Termik santrali yangından koruyamayanlar nükleer santrali nasıl koruyacak?

nukleersiz.org Koordinatörü Pınar Demircan, 'Yangını söndüremeyen devlet nükleer santral kurmaya nasıl kaynak seferber eder ve rızamızı alır? Savunanlar bile Türkiye'de nükleer santral kurulmasına karşı çıkmalı!' diyor.

07 Ağustos 2021 Cumartesi 19:19
Termik santrali yangından koruyamayanlar nükleer santrali nasıl koruyacak?

Yeşil Gazete'de yer alan habere göre;

Türkiye 28 Temmuz’dan bu yana devam eden orman yangınları sırasında belki de en uzun gecesini Muğla’nın Milas ilçesindeki alevlerin Kemerköy Termik Santrali’ne sıçradığı gün yaşadı.

Olayın öncesinde bölge halkının yangının sıçraması uyarılarına rağmen alevler 4 Ağustos Perşembe günü santralin içerisine kadar girdi. Yangın sebebiyle termik santralde çalışan işçilerin yanı sıra Ören ve komşu mahallelerindeki binlerce kişi için de tahliye kararı verildi.

Yanan yer ya nükleer santral olsaydı?

Endişe içerisinde takip edilen bu olaylar sırasında sosyal medyadaki birçok kişinin ise aklında benzer soru vardı: “Yanan yer termik santral değil de bir nükleer santral olsaydı ne olacaktı?”

nukleersiz.org Koordinatörü ve Yeşil Gazete nükleer editörü Pınar Demircan da yangın gecesinde yaptığı paylaşımla bu endişeye dile getirdi ve “76. yılında ABD’nin Hiroşima‘ya, Nagasaki‘ye Atom Bombasını atmasını anarken soralım: Yangını söndüremeyen devlet nükleer santral kurmaya nasıl kaynak seferber eder ve rızamızı alır? Savunanlar bile Türkiye’de nükleer santral kurulmasına karşı çıkmalı!” tepkisini gösterdi.

Demircan bu tehlikeye Avustralya yangınları sırasında dikkat çekmiş, küresel ısınma kaynaklı yangınların nükleer santrallerin olduğu ülkelerde felakete yok açacağına vurgu yapmıştı.

Mersin’de orman yangınları

Nitekim iklim krizinin nedeniyle oluşan sıcak dalgaları ve aşırı kuraklığın etkisiyle oluşan yangınlar Türkiye’nin başta Ege ve Akdeniz bölgeleri olmak üzere birçok noktada etkili oldu.

Yanan bölgelerden birisi de Mersin’de inşaatı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) ve lojmanlarına birkaç kilometre mesafedeki Aydıncık’ın Pembecik Mahallesi’ydi. Buradaki alevler kısa sürede Atatürk Mahallesi ile Yenikaş Mahallesi’ne kadar ilerlemişti.

Neyse ki buradaki inşaatı veya işçilerin yaşadığı lojmanları tehdit eden herhangi bir olay yaşanmadı. Ancak bu yaşanmayacağı anlamına da gelmiyor.

‘Olası bir afet tüm coğrafyayı tehdit eder’

Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının 76’ıncı yıldönümünde bir açıklama yayınlayan Mersin Nükleer Karşıtı Platform da bu endişeyi dile getirdi. Mersin’in iklim krizi karşısında oldukça kırılgan olduğu belirtilen açıklamada şu uyarıda bulunuldu:

“İklim krizinin etkilerini her gün daha çok ve daha vurucu şekilde yaşadığımız bugünlerde Mersin Akkuyu mevkiinde inşaatı devam eden Akkuyu Nükleer Santrali, olası bir afetle bütün coğrafyayı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakmaktadır.”

İklim felaketleri risk yaratıyor

Sadece yangın da değil, deniz suyu sıcaklıklarındaki artış, aşırı hava olayları, fırtına, kasırga, sel ve deniz seviyelerinin yükselmesi gibi iklim değişikliğiyle ilişkili birçok felaket de santral için tehlike yaratıyor.

Pınar Demircan’ın aktardığına göre Dünya Nükleer Endüstri Durum Raporu’nda da nükleer enerjinin aşırı su kullanımı gerektirdiğine, olağandışı hava şartlarının nükleer santrallerde kazalara yol açma ihtimalinin bulunduğuna ve sel gibi afetlerin de ötesinde deniz seviyesindeki yükselmelerin suyun tesisin içine girmesiyle riskleri büyüteceğine dikkat çekiliyor.

Felaket anlarında bilgiler paylaşılmıyor

Milas’taki yangının bize hatırlattığı başka bir durum ise böyle felaket anlarında hükümetin bilgileri kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşılmaması. Santralin yanmasına dair endişeler yayılırken, santral içerisindeki patlayıcı maddelerin ne durumda olduğu ancak dolaylı kaynaklardan öğrenilebildi.

Hükümet ve termik santral şirketi ancak yangın kontrol altına alındıktan sonra yangına ilişkin bir açıklama yayınladı.

Akkuyu inşaatında da süreç şeffaf yürütülmüyor

Akkuyu NGS’nin inşaatında ortaya çıkan sorunlarda da benzer bir yaklaşımı tecrübe ettik. 19 Ocak 2021 tarihinde santral inşaatında yaşanan patlama sonrasında Yeşil Gazete’ye açıklama yapan Demircan, projenin başından itibaren sürecin şeffaf yönetilmediğini belirtmiş ve şu ifadeleri kullanmıştı:

“Akkuyu’da bilgiler toplumla şeffaf bir şekilde paylaşılmıyor. Esasen nükleer santrallerle ilgili süreçlerde genel manada ‘güvenlik’ gerekçesi öne sürülerek şeffaflıktan imtina edilir. Ne var ki, inşasına başlandığı tarih itibariyle Akkuyu NGS’deki iş yapma biçimlerinin kendisi güvenlik tehlikesinin kaynağı.”

‘Nükleer projeleri durdurulmalı’

Pınar Demircan’a göre toplumun karar süreçlerinde olduğu gibi kaza ve problemler karşısında da uyarılmaması ve bilgilendirilmemesinin herkesi endişelendirmesi gerekiyor.

Demircan son olarak “Küresel ısınmanın sonucunda artık yangın kuşağına giren Türkiye’de Akdenizin kıyısına kurulmak istenen Akkuyu projesinin durdurulması, aynı akıbeti yaşaması ileriki yıllarda mümkün Sinop projesinin de terk edilmesi gerekiyor” diyerek konunun ciddiyetine vurgu yapıyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.