Kılıçdaroğlu: 'Gövde üstünde baş bırakmayacağız' deyip Putin'in kapısında dakikalarca bekletilmeyi unutmayacağız

Kılıçdaroğlu: 'Gövde üstünde baş bırakmayacağız' deyip Putin'in kapısında dakikalarca bekletilmeyi unutmayacağız

duruş gazetesi
duruş gazetesi
10 Mart 2020 Salı 20:30
Kılıçdaroğlu: 'Gövde üstünde baş bırakmayacağız' deyip Putin'in kapısında dakikalarca bekletilmeyi unutmayacağız

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. 

Kılıçdaroğlu, AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve heyetinin Moskova'da gerçekleştirilen ve İdlib gerilminin konuşulacağı zirve öncesi Rusya Devlet Başkanı Putin'in odasının önünde beklediği görüntülere atıfta bulundu. 

Kılıçdaroğlu, "'Gövde üstünde baş bırakmayacağız' deyip Putin'in odasının önünde bekleyenleri unutmayacağız" dedi. 

"SİZLER BU ÜLKENİN ONURUSUNUZ"

Öte yandan, Libya'da şehit düşen MİT  mensubunun haberini yaptıktan sonra tutuklanan gazeteciler Barış Terkoğlu, Hülya Kılınç, Barış Pehlivan, Murat Ağırel, Ferhat Çelik, Aydın Keser'e seslenen Kılıçdaroğlu, "Sizler bu ülkenin onurusunuz. Sivil darbe döneminde size bedel ödetiyorlar ama ödenen bedel Türkiye'nin aydınlığa çıkma bedelidir" dedi.

Savcılara seslenen Kılıçdaroğlu, "Talimat aldığınızı biliyorum ama yüreğinizin bir yerinde en ufak bir vicdan kırıntısı kalmışsa süratle iddianameleri hazırlayın ve gönderin" çağrısında bulundu.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şu şekilde:

Bizim Türkiye’miz hiç bir emperyal gücün karşısında diz çökmeyecektir. Ve bizim Türkiye’miz hiçbir emperyal gücün maşası olmayacaktır. Bizim Türkiye’miz 21’nci yüzyılın en büyük ülkesi olacaktır. Buna yürekten inanıyorum.

 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününde elbette kadınlar sıkıntılarını meydanlarda anlatırlar. Erkek egemenliğine karşı çıkarlar. Bunu yaparken de saldırmazlar. İstanbul’da yürümek istediler. Yasak getirdiler. Hangi gerekçeyle?

1934 yılında kadınlara seçme-seçilme hakkı verildi. 1935’te Cenevre’de bir kadın gazeteci şunu yazar: Ne yalan söyleyeyim, Türk kadınını çok kıskanıyorum. Eşitlik var. İsviçre’de bunun için çok çalıştık tam dört kez mücadelemiz baltandı.

ATATÜRK’Ü BİR KEZ DAHA SAYGIYLA ANIYORUZ

Kadınlar dünyada seçme seçilme hakkına çok daha sonraları kavuştu. Buradan Mustafa Kemal Atatürk’e bir kez daha şükran borçluyuz. Ne kadar büyük olduğunu görüyoruz. Fransa’da tam on yıl sonra İtalya, Arjantin ve Meksika’da 1946 yılında veriliyor. Çin’de 1945’de, İsviçre’de 1971 yılında bu haklara sahip oluyorlar. Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha saygıyla anıyoruz.

VEFA SALMAN'IN GÖREVDEN ALINMASI

Yalova Belediye Başkanımız Vefa Salman. İki kez engellediler, başaramadılar. Halkın oyuyla yenemedikleri için, idari kararlarla Salman’ı nasıl uzaklaştırabiliriz de kendimizden birini atarız dediler. Vefa Salman bir yolsuzluk yapmış ise kimse merak etmesin onunla ilgili ilk işlemi yapacak parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir.


 Yolsuzluğu şikayet edip, görevden alınan bir belediye başkanı olarak Vefa Salman tarihe geçecektir. Belediyede çalışan memur yolsuzluğu tespit ediyor, başkana söylüyor. Anında soruşturma açıyor. Bakanlık ne yapıyor? Belediye başkanını görevden alıyor, AKP’li birini başkan atıyor. Bu, Yalova halkına saygısızlıktır.

