Her iki soruşturmanın geçtiği aşamaları anlatan Karaman, Demirtaş’ın şüphelisi olduğu ve ana davanın konusu 2014/5717 sayılı soruşturma kapsamında Demirtaş ve Yüksekdağ’la beraber diğer dokunulmazlıkları kaldırıldıktan sonra dosya, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına iade edilmiş olup Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/100082 Soruşturma numarasına kaydedildiğini aktardı.

İki soruşturma ve aşamaları

Demirtaş ve HDP’li milletvekillerine 4 Kasım 2016’da yapılacak Diyarbakır eksenli operasyon öncesi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 31 Ekim 2016’da soruşturma dosyasında iki kez yetkisizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiğini hatırlatan Karaman, “Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 6-8 Ekim olayları ile ilgili bu soruşturma dosyasını, her bir milletvekili hakkında süren soruşturma dosyaları ile birleştirmiş, ayrı ayrı iddianame düzenleyerek Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemelerinde davalar açmıştır. Bu kapsamda, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Sayın Demirtaş ile ilgili de, 31 adet fezlekeden oluşan ‘toplama’ bir soruşturma dosyası hazırlamıştır. Bu ‘toplama’ soruşturma dosyası içinde yer alan soruşturmalardan biri de, 2014 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 6-8 Ekim olayları ile ilgili başlatılan ve yetkisizlikle gelen dosyadır. Bu dosya, Demirtaş hakkında düzenlenen İddianamede 31 nolu fezleke olarak yerini almıştır. Sayın Demirtaş, 4 Kasım 2016 tarihinde, Ankara CBS’den gelen 6-8 Ekim olayları ile ilgili soruşturma kapsamında ‘Halkı Suç İşlemeye Tahrik’ suçundan tutuklanmıştır. Uzun bir yargılama sürecinden sonra, Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesince 2 Eylül 2019 tarihinde tahliye edilmiş olup yargılaması halen devam etmektedir” diye konuştu.

Demirtaş’ın şüpheli olmadığı halde tutuklandığı 2014/146757 sayılı soruşturmanın ise dönemin HDP MYK üyeleri hakkında açılan ve Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen dosyanın olduğunu altını çizen Karaman, “Dosyada 20 Eylül tarihine kadar hiçbir değişiklik olmamıştır. Sayın Demirtaş, hiçbir zaman bu dosyanın şüphelisi olmamıştır. Sayın Demirtaş, aynı konu ve suçlama ile milletvekili olduğu için Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosunca soruşturulmuş ve hakkında dava açılmıştır. Dava halen Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesinde sürmektedir” ifadelerini kullandı.

Ankara – Diyarbakır arası soruşturma yazıları

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı açıklamaya ilişkin resmi belgelerle cevap veren Karaman, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 7 Ekim 2015’de Demirtaş hakkında herhangi bir soruşturmanın olup olmadığına dair Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sorması üzerine savcılığın aynı gün “2014/146757 soruşturma sayılı cevabi yazı ile ‘HDP Merkez Yürütme Kurulu Üyeleri milletvekili olmayanlar hakkında soruşturmanın Cumhuriyet Başsavcılığımızca 2014/146757 sayılı soruşturma dosyası üzerinden yürütüldüğü; HDP Merkez Yürütme Kurulu Üyeleri milletvekili olan Selahattin Demirtaş hakkında soruşturmanın ise 2014/5717 sayılı soruşturma dosyası üzerinden Ankara CBS Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosunca yürütüldüğünü’ şeklinde yanıtlamıştır” diye kaydetti.

Karaman, bunun üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın aynı taleple Ankara CBS Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu’na yazdığı yazıya 12 Kasım 2015’de 2014/5717 soruşturma sayılı cevabi yazı ile “Selahattin Demirtaş hakkında Büromuzca 2014/5717 Basın Soruşturma numaralı dosyanın bulunduğu ve halen derdest olduğu” bilgisinin verildiğini kaydetti.

Yaşanan hukuk dışı uygulamanın aynı kaynaktan gelen “siyasi bir müdahale, hamle olduğu”, Cumhurbaşkanının karardan bir gün sonra Demirtaş ve Yüksekdağ’ı kastederek “Bunları bırakamayız, şehitlerimiz bize hesap sorar” açıklamasından anlaşıldığını belirten Karaman, “Adalet Bakanlığı ile Hakimler ve Savcılar Kuruluna sesleniyoruz: Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, Soruşturma Savcısı ve tutuklama kararını veren Ankara 1’inci Sulh Ceza Hakimi hakkında derhal ve resen soruşturma başlatın. Yok hükmündeki bu kararı telafi edici çareler bulun. Aksi halde, sorumluluk makamında olanlar olarak, olmayan soruşturma dosyası üzerinden verilen bu tutuklama kararına karşı tutumsuzluğunuz Türkiye argısının tamamen yok olduğunun tescili olacaktır. Ayrıca tüm sorumlular hakkında tarafımızca da suç duyurusunda bulunacağını kamuoyunun bilgisine sunarız” dedi.

“AİHM daha sert karar verecek”

Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde aynı suçlamanın yer almasına rağmen Demirtaş’a yönelik tutuklama kararının başka bir soruşturma dosyası üzerinde yapılmasının AİHM Büyük Daire’de çıkacak kararın sert olmasından korkulduğu için yapıldığını kaydeden Karaman, AİHM Büyük Daire’nin beklenilenden daha sert bir karar vereceğini dile getirdi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.