Mithat Sancar: Masaları Ankara'da, Diyarbakır'da, Şam'da, Qamışlo'da kuralım

HDP Eş Genel Başkan Adayı Mithat Sancar partisinin 4. Büyük Olağan Kongresi'nde konuştu.

Mithat Sancar: Masaları Ankara'da, Diyarbakır'da, Şam'da, Qamışlo'da kuralım

HDP Eş Genel Başkan Adayı Mithat Sancar partisinin 4. Büyük Olağan Kongresi'nde konuştu.

HÜSEYİN ÇETİN
HÜSEYİN ÇETİN
23 Şubat 2020 Pazar 16:35
35 Okunma
Mithat Sancar: Masaları Ankara'da, Diyarbakır'da, Şam'da, Qamışlo'da kuralım

HDP 4. Büyük Olağan Kongresi’nde Merkezi Mutabakat Komisyonu’nun Eş Genel Başkan adayı olan Mithat Sancar, salonda toplananlara seslendi.

Sancar, kongreye katılanları Kürtçe, Arapça ve Türkçe selamlayarak, “Mutabakat arıyorsanız, işte Dolmabahçe mutabakatı,  onunla yürüyelim. Yok diyorsanız yeni mutabakat yapalım. Soçi’de Astana’da değil, Beyaz Saray’da değil, Şam’da, Qamişlo’da Ankara’da yapalım. Masaları Ankara'da Diyarbakır'da, Şam'da, Qamışlo'da kuralım.” dedi. 

'CEZAEVLERİNDE REHİN TUTULAN YOLDAŞLARIMIZ'

Sancar’ın devamla yaptığı konuşma şöyle: “Elbette konuşmaya başlamadan önce ilk selamı hak edenlere buradan bu selamı yürekten göndermek gerekiyor. Cezaevlerinde rehin tutulan yoldaşlarımız, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, bütün diğer yoldaşlarımız, zorunlu sürgüne gitmek zorunda kalan çok değerli kardeşlerimiz, buradan, bütün ülkeye yürek dolusu selam gönderiyoruz. Siz de mutlaka görüyorsunuz, göremiyorsanız hissediyorsunuz, boşuna çekilmiyor bunca acılar, boşuna ödenmiyor bu bedeller.

HDP UMUDUN PARTİSİDİR

HDP nedir? Tanımlamak için yüzlerce kelime bulabiliriz ama HDP en başta umudun partisidir. Peki soruyorlar; bu kadar baskı, zulüm, hapis, ölüm var. Nereden çıkartıyorsunuz bu umudu diyorlar. İşte sizlerden alıyoruz bu umudun kaynağını. Bedel ödeyenlerden ödemekten çekinmeyenler, özgürlüğe yaşama aşık olanlardan alıyoruz bu umudu. 

Salonu görünce aklıma bir şiir geldi. Zora tehdide rağmen binlerce insan buraya toplandı. Milyonlarcasını yüreği burada. Bu zulmü uygulayanlar da mutlaka şöyle düşünüyorlardır, ‘biz nasıl bitireceğiz bu partiyi’ cevabı bu şiirde; ‘cellat uyandı yatağında bir gece/ tanrım dedi bu ne zor bilmece/öldükçe çoğalıyor adamlar/ben tükenmekteyim öldürdükçe’ 

DİRENMEK BİZİM İÇİMİZDE

Yolundan bedel ödeyerek vazgeçmeyenler çoğalıyor, bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Direnmenin hikayesini size anlatmak haddime değil. Zaten burada videolarda da en çarpıcı biçimiyle hepimiz gördük. Bırakın videoları, her birimiz hayatının içinde yaşıyor. Ben özel olarak ne kadar direndiğinizi anlatmayacağım. Direnmek bizim içimizde. Direnmek zorunda kalan Kürtlerin, Türklerin, yoksulların, emekçilerin partisiyiz. 

YENİ YAŞAMI İNŞA EDİN

Şimdi direnişimize ve direnenlere her zaman sahip çıkacağız. Ama artık şunu da çok açık ve yüksek sesle söyleyeceğiz. Şimdi inşa zamanıdır. Kazandıklarımızı inşa edeceğiz. Bu inşanın temeline demokrasi, özgürlük ve barış koyacağız. Demokrasiyi, başarı, adaleti özgürlüğü inşa etmek için artık zaman gelmiştir. Direnerek bize bu mirası getirenler bize bu görevi yazıyorlar söylüyorlar. Yeni yaşamı inşa edin, demokratik hayatı özgür yaşamı inşa edin. HDP inşa yolundadır ve bunu başaracaktır. 