Hangi partiden olursa olsun halkın oyuyla seçilen belediye başkanlarının başımızın üstünde yer vardır. Yalova halkının seçtiği belediye başkanını değil İçişleri Bakanı’nın belirlediği başkanı getirdiler. Milletin iradesinin gereğinin yapılması lazım

"MECLİS’TE KAVGA İSTEMİYORUZ"

Erdoğan’ın bu kürsüde söylemeye terbiyemin müsaade etmediği cümleleri kullanmasına karşılık, aynı cümleyi grup başkan vekilimiz kendine iade edince ortalığı ayağa kaldırıyorlar. Biz Meclis’te kavga istemiyoruz.

"ERDOĞAN’A CEVAP VERMİYORUM"

Parlamento’nun çatısı altında yapılan tüm konuşmalarda “mutlak sorumsuzluk” vardır.  Bu her konuşanın canının istediği gibi konuşması anlamına gelmez. Sayın Erdoğan’ın bana yönelik olarak kullandığı kelimeleri asla kabul etmiyorum. Cevap da vermiyorum.

"SIRTIMIZI SIVAZLAYANLAR BİZİ YALNIZ BIRAKTI"

Suriye konusunda “Bizim Orta Doğu bataklığında ne işimiz var” dedik. Aklı olan herkes bizim bu sorumuzu anlar. Sırtımızı sıvazlayıp bizi Suriye bataklığına sokanlar sonra bizi yalnız bıraktı.


Suriye sınırındaki mayınlar temizlenip 49 yıllığına bir ülkeye verilmek istendi. Biz mahkemeye götürdük. Şimdi soruyorum: Suriye sınırına yabancı bir devlet gelip yerleşseydi bugün Türkiye’nin durumu ne olurdu?

"MAŞA GÖREVİNİ KİM VERDİ SİZE?"

Neden Büyük Orta Doğu Projesi’nin eş başkanlığı görevini nerden aldınız? Maşa görevini kim verdi size? Tarih bilgisinden yoksun olanlar balıklama atladı. ÖSO ile sizin ne işiniz var? Neden bu işe soyunuyorsunuz? ÖSO’yu ABD ile birlikte kurduk diyorlar. Evet sana maşa görevi verdiler farkında bile olmadın. ÖSO’nun hamisi oldun, maaş verdin, eğittin!

12 Şubat’ta dedi ki: Şubat sonuna kadar, rejimi İdlib’deki kontrol noktalarımızın sınırları dışına çıkarmakta kararlıyız. Bunun için de havadan ve karadan destekleyeceğiz.

"ORTADA BİR ATEŞKES YOK"

Hep diyorduk ki Suriye’nin kaderini Suriyeliler belirler. Anlaşmayı imzaladılar, anlaşmada ihtilafların Suriyenin önceliğinde çözüleceği taahhüt altına aldılar. Dediğimize geldiler.

Ortada bir ateşkes yok. Erdoğan öyle diyor ama ortada böyle bir şey yok. Türkiye, bu anlaşma ile Suriye rejimini resmen tanıyor. Sözleşmede Suriye Arap Cumhuriyeti olarak geçiyor.

"DEVLETTEN BESLENEN BİR MEDYA GRUBU VAR"

"Basın konusu önemlidir. Halkın gözü kulağı ve sesidir medya. Anayasamız da der ki basın hürdür sansür edilemez. Niçin siyasi iktidar baskı kurup kendi olumsuzluklarını yansıtan gazete üzerinde baskı kurmasın diye. Siyasi idareye böyle sınırlama koyar. Devlet basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak ve tedbirleri alacak diyor Anayasa. Medya üzerinde baskıları biliyorduk. Önce şunu bir sefer kabul edelim, bir sivil darbe süreci içerisindeyiz. 20 Temmuz’dan sonra bir sivil darbe süreci içindeyiz. Medya üzerinde olağanüstü bir baskı var. kedileri için çalışan özel bir medya kurumu da var. Bunlar sadece devletten aldıkları para ile beslenirler. Kamu kurumları bunlara büyük para aktarır. Bunların tek bir görevi vardır, siyasi iktidar ne yaparsa yapsın övmektir. Odatv, havuz medyasının büyüklüğünün karşısında namuslu aydınlar kendi sitelerini oluşturdular. Odatv de bunlardan biri.

