'Kritik görüşme öncesi ilk bomba İstanbul’da, 'Uluslararası İdlib Konferansı'nda patladı'

06 Mart 2020 Cuma 11:03
'Kritik görüşme öncesi ilk bomba İstanbul’da, 'Uluslararası İdlib Konferansı'nda patladı'

Korkusuz yazarı Ahmet Takan, bugünkü köşe yazısında, İstanbul’da gerçekleşen İletişim Başkanlığı’nın düzenlediği “Uluslararası İdlib Konferansı”nın detaylarını yazdı. 

Takan, "Erdoğan-Putin zirvesine, Moskova’dan gelecek haberlere kilitlendiğimiz anlarda ilk bomba İstanbul’da, İletişim Başkanlığı’nın düzenlediği “Uluslararası İdlib Konferansı”nda patladı." diyerek,  "ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, İdlib konusunda Türkiye’ye sunulacak destek değerlendirilirken, S-400 konusunun ciddi bir kaygı sebebi olduğunu söyledi. Jeffrey’nin açıklamasının Moskova’daki Erdoğan-Putin zirvesinden hemen önce gelmesi oldukça önemliydi…" ifadelerini kullandı.

Takan yazısının devamında şunları kaydetti: 

Türk kamuoyunda, iktidara, Rusya’dan S-400’leri almaya yönelten sebeplere ilişkin farklı kanaatler var. 24 Kasım 2015’te düşürülen Rus savaş uçağına karşılık tazminat ödenmesi… Tayyip Erdoğan’ın ABD’de Halkbank davası, mal varlığı konusunda sıkıştırılması… Türkiye’nin eksen değişikliği vb. gibi… Bu tartışmalar daha çok devam eder gider… Türkiye’nin hava savunma sistemi kurmasına ilişkin geçirdiği süreci kısaca hatırlayalım;

İlk olarak, 2013 yılında uzun menzilli füze savunma sistemi satın almak için bir ihale açıldı. İhaleyi, 3.4 milyar dolar ile Çinli bir şirket kazandı ve şirket aynı zamanda Türkiye’ye teknoloji transfer etmeyi de kabul etti.

Ancak, o dönemde ABD ve NATO’nun tepki gösterdiği bu ihale daha sonra iptal edildi.

İhalenin iptal edilmesinin ardından Türkiye, farklı ülkelerle füze savunma sistemi için görüşmeler yapmaya başladı.

O dönemde ABD savunma şirketi Lockheed Martin ve Avrupa füze ortak girişim grubu MBDA tarafından geliştirilen Orta Menzilli Hava Savunma Sistemi (MEADS) satın alması gündeme geldi. Kasım 2016’da Rusya ile S-400 için görüşmeler yapıldığı açıklandı.

Savunma eski Bakanı Fikri Işık, Nisan 2017’de yaptığı açıklamada, Türkiye’nin “acilen” hava savunma sistemine ihtiyacı olduğunu ve NATO üyesi olarak öncelikle ittifak içerisinde bu ihtiyacını gidermeye çalıştığını ancak bunun mümkün olmaması üzerine farklı arayışlara gidildiğini söyledi.

Işık, NATO üyesi ülkelerin “mali açıdan etkili bir teklif sunmadıklarını” da ifade etti. NATO müttefiklerinin teklifleri üzerinde bir uzlaşı sağlanamayınca Türkiye, Rusya ile görüşmelere başladı ve S-400 alımı konusunda anlaşmaya varıldı.

Vee, Necdet Özel’in Genelkurmay Başkanlığı görevini yürüttüğü döneme dönelim. Özel, bu görevde 2011-2015 yıllarında bulunmuştu…

Türkiye’nin ihtiyacı olduğu hava savunma sistemi ve alternatifler konusunda Genelkurmay karargahında hummalı toplantıların yapıldığı günler… S-400’lerin alımı gündeme geldiği zaman karargahtaki subaylar Özel’e şunları söyler;

“S-400 alınması halinde NATO ve ABD’yi, NATO’ya üye olan ülkeleri karşımıza alırız.”

Karargahtaki subayların, bunun siyasi sonuçları konusundaki uyarılarını dikkatle dinleyen Necdet Özel, koltuğunun altına kapsamlı değerlendirmelerin yer aldığı dosyayı koyar ve o zaman Başbakan olan Tayyip Erdoğan’ın makamına gider. Özel paşa, yapılan değerlendirmeleri eksiksiz olarak Erdoğan’a aktarıp S-400’lerin alınması düşüncesine karşı çıktıktan sonra şu cevabı alır;

“Paşam bunun sorumluluğu bana ait. Siyasi sorumluluğunu ben karşılarım.”

O günlerden bugünlere böyle geldik!..

Türk askerinin İdlib bataklığına girmemesi için karargahtan yapılan uyarılara Erdoğan acaba ne cevap vermiştir?.. Yaşar Güler paşa, cesaret edip bunları Erdoğan’a iletebilmiş midir?.. Bir vesile ile de olsa iletebildiyse ne cevap almıştır?.. Bazı duyumların var ama hâlâ teyide muhtaç. Sağlam bilgilere ulaşırsam kaleme alırım. Tahmini bugünlük sizlere bırakıyorum!..

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.