''TAK'ın beyanı bir savaş ilanı''

TAK'ın saldırıyı üstlenmesinin ne anlama geldiğini Cengiz Aktar, Celal Başlangıç ve Fehim Işık'a sorduk.

20 Şubat 2016 Cumartesi 01:47
''TAK'ın beyanı bir savaş ilanı''
 HABERDAR | ÖZEL HABER -  İki gündür, Ankara'da yaşanan katliamı kimin yaptığına dair tartışmalar sürüyor.  Hükümet'in, saldırıyı YPG'nin yaptığını açıklamasına karşın, YPG'nin saldırıyı kesin bir dille yalanlaması olayı kimin yaptığıyla ilgili tartışmaların büyümesine neden olurken, bugün saldırıyı TAK üstlendi. TAK'ın saldırıyı üstlenmesinin ne anlama geldiğini Cengiz Aktar, Celal Başlangıç ve Fehim Işık'a sorduk.

 

 

 FEHİM IŞIK:  Sivil alanlarda yapılacak hiçbir eylemi başından beri doğru bulmuyorum. Defalarca söyledik, aslolan çözüm sürecinin sonlandırılmasıyla yeniden başlatılan savaşın bitmesi, en azından görüşmelerin kaldığı yerden devam etmesidir.

 

Bölgede yaşanan çatışmalı ortamın, güvenlik güçlerinin pervasızca saldırılarının, sivillerin öldürülmesinin bugünleri doğurabileceğine çokça değindik.

 

Koca ilçelerin ve yaşam alanlarının kuşatılması ve oralarda yaşanan sivil ölümler, devletin Cizre başta olmak üzere bir çok yerde şiddete başvurması, yeni şiddetleri doğuracaktı, maalesef öyle de oldu.

 

Cizre'deki bodrumlarda yaşanılanlar karşısında, buna misilleme olarak gercekleştirilecek saldrıların olacağı da belliydi. Her ne kadar TAK'ın PKK ile örgütsel ilişkisi olmasa da biliyoruz ki hem PKK lideri Öcalan'a bağlılık, hem de iki örgüt arasındaki ideolojik yaklaşımlar açısından ciddi yakınlıkları var. En önemli farkları eylem tarzları. TAK, daha çok bir fedai örgütü gibi davranıyor ve saldırılarında sınır tanımıyor. TAK, Ankara'da yapılan saldırıyı son günlerde bölgede yaşanılanlara karşılık misilleme olduğunu açıkladı.

 

TAK, bir kaç gün önce kendine ait internet mecralarında bu ve benzeri eylemler yapacağını açıklamıştı. Hatta 60 ayrı yerde 60 ayrı eylem yapacağını belirtmişti. Eylemin yapılış şekline bakılırsa, TAK'ın bu türden etkili eylemler yapabilecek güçlü bir yapıya ulaştığı görülüyor. Bu yonüyle baktığımda önümüzdeki günlerde benzeri eylemlerin artacağı endişesi taşımıyorum diyemem. Belki de çokça sivilin yaşamını yitireceği yeni saldırılarla da karşılaşabiliriz.

 

Bu ülkedeki ırkçı milliyetçi kesimlerde linç etmeden sokakta yakmaya kadar intikam histerisi ile hareket edebilir. Mafyatik tipler şiddeti büyütecek provokasyonları yönelebilir.

 

Bunların dışında başka değinilmesi gereken bir konu daha var. Ankara saldırısından sonra MİT'in 7 Ocak'ta ilgili kurumları bu türden bir eylemle ilgili uyardığı açıklandı. MİT'in uyarılarına rağmen, böyle bir eylem gerçekleşmiş ise kanımca bunun iki göstergesi var. Ya, TAK kendini gerçekten çok iyi gizlemiş ve çok iyi organize olmuş; ya da MİT'in uyarılarına rağmen birileri bu eylemi önleme konusunda gerekli tedbirleri almakta ciddi davranmamış. Eger ikinci ihtimal kuvvetli ise o zaman devlet içinde birileri bu eylemin sonuçlarını kendi lehine kullanmak istemiş olabilir. Bunun etkilerini de sanırım önümüzdeki günlerde daha iyi görürüz.