BİZSİZ OLMAZ DİYORUZ

Bizim inancımızdan şüphemiz yok. Zaten bizsiz, bunların olmasının da imkanı yok. Bizsiz olmaz diyoruz. Bunun hep anlatıyoruz. Ama sadece bizimle olmaz. Biz elimizden gelen her şeyi yapıyoruz fakat bu kadar gaddar bir iktidar ve bu kadar ağır bir zulüm varken şimdi el ele tutuşmak ve birlikteliği büyütmek güçleri çoğaltmak gerekiyor. Demokrasi barış ve adalet isteyen herkese çağrımız var. Son yıllarda büyük yaralar açıldı. İnsanlar aşından ekmeğinden edildi. Kayyum ile halkın iradesi gasp edildi. Cezaevleri doldu insanlar kaçırıldı katledildi. Bu yaraları saracak iradeyi ortaya koyalım. Haksızlıkları giderecek bir yol planı üzerinde çalışalım. Herkese yapıyoruz bu çağrıyı. 

Sonra talana son verin. Kararlı davranacağımızı ilan edelim. Gireceğimizi birlikte ilan edelim. Doğayı talan edenleri, yarattığı büyük tahribatları nasıl tamir edeceğimizi birlikte konuşalım. Talan her alanda var. Bu talanı durdurmak bizim öncelikli görevimiz olmalıdır. Gelin bunu birlikte ilan edelim.

Sabahtan akşama yalan söylüyor iktidar ve medyası. O kadar çok yalan yaydılar ki toplum nefes alamaz oldu. Gelin yalanı bitirelim. Söze özgürlük verelim, hakikatin önünü açalım. Ve değerli dostlar, gelin kanı durduralım. Talan iktidarları da yalan iktidarları da kandan beslenir, savaştan beslenir. Şimdi kanı durdurmak büyük barışı kurma zamanıdır. Biz HDP olarak tekrar yapmaya devam edeceğimizi ilan ediyoruz ama daha anlaşılır ve daha güçlü bir şekilde söylüyoruz. Barış için ne yapılması gerekiyorsa yapmaya hazırız. 

BARIŞ YOLUNA KATKI SUNMAYA ÇAĞIRIYORUZ

Bedel mi ödemek gerekiyor, hazırız. Barış için kim bir milim adım atıyorsa, biz kilometrelerce gitmeye hazırız. Bu barışı kuracağız. Fakat nasıl kuracağımızı da bütün toplumla müzakere ederek, belirleyeceğiz. Müzakerenin adresi bizatihi toplumun kendisidir. Toplumla müzakere edeceğiz, toplumla birlikte kuracağız. Bu barışın güvencesini iktidarlara, şahıslara bırakmayacağız. Bu barışın güvencesini halk da arayacağız. Hakemimiz kim olacak? Bütün ülke hakem olacak. Dünya vicdanı hakem olacak. Biz varız, bu çağrıyı yapıyoruz. Bundan sonra her fırsatta yapmaya devam edeceğiz Barış yoluna herkesi katkı sunmaya çağırıyoruz. 

ÖCALAN BU YOLUN IŞIĞI OLACAKTIR

Fakat barışa katkıyı sunacak iradenin önünün açılmasını da istiyoruz. İmralı’nın kapılarını açın ki barışın yolu sonuna kadar açılsın. Barış isteyen herkes samimiyetle şuna inansın, barışın yolu açılacaksa, Öcalan mutlaka ve mutlaka bu yolun ışığı olacaktır. O nedenle diyoruz tecrit sadece bizim meselemiz değildir. Sadece hukuk meselesi değildir. Bu ülke barışının meselesidir. Biz bu çağrıyı vicdanında yüreğinde fikrinin herhangi bir yerinde adalet huzur barış taşıyan herkese yapıyoruz. 

Gelin Meclis’i barış çalışmalarının odağına koyalım. Ama bu toplumun ne kadarına katabiliyorsak katalım. Çağrımız tek tek bütün vicdanlı insaflı insanlarıdır: sokaktaki insanlarıdır, her gün eziyet gören ülkenin bütün insanlarınadır. Barış olmadan huzur olmaz, refah olmaz, demokrasi olmaz. 

ASTANA’DA, SOÇİ’DE MUTABAKAT ARANMAZ

Değerli kardeşlerim yoldaşlarım, biz büyük barıştan söz ediyoruz. Bu büyük barışın merkezi bu topraklardır, kaynağı burasıdır. Buradan mutabakatları Astana’da, Soçi’de arayanlara da sesleniyoruz. Mutabakat orada aranmaz. Size hiçbir şey vermez. Tam tersine bu ülkeye ve bu bölgeye daha çok kaos ve kan getirir. Mutabakat arıyorsanız, işte Dolmabahçe mutabakatı,  onunla yürüyelim. Yok diyorsanız yeni mutabakat yapalım. Soçi’de Astana’da değil, Beyaz Saray’da değil, Şam’da, Qamişlo’da Ankara’da yapalım. Masaları Ankara'da Diyarbakır'da, Şam'da, Qamışlo'da kuralım. Halkların barışını bu topraklarda sağlayalım. Güvenlik istiyorsanız, S-400 sağlamaz, patriot sağlamaz. Halkların en büyük ihtiyacı, eşitliktir. Halkların karşılıklı saygısını esasa almaktır, halkların iradesini tayin hakkını saygı göstermektir. O nedenle barış için şimdi en kritik kavşaktayız. Şartlar müsait mi? diyeceksiniz. Ben zorluklardan söz etmeyeceğim. Her şey gözler önünde. Efrin’deki işgal, Kuzey Suriye’ye askeri müdahale gözler önünde şimdi İdlib. Bunların ne kadar vahim olduğunu anlatmama gerek yok.