"SİZLER BU ÜLKENİN ONURUSUNUZ"

Bunu nasıl susturacağız, milleti nasıl Odatv’nin haberlerini izlemeyecek hale getireceğiz.’ 26 Şubat’ta Erdoğan düğmeye basıyor Odatv ile ilgili. Beyaz TV’den biri sözde gazeteci bir soru soruyor. OSMAN Kavala şöyledir diye başlıyor. Odatv gezi sürecinde önemli ayaklardan biriydi. Darbe girişimine destek veren Odatv katil devlet diye manşet atı ama iddianamede bunların hiçbiri yok diyor. Bu konularla ilgili ine dersiniz diyor. Kullandığı şu cümle çok önemli. Ben bunun suç duyurusunu şu anda yapıyorum. 26 Şubat 2020’de. Arkasından da düğmeye basılıyor. Libya’da üç tane şehidimiz var cümlesini kuran Erdoğan’dır. Bunu eleştiren de bendim, şehide tane diyemezsiniz. Defnedildiği zaman sosyal medyada yer aldı, fotoğraflar yer aldı vs. Bir gazeteci arkadaşımız Hülya Kılınç bunu haber yaptı. Odatv’de de yayımlandı bu. Arkasından haber Müdürü Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Aydın Keser, Murat Ağırel. Şimdi hepsi cezaevindeler. Gizli hiçbir şey yok. Evleri sabaha karşı basılıyor. Ben size sivil darbe dönemini yaşıyoruz derken bunu kastediyordum. Gözaltına alınıyorlar, ortada yazılı hiçbir şey yok ama şifai talimat var. Sayın Ağırel’in serbest bırakıyorlar, bir sür sonra nasıl serbest bırakırsınız diye telefonlar geliyor. Yeniden gözaltına alınıyor. Buradan o gazeteci arkadaşlarıma, Terkoğlu’na Pehlivan’a Ağırel’e Çelik ve Keser’e CHP’den sesleniyorum sizler bu ülkenin onurusunuz. Gazeteciliğin hakkını veriyorsunuz. Bunun için bir sivil darbe döneminde size bedel ödetiyorlar ama ödenen bedel Türkiye'nin aydınlığa çıkma bedelidir. Savcı arkadaşlarıma sesleniyorum; talimat aldığınızı biliyorum ama yüreğinizin bir yerinde en ufak bir vicdan kırıntısı kalmışsa süratle iddianameleri hazırlayın ve gönderin. Neyi tutukluyorsunuz siz? Tutuklanma nedeni yok. Ülkede ne Anayasa ne de yasalar geçerli değil. Üstünlerin hukukunun yaşandığı bir süreçteyiz. Yargıyı bu hale getiren bazı hâkimler ve savcılardır. Talimatla karar veren, talimatla iddianame hazırlayanlardır. Onlar sarayın kalemşörleridir.

"BURHAN KUZU SARAY'IN KUZUSU"

Burhan Kuzu sarayın kuzusu. Kaçakçıyı bırakın der bırakırlar, telefon eder, hâkime talimat verir. FETÖ borsasının en önemli aktörleri. Mal varlıklarını araştırın dedim ondan da tık yok. Barış Pehlivanoğlu’na gelince ‘yakalayın.’ Niçin çünkü düzgün bir insan. İstediğiniz kadar atın dürüst hiçbir gazeteci egemen güçlerin karşısında diz çökmeyecektir.

"MUTFAKLARDA YANGIN VAR"

İşsizlik artıyor, mutfaklartda yangın var. İşsizlik milletin canına tak etmiş durumda. En çarpıcı örneği bu ay yaşadık, çay işletmeleri genel müdürlüğü 860 işçi alacak, başvuran sayısı 34 bin 961. AKP'nin en güçlü olduğu bölgeler buralar. Buralarda bile işsizlik bu denli artmışsa diğer şehirleri düşünün. Vatandaş çok sıkıntılı, batık krediler var. 21 katrilyon lira vatandaşın alıp ödeyemediği kredi. Vatandaşın sadece ocak ayında banklara ödediği faiz 6 katrilyon. 

"PUTİN'İN KAPISINDA BEKLETİLMEYİ UNUTMAYACAĞIZ"

Tank Paleti asla unutmadık. Bunu daha konuşucaz, bu ülkenin şehitleri için hangi duyarlılığımız varsa, ordumuzun silah fabrikası için de aynı duyarlılığımız vardır. Tank palet fabrikasının Katar ordusun peşkeş çekilmesini kabul etmedik. 15 Temmuz şehitlerimizi de unutmadık. Nereye gitti o paralar, kim götürdü o paraları? 

Süleyman şah türbesini kaçıranları, bayrağı indirenleri, vatan toprağını terk edenleri unutmadık.

"Gövde üstünde baş bırakmayacağız" deyip Putin'in kapısında dakikalarca bekletilmeyi unutmayacağız. İçeride zafer nağraları atıp, Moskova'da Beyler Esad ile görüştünüz mü diyenleri unutmayacağız

Son Güncelleme: 10.03.2020 20:46
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.