 

Şiddet ortamının başka etkileri de var. Şiddet karşılıklı arttıkça halklar arasındaki mesafe de açılıyor, taraflar arasındaki duygusal kopuş derinleşiyor. Cizre'de bodrumda öldürülenleri, ne yazık ki geniş bir kesim sevinçle karşıladı. Beytüşşebap kaymakamı başka yerlerde kazayla yanmış ambulans fotoğraflarını sosyal medya hesaplarında paylaşıp 'Yakmasaydınız bu ambulanslar oraya gidecekti' diyebildi. Oysa bu devlet isterse binlerce ambulansı Cizre'ye gönderebilir, yaralıların ölümüne engel olabilirdi.

 

Cizre'de yaşananların ardından, çok sayıda askerlerin ölmesi de birileri tarafından normal karşılanabiliyor artık. Yani ölümlerden sevinç duyulacak bir noktaya gelindi. Çünkü, intikamcı bir bakış açısı gelişti. Her şeyden önce bunun önüne geçilmeli. Bu bakışı gelişirse bunu iki taraf adına kullanacak başkaları da her zaman çıkabilir. Geçmişte benzeri durumlar oldu. Ayhan Çarkın gibileri düşünün, kendi itiraflarında geçiyor, 'Birçok yerde eylem yapıp çocuk öldürüp örgüte mal ettik' diye. Devlet içerisinde birileri de durumdan vazife çıkarıp rutin dışına çıkabilir nitekim çıkıyor da. Böyle durumlarda zor olan barışı talep etmektir. Ne olursa olsun bizler barışı talep etmeli ve intikam duygularına kapılamamalıyız.

 

 

CELAL BAŞLANGIÇ: Açıklama biçimi, mantığı ve gerekçelendirme biçimi, TAK'ın bu eylemi neden yaptığı konusunda yeterince açıklayıcı. Zaten Cemil Bayık'ın açıklaması da kendilerinin üstlenmemesine rağmen kimin yaptığını bildiğine ilişkin izler taşıyordu.

 

Aslında bu meseleye iki açıdan bakmak gerekiyor. Birincisi, bu çatışmalı süreçte baharın gelmesiyle PKK gerillalarının hem kırsalda hem kentte eyleme başlaması beklenirken, Türkiye'nin önüne yeni bir süreç kondu. Bu da bahar gelmeden başlayacak sabotaja, intihar saldırılarına, canlı bombalara işaret ediyor. Beklenenden daha kanlı bir sürece hazırlıklı olmamız anlamına geliyor.

 

İkincisi, olaya AKP açısından bakılmalı. PYD'yi uluslararası toplumda "terörist" gösterme adına buldukları doğru yanlış malzemenin üzerine büyük bir iştahla atladılar ve çok büyük bir boşluğa düştüler. Hiçbir ciddi devlete yakışmayacak, ancak ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı düzeyinde muhatap alınacak bir durumda kaldılar. Geleceğe dönük de uluslararası ilişkilerde bütün inandırıcılıklarını yitirdiler. Bu süreç AKP'nin zaten zor olan "Başkanlık yolunda iktidar yürüyüşü"nü de büyük bir çıkmaza soktu.

 

 

CENGİZ AKTAR: TAK'ın beyanı bir savaş ilanıdır. Türkiye'nin hükümeti, Suriye'ye savaş ilan etme hesapları yaparken kucağında nur topu gibi ama gelişi çoktan anons edilmiş bir iç savaş buldu. Yazıklar olsun. İçeride ve dışarıda istikrarsızlık politikasından medet uman siyasi ihtirasın doğal ama ölümcül sonuçlarını yaşıyoruz artık.

 

Türkiye bundan böyle külliyen Kürt meselesine konsantre olmak zorunda kalacak. Ama çatışma çözümü için gereken melekelerden yoksun olarak...

 

Vakti geldiğinde üçüncü bir tarafın dahlini mukadder görüyorum. Katliamın TAK tarafından üstlenilmesi bir yanda güvenlik ve istihbarat zaafının teyidi, diğer yanda Ankara'nın yurt dışını PYD konusunda ikna çabasının hezimetidir. Türkiye bu akşam itibariyle çok daha tehlikeli, güvensiz ve trajik bir ülke görünümü veriyor. Allah herkese sabır ve metanet versin.

 

 

KAYNAK: HABERDAR

Son Güncelleme: 20.02.2016 01:48
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.