 YÜZ YIL SAVAŞLARINI DAYATANLAR VAR

Bundan aşağı yukarı 400 yıl önce Avrupa kurulurken, 30 yıl savaşları yaşandı. O savaşlardan medet umanlar vardı. Ondan 200 yıl sonra Avrupa’nın yeniden kuruluşunu savaşla şekillendirmek isteyenler vardı. 100 yıl savaşlarını da yaptılar. Şimdi de Ortadoğu’ya, Türkiye’ye bu topraklara yüz yıl savaşlarını dayatanlar var. Tam da onlardan 100 yıl sonra bir büyük filozof çıktı, küçük kitap yazdı. Ebedi barış üzerine söylem. O mücadele bugün Ortadoğu’da sürüyor. Yüz yıl savaşları mı ebedi barış mı? Biz ebedi barışın sözcüsü, kavgacısıyız. Bu barış mücadelesine herkes katılmalı, en azından savaştan, talandan, yalandan ve kandan medet umanlara karşı olan herkes, bu mücadeleye mutlaka katılmalıdır. Ebedi, onurlu barış. Barışa gitmek için, nefret ve intikam dilini kullanmamalı. Nefret ve intikam duygularıyla barışı yolu yürünmez. Bizim yolumuzu aydınlatacak ülkeler, yüzleşme ve adalet ilkeleridir. Bizim dilimiz yüzleşme ve adalet dili olacaktır. Barış arayışının da demokrasi mücadelesinin de, bu dili daha da geliştirmek görevimiz olmalıdır. Değerli yoldaşlarım, yeni bir dil olmadan, yeni bir dünya kurulamaz. Yeni dili de yenidünyayı da kuracağız. Buna inancımız var. 

ÜLKEYİ ADİL YÖNETMENİN YOLU

Bundan sonrası için şiarımızı geleceğe yürüyüş olarak belirledik. Geleceğe yürüyoruz, önümüze çıkan bütün engelleri kaldıracağız. HDP artık bu ülkeyi Türkiye’nin demokratlarıyla birlikte yönetmeye aday, talip. Türkiye’nin demokratlarıyla birlikte yöneteceğiz. Buna inancımız, birikimimiz, gücümüz var. Önce biz inanacağız, sonra diğerlerini inandıracağız. Bu yol iktidar değil, ülkeyi adil yönetmenin yoludur. HDP’nin önü açıktır. Türkiye’yi yönetmeye aday bir HDP için, eşitlik ve barış için ne kadar büyük bir şans, imkan ve güvence olduğunu herkes iyi görmelidir, değerlendirmelidir. Evet, bizlerin hedefi herkesin özgür olduğu bir ülke, herkesin eşit olduğu bir toplum, herkesin onuru ile yaşadığı demokratik bir cumhuriyettir. Türkiye’nin demokrasiden, adaletten ve barıştan yana bütün güçleriyle yürütmeye hazırız. Verdiğimiz sözlerin arkasında her zaman durduğumuzu, vaatlerimize hiç bir zaman sırt dönmediğimizi, asla bir propaganda olmadığını kanıtladık. Bundan sonra kanıtlamaya kanıtlamaya ihtiyaç yok. Herkesi hayata bakmaya davet ediyorum. 

TOPLUMSAL MÜZAKERE

Kardeşliğin ön şartı, herkesin özgür olması, herkesin eşit olması. Özgürlüğün ve eşitliğin olmadığı bir yerde kardeşlik olmaz. O nedenle özgürlük, eşitlik için mücadele aynı zamanda halkların kardeşliği için mücadeledir. Bu kongre bizim bu kürsüden Türkiye’ye en önemli mesajlarımızı, en net hedeflerimizi gösterme kongresidir. Sadece; toplumsal sorunların şiddetle çözümleyemeyeceğini biliyoruz. Eğer şiddet bir ülkede ortaya çıkmışsa, bunun sebeplerini görmeden, ortadan kaldırmadan, gerçekten şiddete karşı mücadele etmek, şiddeti bitirmek mümkün değil. Mutlaka şartları samimiyetle görmeli sonra şiddeti demokratik yöntemlerle bitirecek, ülkeyi barışa ve özgürlüğe taşıyacak adımları hep birlikte atabiliriz. Çözümün demokratik siyaset olduğundan en ufak şüphe duymuyoruz. Çözüm özgür ifade de, toplumsal müzakerededir. Gelin hep birlikte el ele verelim, sorunları birlikte görelim. Çözümü birlikte tartışalım. 

Değerli Hasan Hüseyin Korkmaz gibi. Ne diyor: Kandan kına yakılmaz. Biz emekle, alın teriyle kınaları yakacağız, kanla değil. Özgürlüğün güzel olduğunu biliyoruz, barışın güzel olduğunu biliyoruz. Zafer bizimdir. Başaracağız, mutlaka başaracağız."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.